Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

04 Aralık '17

 
Kategori
İnançlar
Okunma Sayısı
142
 

O zamanlar Anlayamadığım Bu Sırrı Şimdi Sizlerle Paylaşıyorum

O zamanlar Anlayamadığım Bu Sırrı Şimdi Sizlerle Paylaşıyorum
 

Aşağıda okuyacaklarınız tamamen yaşadığım GERÇEK bir olaydır!!!


Evet başlıkta okuduğunuz gibi, o zaman dediğim 1995 yılının ekim ayı gibiydi yanlış hatırlamıyorsam.

Uluslararası bir markanın ticaretini yaptığım o yıllarda, o günün ekonomik şartlarının bir anda çökmesi sonucu ticaret hayatı sekteye uğramış,  ben dolar bazında çok ağır bir borç altında kalmış ve büyük şirketlerin bazıları da iflas etmişti.

Ekonomik bir buhran yaşanıyordu.

Bir gecede tam tamına Türk parasına göre 3 kat borçlanmıştım.

O sıralar günlük rutin meditasyonlarını da ihmal etmeden yapan biriydim.

Çok sıkıntılı anlar yaşıyordum.

Yağmurlu bir sonbahar gününde, iş yerimin cephesinin geniş olmasından dolayı giren çıkanı çok rahat görebilme imkanım olmasına karşın, içeride bir anda karşımda biten bir genci son anda farkettim.

Hatta kendi kendime içimden ''Tuncay sen ne kadar dalgın olmuşsun'' dedim.

Genç, bana elinde o zamanla bugünün para karşılaştırmasına girmeden, kabaca bir miktar diyelim, para gösterdi.

Ben şaşkınlığımı üzerimden atar atmaz ne istediğini sordum.

O da bana elindeki parayı biraz önce çıkan arabanın düşürdüğünü ve geri gelinceye kadar bende durmasını söyledi.

Hoppala!

Şimdi tam şaşırmıştım.

Genç bir adam yerde para buluyor, hem de o zamanın şartlarına göre iyi bir miktar.

Kimse aldığını görmüyor ve o bana getirip sahibinin gelip almasına kadar tutmamı istiyor.

Yavaş yavaş ürpermeye başlamıştım.

Tam o sırada işte o an ANLAYAMADIĞIM bir sırrı bana ima ederek söylüyor ama ben o zaman ki bilinç genişliği mi desem yoksa zihinsel bunalım mı desem bilemem,  bir şaşkınlık yaşıyorum.

 

Bana verdiği en büyük sır şu:

Bu parayı al ve sahibi gelinceye kadar beklet, diyor.

Buraya kadar normal ve beklenen bir teklif diyebiliriz.

 

Ardından bana evrensel sırrı veriyor.

Sahibi saat 5'e kadar gelmezse ki sonradan anladım o paranın sahibi zaten yok.

Yanında çalışan çocuklara dağıt.

 

O an, sanki beynimde bombalar patlıyor, BUMMMMM!


Ben müthiş bir parasal sıkıntı çekiyorum ve o zaman anlayamadığım şu gizli mesajı bana veriyor.

 

Şimdi bu gizli mesajı kelimelere döküyorum.

 

Sıkıntı çektiğin sürece para bekleme.

Eğer bu paraya ihtiyacın olduğunu düşünüp kendine tutarsan evrene yokluk mesajını iletirsin ki karşılığında sürekli yokluk çekeceksin.

Vereceğim bu paraya ihtiyacın olmadığı mesajını iletmen için ihtiyacı olan çocuklara dağıt ki, zaten var olduğunu ima ettiğin para sana katlanarak gelsin.

 

Ardından hepinizin tüylerini diken diken edeceğine emin olduğum bir şey daha söylüyor.


Elinde küçük bir çengelli iğneye ilişik bir rozet veriyor.

Ne olduğunu söylemiyor ancak onun da başka bir arabadan düştüğünü söyleyerek kasamın yanındaki cama asmamı söylüyor.

Ucundaki sembolü çok küçük olduğundan ilk bakışta anlamasam da sonradan görüyorum.

 

Hazır mısınız?


Üzerinde ALLAH yazıyor.

 

Artık neler oluyor, neler bitiyor kendi kendime karma karışık halde iken ve elimdeki parayı zarfa koyup gence bir şey söylemek için döndüğümde, tahmin ettiğinizi bilir gibiyim, GENÇ ANINDA KAYBOLMUŞ BİLE...

Dışarıya çıkıp, iş olmadığından boş boş oturan çalışanlarıma buradan çıkan genci gördünüz mü diye soruyorum ve aldığım cevap:

 

Kimse gelmedi ki abi!!!! 


Ben de bozuntuya vermeden içeri giriyorum.


Söylediklerini bir bir yapıyorum.

Tek bir şey hariç.

Bugünkü bilinç halimde yapmamam gereken bir şey.

Parayı çocuklara dağıtıyorum ama diyelim ki bana verdiği 7 Lira.

6 lirasını dağıttıktan sonra 1 Lirasını uğur getirsin diye kasaya koydum.

 

Yanlış!


Yine yokluk bilincimin bir yansımasını gönderdim evrene.


Ne dediyse onu yapmak zorundaydım.

Çünkü o günkü şartlarda bilincimin genişliğine göre mesajı tam algılayamamıştım.

Her neyse, yine de o zaman ki bilincimin genişliğine göre attığım adımlarla tüm ekonomik şartların ağırlığına karşın ayakta durabildim ve bu günlere çok şükür gelebildim.

Bizler ne istediğimize göre değil, ne olduğumuza göre yaşıyoruz.

Eğer yansıttığımız enerji yokluk bilinci ise YOKLUK, bolluk bilinci ise BOLLUK olarak bize geri dönüyor.

 

O gencin kim olduğunu artık tahmin ettişsinizdir.

 

Şükürler Olsun Verdiğin Sağlık, Bolluk ve Huzur için, Yüce ALLAH'ım...

 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 172
Toplam yorum
: 18
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 597
Kayıt tarihi
: 15.05.16
 
 

Yazar/Theta Master Eğitmen Sahip olduğu sertifikalar: _Theta Master/EFT Master/Healig Codes Maste..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster