Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

25 Ocak '17

 
Kategori
Genel Sağlık
 

Şeker Hastalığının Göz Üzerindeki Etkileri

Şeker Hastalığının Göz Üzerindeki Etkileri
 

Diyabetes Mellitus, kısa adıyla diyabet hastalığı, vücutta insülin eksikliği veya insülinin görevini yapamaması sonucu şekerin hücre içine girip işlevini gerçekleştirememesi sonucu oluşur. Kontrol edilemediği takdirde zamanla vücudun birçok organ ve dokusunu etkiler. İki tipi vardır: Çocukluk çağı ve gençlerde görüleni Tip 1, erişkin yaşta görüleni de Tip 2 Diyabettir. 
 
Diyabette asıl sorun damarlarda oluşur. Şeker hastalığı, damar dokusunda, damarın iç yüzeyinde ve dış duvarında bozukluk yapar. Damarın iç yüzeyinde yapmış olduğu bozukluk damar tıkanıklığına neden olurken, hem iç yüzey hem de dış duvar bozukluğuna bağlı olarak da damarın geçirgenliği artar. Böylece, kılcal ve orta kalibreli damarlarda tahribat yapar. Retinopati (gözün arka tabakalarının hasar görmesi), nöropati (sinirlerin hasar görmesi), nefropati (böbreklerin hasar görmesi), diyabetik ayak (ayak ülserleri) ve empotans (cinsel iktidarsızlık), bu hastalığın kronik komplikasyonlardır.
 
Göz, muayenesi esnasında damarların doğrudan görülebildiği yegane organdır. Bu nedenle sadece göz hekimlerinin takibi ve gerektiğinde müdahale etmesi kadar önemli bir başka konu vardır. Hastaları takip eden ana tedavi edici hekim olan dahiliye/endokrinoloji uzmanı da göz konsültasyonu ister.
 
DİYABETLİ HASTALARIN GÖZLERİNDE OLUŞABİLECEK SORUNLAR
 
Retinopati
 
Diyabet, gözde en çok retinaya zarar verir (retinopati). Fakat bu hasar çok yavaş oluşur. Uzun süren kan şekeri yüksekliği ve kan basıncı yüksekliği retinadaki küçük damarlara zarar verir. Önce, damarlar şişer ve zayıflar. Bazıları tıkanır ve kan dolaşımını sağlayamaz. Bu aşamada görme ile ilgili bir sorun hissedilmeyebilir. Zamanla, şiş ve zayıf damarlar yeni bir doku yaratır ve bu doku retinanın işlev görmemesine hatta yırtılmasına yol açabilir.
 
Görme merkezinde ödem oluşumu diğer sık rastlanan olumsuzluktur. Bunun sonucunda öncelikle görme merkezinde sıvı oluşur. Hastanın kan kolesterol ve trigliserid düzeyleri yüksekse sıvıya ilaveten yağ birikintileri de görülür. Yağ birikintilerin varlığı görmeyi çok daha olumsuz etkileyen ve tedaviye zor cevap veren bir durum oluşturur. Hastada diyabetten başka hipertansiyon da varsa damarsal tahribat daha fazla olur.
 
Gözlüğe rağmen görmede azalma görülür. Hastalar, öncesinde gözlükle net görebildikleri yazıları artık gözlük kullansalar dahi görememeye başlar. Bu görme merkezindeki sıvı birikimine bağlı olabilir. Daha ileri safhalarda damar tıkanıklığına bağlı retinada beslenemeyen bölgeler oksijensiz kaldıkları mesajı veren (VEGF) hormonu salgılar. Bu hormonun iki önemli etkisi vardır: 
 
1)Yeni anormal damar oluşumunu başlatması
 
2)Damar geçirgenliğini artması
 
Damar geçirgenliğinin artması görme merkezindeki ödemi fazlalaştırır ve görmeyi daha kötüleştirir.  
 
Damar tıkanıklığı sonucu gelişen anormal damarlanmalar da zamanla kanamalara yol açarak ani görme kayıplarına da neden olabilir.
 
Şeker hastalığında retinada anormal yeni damarların oluşmasından başka, vitreus içi kanamalar ve retina dekolmanı gibi görmeyi önemli derecede etkileyen ciddi problemler ortaya çıkar. Ayrıca katarakt, glokom, oküler kas hastalıkları, kornea problemleri ve enfeksiyona yatkınlık gibi olaylara sık rastlanılır. 
 
Katarakt
 
Glukoz metabolizması bozulduğu için şeker hastalarında diğer kişilere oranla daha sık katarakt gelişebilmektedir. Bu tür hastalarda katarakt ameliyatı sırasında çok dikkatli olunması gerekir. Çünkü ameliyatın diyabetik retinopatiyi arttırıcı bir etkisi vardır. O yüzden,  katarakt muayeneyi engelleyecek ölçüde ilerlerse ameliyat düşünülmelidir. Ameliyat sonrasına da bu tür hastaların çok yakından takip edilmesi gerekmektedir. 
 
Glokom
 
Göz içi basıncının yükselmesi nedeniyle görme sinirinin giderek zayıflamasıdır. Şeker hastalarında glokom görülme sıklığı artar. Glokom genelde ilaç ile tedavi edilir. Göz içi basıncını ayarlamak için bazı damlalar kullanılır. Bu yeterli olmazsa cerrahi tedavilere geçilir.
 
DİYABETTE TEDAVİ
 
GENEL ÖNLEMLER ve TAKİP
 
Öncelikle hastalığın sistemik tedavi yapılmalıdır. Bu, diyabet doktorlarının üstlendiği tedavidir. Beraber var olan hastalıkların da kontrol altında olması  tedavide arzulanan sonucu alma olasılığını arttırır. Kan şekerinin olabildiğince normale yakın seviyelerde tutulması göz, sinir ve böbrek hasarları, kalp krizi ve felç gibi sorunlarla karşılaşma riskini azaltır. Bu hastaların dahiliye/endokrin uzmanları tarafından düzenli olarak izlenmesi gerekir.
 
Hemoglobin A1C kodlu “uzun dönem şeker ortalaması”nın normal sınırlarda olması gerekir. Aynı şekilde kalp fonksiyonlarının, vücut tansiyonunun ve kan yağlarının da normal değerler içinde olması lazım. Yoksa, böbrekler, ayaklar ve gözlerde hasarlar oluşabilir. 
 
GÖZ TEDAVİLERİ
 
Eğer tedavi için geç kalınmaz ise çoğunlukla geriye dönüş mümkündür. Kanamaların birkaç haftada açılması beklenir. Açıldıktan sonra lazer tedavisi ve gerekirse VEGF hormonunu baskılamak için anti-VEGF tedavisi uygulanır. 
 
Lazer tedavisi ile oluşan anormal damarlanmaları geriletilebilir. Olumsuz etki olarak da görme alanında daralmalar ve gece görmesinde zamanla bir miktar azalma gelişebilir.  Fakat tedavinin kazancını dikkate alırsak bu çok önemli bir kayıp değildir. Lazer tedavisi ayrıca görme merkezinde oluşan ödemin ve  damardaki  baloncuklarının tedavisinde de kullanılmaktadır.
 
Anti-VEGF tedavisinde olumlu sonuçlar alınmaktadır. Tedavinin olumsuz yanı ise tekrarlanması gereksinimidir. Tedavi göz içine enjeksiyon ile yapılır, oldukça etkili bir tedavidir. Bu tedavide şekerin dengede olması çok önemlidir. Şekerin dengesi iyi değilse yapılan tedaviden alınacak yanıt da yetersiz olabilir. Yanıt alınsa bile hastalık yeniden nüksedebilir. Göz içine kortizon tedavisi de yapılabilmektedir. Ancak kortizon daha seyrek kullanılmaktadır. Çünkü etkisi daha uzun sürer. Senede 2-3 kere yapılması yeterli olmaktadır.  Dezavantajı ise katarakt oluşumu ve geçici de olsa göz içi basıncını arttırıyor olmasıdır. Eğer anti-VEGF tedavisinden istenilen cevap alınamazsa kortizon tedavisi ikincil alternatif olarak uygulanabilmektedir. Görme merkezinde tekrarlayan kanamalar durumu güçleştirir, sonunda  körlüğe kadar gidebilir. Eğer açılma olmazsa ameliyatla müdahale edilir.
 
Tip 1 diyabetlilerde, hastaların neredeyse yüzde 80’inde, çok daha kısa sürede gözle ilgili şikayetler ortaya çıkar. Tip 2 diyabette ise göz problemleri daha az görülür ve daha uzun sürede ortaya çıkar. Örneğin Tip 1 diyabetli bir hastada 10 yıl içerisinde gözle ilgili sorunlar gözüküyorsa, Tip 2 diyabetli şeker hastasında 15-20 yıllık bir süre zarfında gelişir. 
 
Bu tedavilerin hiçbirinden cevap alınamayan, gözünde kanama, anormal zarımsı yapılar olan hastalarda ameliyat gündeme gelir. Vitrektomi adlı bu ameliyatta, göz içindeki kanamalar ve zarımsı yapılar temizlenir. Beraberinde lazer uygulaması yapılır.
 
Prof. Dr. Kadircan KESKİNBORA
Göz Hastalıkları Uzmanı 
 
 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 6
Toplam yorum
: 0
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 929
Kayıt tarihi
: 20.01.17
 
 

Göz Hastalıkları Uzmanı olarak aktif göreve devam etmektedir. Bahçeşehir Üniversitesi Tıp Fakülte..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster