Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

11 Eylül '18

 
Kategori
Haber
Okunma Sayısı
293
 

Şehit

Şehit
 

Dün bir arkadaşımın şehit haberini aldım. Üstelik bunu ana haberlerde duydum. Peki tahmin edin bu haber kaç dakika sürdü ? Çok iyimsersiniz ! Sadece 5 saniye sürdü ! Belki de daha azdı bilemiyorum.

Dikkatiniz çekerim her konunun bokunu çıkaran haberlerimiz, her bayram ne kadar tatlı tüketilmeli konusunda haberler yapan, sahurda-iftarda ne kadar yemeliyiz diye saatlerce tartışan ana haber bültenleri günlerce yaşam mücadelesi verip şehit düşen bir kahramanın tek bir fotoğrafını dahi paylaşmadılar. 5 saniye içinde ismini söylediler, ŞEHİT dediler ve öteki kameraya dönen spiker gülerek daha neşeli bir haber sunmaya başladı !! 

          Ne zaman bu kadar duyarsızlaştık ? Ne zaman bu adar alıştık biz ŞEHİT haberlerine? Ne zaman boğazımız düğümlenmeden ŞEHİT der olduk? Ve biz ne zaman gözlerimiz dolmadan anar olduk ŞEHİTLERİMİZİ? 

   Belki de son zamanlar da o herkese ŞEHİTLİK mertebesi tanınmasındandır bu alışkanlığımız ve ŞEHİTLİĞİN asıl tanımını unutmamız..

           Bugün cenaze merasimi yapılacak.. Bugün insanların acılarına aldırmadan, ellerinize mikrofonlar alıp saçma sapan sorular sorup iyi bir haber yakalayabilmek için bir yerlerinizi yırtacaksınız değil mi? Salak saçma sorduğunuz sorularla insanları darlayacak, arkasına duygusal bir fon müzik koyup bugününde haberini çıkardık diye sevinip evlerinizde rahat bir uyku çekeceksiniz muhtemelen. 

     Şehite ve ailesine gram saygı göstermeden en iyi fotoğrafları  çekebilmek için birbiriyle yarışacak fotoğrafçılar, kameramanlar..

Sonra?

Siz evinize gidip normal hayatlarınıza döndüğünüzde ŞEHİT ailesi hala ŞEHİT ailesi olarak kalmaya devam edecek. Acıları taze..

Siz sırf adetten diye göğsünüze taktığınız o ŞEHİT fotoğrafını tören alanından çıkarken buruşturup yanından geçtiğiniz ilk çöpe atarken, aile bir ömür boyu bu acıyı göğsünde saklayacak, kalan tüm fotoğrafları bir bir toplayarak..

               Asker çocuğuyum ben. Yani hep böyle şeylerle büyüdüm. Babalarımızın görevden dönmesini beklemek bizim için oyun gibiydi. Şehit, gazi haberlerini masal dinler gibi dinledik. Alışkınım alışkın olmasına ama asla kabullenemiyorum. Bizim evde ,babam emekli olmasına rağmen, hala şehit haberleri, operasyon haberleri duyulduğunda evde buz gibi hava eser.  Herkes sessizleşir. Kimse birbirine bakamaz. Gözyaşlarımızı da birbirimize çaktırmadan silmeye çalışırız. 

     Biz yine buz kestik. Konuşamıyoruz. Kelimelerimiz kifayetsiz kaldı. Ülkemizin her zaman ki kayıtsızlığı ise aslında pek de şaşırtmadı. 

Peki neden öldü bu çocuk ??

Biz daha iyi şartlarda yaşayabilelim diye. Ülke barış içinde olsun diye.  Her ne kadar biz yaşlısı-genci,kürdü-türkü,kadını-erkeği birbirimizi yemeğe devam etsek de.  Yani keyfinden ölmedi. Son model arabasıyla hız yaparken kaza yapmadı, alkol komasına girmedi, uyuşturucu kullanıp lan bu hayatta çok zor diyerek kendinden geçmedi. Günümüz gençlerinin girmiş olduğu saçma sapan triplerin hiç birine girmedi. Görevden dönerken zırhlı araca yapılan eyp saldırısı sonucu ağır yaralandı, günlerce yaşam mücadelesi verdi ve bu mücadele de yenik düştü. 

Ortalık sessiz..

Klavye delikanlıları bir kaç gün atıp tutarlar ;

'' Baş koymuşum Türkiyemin yoluna '' ,

''her şey vatan için'' ,

''kahrolsun terör ''

diye sonra banka dekontlarını paylaşırlar sosyal medyalarında. Çünkü askerlik yapabilecek cesaretleri yoktur, annelerinin eteklerinden ayrılmazlar. 

           Konuşmakla olmaz! Ülkeni seviyorsan eğer ülken için çalışmalısın. Ülkene yararlı bir birey olmalısın... Olamıyorsan da sus en azından da boşuna oksijen israfı yapma bize de yazık kardeşim !

Sabır ve duyarlılık diliyorum herkese..

Kalbinizde bir parça da olsa kararmayan bir yer varsa eğer hala umut var demektir..  Kurtarınız kendinizi bu vurdumduymazlıktan ve açın gözlerinizi. 

 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

Bu blog Editör'den Öneriler alanında yayınlanmaktadır

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Çürüme... Birey ve toplum için için çürüyor. İyiye gittiğini zannederek çürüyor...

İsmail Hakkı CENGİZ 
 16.09.2018 15:30
Cevap :
Kesinlikle haklısınız..  16.09.2018 21:51
 

İzel..

yucel evren 
 15.09.2018 9:03
Cevap :
Abicimm   15.09.2018 13:48
 

Ben hiç alışamadım...Alışmak ne mümkün bu acıya? Şehit haberlerine ağlamaktan kendimi hiç alamadım.Yitirdiğimiz o evlatları düşünmekten yıllardır doğru düzgün uyuyamadım.Kronik bir depresyonun içinde debelenip duruyorum.Daha kaç canımız gidecek bilmiyorum.Genç hastalarımın,askere giderken benimle helalleşmelerini unutamıyorum hiç.Onların yanında dik durup,kapıdan çıktıkları anda tutulduğum ağlamalar...Başınız,başımız sağ olsun...Çok üzgünüm sevgili İzel hanım...Söyleyecek bir şeyim kalmadı artık.Sevgiler yürek dolusu...

fisun gökduman kökcü 
 14.09.2018 21:49
Cevap :
Çok tesekkür ederim.. Cebimizde kelimelerimiz kalmadı artık kullanabilceğimiz sanırım. Kocaman bir hüzün hepsi bu..  14.09.2018 22:30
 

Eşim subay emeklisi ve sizin yazdıklarınız o kadar tanıdık ki; çocuklarım iki kızım babasız büyüdüler neredeyse. Şahit olduğumuz, karşı kapı, üst kat,yan blok, arka blok şehit ve gazilerimizin geliş yerleri idi. Her gün ölüm korkusu ama kimse farkında değil. Ateş kime değiyorsa onu yakıyor ne yazık ki.Herkes sinir hastası olup çıktı kim bilir ki çektiklerimizi. Ne oldu? koca bir hiç! Sil baştan. Allah ana babasına sabırlar versin.

SAHAFÇA 
 14.09.2018 21:30
Cevap :
Acılarımız ortak desenize. Nasıl bir ironi değil mi acılarımızın ortak oluşuna sevinir olduk artık.. Lojman çocuklarına selam ediyorum o halde hasretle kucaklıyorum kaderdaşlarımı.. :)  14.09.2018 22:34
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 28
Toplam yorum
: 58
Toplam mesaj
: 2
Ort. okunma sayısı
: 168
Kayıt tarihi
: 29.09.16
 
 

Dünyada yaşamaktan yoruldum, marstan atama bekliyorum.. Söyleyebileceklerim bu kadar. Tesekkürler..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster