Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

27 Ekim '06

 
Kategori
Kitap
 

Şibumi

Şibumi
 

''Sıradan, olağan görünümlerin altında yatan gizli üstünlükleri anlatır. Şöyle düşün; O kadar doğru bir söz ki, cesaretle söylenmesine gerek yok. O kadar gerçek ki, sahici olamasına gerek yok. Şibumi demek bilgiden çok anlayış demek. İfade dolu bir sessizlik demek. Kendini kanıtlama gereği duymayan bir alçakgönüllük demek.'' 

Şibumi, gizemli yazar Trevanian'ın en ünlü romanı. Gerçek adının Rodney Whitaker olduğuna inanılan ve bügün mezarı bile gizlenen, yaşamı sırlarla dolu yazar. 

Kurgusuyla dikkati çeken ancak özünde felsefesiyle yoğurulmuş romanı okudukça, bilge Otake-San ve öğrencisi Nicholai Hel'in diyalogları çerçevesinde Şibumi'yi daha iyi kavrayacaksınız. 

''Senin en büyük kusurun tecrübesizliğin değil, kayıtsızlığın. Yenilgilerini senden daha zeki ve yetenekli olanların elinden tatmayacaksın. Seni yenenler, sabırlı, sinsi, orta düzeyde insanlar olacaklar.'' diyor kitabın bir bölümünde Otake-San öğrencisine. 

Öyküde, felsefe dışında dikkati çeken bir diğer nokta da Nicholai Hel'in karakteri ve düşünceleri çerçevesinde doğunun ve batının farklılıkları, koyu bir Amerika düşmanlığıdır. 

''Hayatının en tekdüze kısmı San Şin binasının bodrum katındaki odasında geçirdiği haftada kırk saatti. Yetişme tarzı ona bazı batılılarda gördüğü gibi hayatlarını işteki başarılarla doldurma zorunluluğu yüklemiyordu. Zevk, okuma ve rahatlık yeterliydi Nicholai için. Başkaları tarafından beğenilmek gibi bir koltuk değneğine ihtiyacı yoktu. Kendi gücüne inanma zorunluluğu yoktu. Eğlence gibi bir uyuşturucu maddeye ihtiyaç duymuyordu. Ne yazık ki şartlar onu para kazanmaya zorluyordu. Üstelik de Amerikalıların arasında kazanmaya çalışarak. 

''Nicholai'nin asıl canını sıkan onların eşitlik iddası değildi. Kültürel bir karmaşıklık içinde bulunmalarıydı. Amerikalılar hayat standardını yaşamın kalitesiyle karışıtırıyorlardı. Fırsat eşitliğini örgütlenmiş beceriksizler ordusuyla, ataklığı cesaretle, sertliği erkeklikle, özgürlüğü serbestlikle, çok laf etmeyi canlılıkla, eğlenceyi zevkle karıştırdıkları gibi.'' 

Bazen yaşamın oyununa gelip sabah güneşin güzelliğini görmeden içimiz hırslarla dolu olarak uyanıyoruz ve hayatı kolaylaştırmak yerine onu daha da karmaşık, zor bir hale getiriyoruz. Dinlemekten çok konuşuyoruz. Öyle ki bir süre sonra aslında kimsenin bizi dinlemediğini farketmiyoruz. Çünkü aslında biz bile kendimiz dinlemiyoruz. Ülkeler toprak, petrol savaşı yaparken biz sıradan insanlar da kariyer savaşları yapıyoruz. Hiçbir işi karşılıksız yapmıyoruz ya da önemli değil desek bile hep bir beklenti içindeyiz. Kibar gülümseler maskesi altında sinsi planlar geçiyor içimizden ki bir süre sonra maskemiz gerçek yüzümüz haline geldiğini farkettiğimizde çok geç oluyor. 

Sade, güzel ve alçakgönüllü bir yaşam dileğiyle...
 

 
Toplam blog
: 31
: 4056
Kayıt tarihi
: 24.09.06
 
 

1979 doğumlu. İstanbul Üniversitesi Kimya Bölümü ve İstanbul Üniversitesi Kimya Öğretmeniği Tezsi..