Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

16 Şubat '17

 
Kategori
Güncel
Okunma Sayısı
7007
 

Ölüm anlık bir olay değildir. Üç ay önceden başlar…

Ölüm anlık bir olay değildir. Üç ay önceden başlar…
 

Ölüm, beklide üzerinde konuşabileceğimiz en tatsız konulardan biridir. Ancak ne yaparsak yapalım bir gün bizi gelir bulur. Hayatın bir parçası da ölümün ta kendisidir. Kimileri ölümle birlikte her şeyin biteceği, kimileri yeniden dünyaya gelineceği, kimileri ise bu dünyada yaptıklarımızın karşılığı olan başka dünyalara göçeceğimiz düşüncesindedir.

Çeşitli şekillerde ölebiliriz. Mesela bir kaza olur o an ölürüz. Hasta oluruz, hastalığımız bizi hayattan götürebilir. Yaşlanıp vücudumuz yaşam için yetersiz kaldığında da ölürüz ki biz buna doğal ölüm diyoruz. Bu yazının konusu da bu.

Kişi yaşlanır, vücut yaşama direncini ve sevincini kaybeder ve ölür. Biz sadece ölümün, hayati fonksiyonların durduğu anı ölüm olarak algıladığımız için “aniden öldü” deriz. Peki, ölüm hakkında ne biliyorsunuz? Mesela ölümün aslında anlık olmayıp, üç ay önceden başlayabileceğini biliyor muydunuz?

Ölüm, her birey için özel, benzersiz, kişisel bir yolculuktur. Birisi ölüme doğru yaklaşır ve bilinen bir dünyadan bilinmeyen bir dünyaya doğru yolculuğu başlar.

Bu süreçte kişi ölümü kavrar ve kendi ölümüne inanarak, zihinsel yolda bir keşfe başlar. Bazılarının varış noktasına ulaşması aylar sürebilirken bazılarının yolculuğu ise birkaç gün sürer.

Birisi ölümün yaklaştığını fark etmeye ve onu kabul etmeye başladığı zaman çevresinden çekilmeye başlar. Dünyadan ve dünyanın içindekilerden ayrılma sürecini başlatır. Arkadaşlarının, komşularının ve hatta aile üyelerinin bile ziyaretini geri çevirebilir. Ziyaretleri kabul ettikleri zaman etkileşimde zorlanabilir ve bundan hoşlanmayabilirler.

Kendi hayatları hakkında düşünüp taşınırlar ve anıları ziyaret edip dururlar. Nasıl bir hayat yaşadıklarını değerlendirebilir ve pişmanlıklarını düşünürler.

Ölmek üzere olan kişilerin iştahı azalır, kilo verirler. Beden yavaşlamaya başlar ve daha önce olduğu gibi yiyeceklerden enerji almaya gereksinim duymaz. Bir zamanlar çok keyif aldığı şeyler ona artık cazip gelmez, tek istediği şey uyumaktır…

Değişen vücut kimyası hafif bir his üretir. Onlar ne aç ne de susuzdur, yemek yemediklerinde acı çekmezler. Ve bu başladıkları yolculuğun beklenen bir parçasıdır.

ÖLÜME 1 - 2 HAFTA KALA

RUHSAL DEĞİŞİKLİKLER

Bu yolculuk sırasında kişiler genelde uyurlar. Kişilerde oryantasyon bozukluğu sık görülür ve algılar değişebilir. Kişi gizli düşman korkusu veya yenilmeme duygusu gibi hezeyanlar yaşayabilir.

Halüsinasyonlar görebilir, bazen orada olmayan insanlarla konuşabilirler. Konuşulan kişi genelde ölmüş insanlar olur. Hayat ile gelecek arasındaki perde kalkmıştır. Kişide ajitasyon görülür, hareketleri amaçsızdır ve diğerleri için hiçbir anlam ifade etmiyor olabilir. Çünkü gittikçe bu dünyadan uzaklaşıyorlardır.

FİZİKSEL DEĞİŞİKLİKLER

Vücut daha zor bir şekilde kendini koruma altına alır. Vücutta bu süre zarfında bazı işaretler görülür:

* Vücut sıcaklığı düşüktür

* Kan basıncı düşüktür

* Terlemede artış görülür

* Terlemede artış görülür

Dolaşım nedeniyle deride renk değişiklikleri olur. Soluk ve mavimsi bir renk hâkimdir, özellikle dudaklarda ve tırnak yataklarında daha belirgindir.

Solunum değişiklikleri söz konusudur. Genellikle solunum daha hızlı ve yorucu haldedir. Tıkanıklık meydana gelebilir ve bu da öksürüğe yol açabilir. Konuşma azalır ve sonunda tamamen durur.

YOLCULUK ARTIK SONA ERDİ:

ÖLÜME BİRKAÇ GÜN YA DA BİRKAÇ SAAT KALA

Kişi artık ölüme doğru yaklaşmaktadır. Ölüm yaklaştıkça enerji dalgası ortaya çıkabilir. Yataktan kalkıp, yakınlarla konuşmak, iştahsız geçen günlerden sonra bir şeyler yemek isteyebilirler. Bu enerji dalgalanması kişiye göre değişiklik gösterse de ölen bir kişinin son fiziksel ifadeleri bunlardır.

Nefes daha düzensiz ve genellikle daha yavaştır. (Cheyne Stokes solunumu) Hızlı hızlı nefes almanın ardından nefes tamamen durabilir.

Eller ve ayaklar morumsu ve lekeli (benekli) olabilir. Bu benekler yavaş yavaş kollara ve bacaklara yayılabilir. Dudaklar ve tırnak yatakları mavimsi ya da mor olabilir. Kişi genellikle yanıt vermemeye başlar ve gözleri açık veya yarı açık olmakla beraber çevreyi göremezler.

İnanışa göre bu anlarda ölmek üzere olan kişinin yanına sevdiği kişilerin oturup onunla konuşması tavsiye edilir.

Sonunda nefes tamamen sona erer, kalp durur. Ve ölüm artık meydana gelmiştir. (Kaynak Takvim)

Allah cümleye hayırlı ölüm versin.

İzmir 16.02.2017

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Ölüm yolunda yolcunun kendini fark ettiği anları iyi anlatmış. Fakat hep böyle mi olur bilemem tabi. Bence herkesin ölüm yolculuğu kendine özel nitelikler taşır. Kimi vardır ki son günlerinde birden aktifleşiverir. Aslında ölüm daha doğuşta gelir yapışır yakamıza. Yani bizim büyüme dediğimiz şey aslında bir ölüm sürecidir.

Muharrem Soyek 
 22.02.2017 17:23
Cevap :
Merhaba, Haklısınız, Doğduğumuzda ölmeye başlıyoruz aslında. Teşekkürler. Saygı ve selamlar...  22.02.2017 23:30
 

Merhaba Osman Bey. Ölümü düşünmek insanı ürpertiyor. Selamlar...

Mesut KARİP 
 21.02.2017 10:24
Cevap :
Merhaba Mesut bey, Düşünsek de düşünmesek de gelecek. Hem hurileri düşününce hiçte fena fikir değil:)) Saygı ve selamlar...  21.02.2017 11:56
 

Ölümle ilgili bu ayrıntıları ilk kez okuyorum.

Kerim Korkut 
 19.02.2017 17:12
Cevap :
Merhaba, Allah hepimize hayırlı ölüm versin. Saygı ve selamlar...  20.02.2017 10:25
 

Takvim, şu, her gün emeklilere müjde(!) veren gazete... Ölüm müjdesini de vermiş... Hayırlı olsun. Ne kadar yaşlı olursa olsun, hiçbir yakımında, ölümünden tâ 3 ay öncesinden böyle belirtilere rastlamadım. Son günlerinde, son birkaç günde olabilir. Selâmlar...

İsmail Hakkı CENGİZ 
 19.02.2017 13:11
Cevap :
Merhaba, Bilgi, paylaşılırsa tartışılır, tartışılırsa berraklaşır derler. Ben de paylaştım:) Saygı ve selamlar...  20.02.2017 16:19
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 1594
Toplam yorum
: 5587
Toplam mesaj
: 265
Ort. okunma sayısı
: 1339
Kayıt tarihi
: 16.07.08
 
 

66 yaşında iki çocuk ve iki torun sahibi bir erkeğim.. Lise mezunuyum. Uzun yıllar esnaflık yaptım. ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster