Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

29 Ekim '06

 
Kategori
Kitap
Okunma Sayısı
10449
 

Şibumi

Şibumi
 

''Sıradan, olağan görünümlerin altında yatan gizli üstünlükleri anlatır. Şöyle düşün; O kadar doğru bir söz ki, cesaretle söylenmesine gerek yok. O kadar gerçek ki, sahici olamasına gerek yok. Şibumi demek bilgiden çok anlayış demek. İfade dolu bir sessizlik demek. Kendini kanıtlama gereği duymayan bir alçakgönüllük demek.'' 

Şibumi, gizemli yazar Trevanian'ın en ünlü romanı. Gerçek adının Rodney Whitaker olduğuna inanılan ve bügün mezarı bile gizlenen, yaşamı sırlarla dolu yazar. 

Kurgusuyla dikkati çeken ancak özünde felsefesiyle yoğurulmuş romanı okudukça, bilge Otake-San ve öğrencisi Nicholai Hel'in diyalogları çerçevesinde Şibumi'yi daha iyi kavrayacaksınız. 

''Senin en büyük kusurun tecrübesizliğin değil, kayıtsızlığın. Yenilgilerini senden daha zeki ve yetenekli olanların elinden tatmayacaksın. Seni yenenler, sabırlı, sinsi, orta düzeyde insanlar olacaklar.'' diyor kitabın bir bölümünde Otake-San öğrencisine. 

Öyküde, felsefe dışında dikkati çeken bir diğer nokta da Nicholai Hel'in karakteri ve düşünceleri çerçevesinde doğunun ve batının farklılıkları, koyu bir Amerika düşmanlığıdır. 

''Hayatının en tekdüze kısmı San Şin binasının bodrum katındaki odasında geçirdiği haftada kırk saatti. Yetişme tarzı ona bazı batılılarda gördüğü gibi hayatlarını işteki başarılarla doldurma zorunluluğu yüklemiyordu. Zevk, okuma ve rahatlık yeterliydi Nicholai için. Başkaları tarafından beğenilmek gibi bir koltuk değneğine ihtiyacı yoktu. Kendi gücüne inanma zorunluluğu yoktu. Eğlence gibi bir uyuşturucu maddeye ihtiyaç duymuyordu. Ne yazık ki şartlar onu para kazanmaya zorluyordu. Üstelik de Amerikalıların arasında kazanmaya çalışarak. 

''Nicholai'nin asıl canını sıkan onların eşitlik iddası değildi. Kültürel bir karmaşıklık içinde bulunmalarıydı. Amerikalılar hayat standardını yaşamın kalitesiyle karışıtırıyorlardı. Fırsat eşitliğini örgütlenmiş beceriksizler ordusuyla, ataklığı cesaretle, sertliği erkeklikle, özgürlüğü serbestlikle, çok laf etmeyi canlılıkla, eğlenceyi zevkle karıştırdıkları gibi.'' 

Bazen yaşamın oyununa gelip sabah güneşin güzelliğini görmeden içimiz hırslarla dolu olarak uyanıyoruz ve hayatı kolaylaştırmak yerine onu daha da karmaşık, zor bir hale getiriyoruz. Dinlemekten çok konuşuyoruz. Öyle ki bir süre sonra aslında kimsenin bizi dinlemediğini farketmiyoruz. Çünkü aslında biz bile kendimiz dinlemiyoruz. Ülkeler toprak, petrol savaşı yaparken biz sıradan insanlar da kariyer savaşları yapıyoruz. Hiçbir işi karşılıksız yapmıyoruz ya da önemli değil desek bile hep bir beklenti içindeyiz. Kibar gülümseler maskesi altında sinsi planlar geçiyor içimizden ki bir süre sonra maskemiz gerçek yüzümüz haline geldiğini farkettiğimizde çok geç oluyor. 

Sade, güzel ve alçakgönüllü bir yaşam dileğiyle...
 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Valla Şibumiyi okuyalı çok uzun zaman oldu ama kadınla erkek arasındaki cinsel ilişkide bile neyin nasıl olması konusunda güzel şeyler anlattığını hatırlıyorum. Şiddet işin doğalında olan bir şeydi gibime geliyor.. Ancak aranan sadece ve sadece huzur içerisinde, güvene dayalı bir hayat yaşamaktı. Akan suyun çıkarttığı seste mükemmelliği aramak çokda aslolan ölümü çağrıştırmıyor bana... Bunun yanında (ismi yanlış yazabilirim) Katyanın Yazı'nı da okumanızı kesinlikle tavsiye ederim... Sevgiyle...

Barış 
 02.11.2006 14:28
 

Şibumi'yi yanlış anlamışsınız. Şibumi, 'hayaldeki bahçe' ve 'çıplak elle öldürmek' de demek. Diğer bir deyişle, Şibumi asla barışı savunmuyor. Düşmanı sürekli öldürmeyi savunuyor. Yalnızca, öldürmekle düşmanın bitmeyeceğini biliyor. O nedenle, kendi sonunu kendi getirmeye karar veriyor. Özetle: Dünyayı bir bağçe durumuna çevireceğiz ama öldürerek. Kimlerin öldürüleceğini de biliyoruz. Aslolan yaşam değil, ölümdür.

Reha Ülkü 
 01.11.2006 13:26
Cevap :
Reha Bey, yazımda kitaptan anladıklarım ile ilgili hiçbir yorumda bulunmadım. Paragraflar kitabı tanıtmak için aynen kitaptan alınmışır. Eğer benim fikrim ne diye sorarsanız yine de Şibumi hakkında sizin gibi düşünmüyorum. Kitaptan çıkarımlarınız ilginç. Şimdi diğer okuyucuların da şibumi hakkındaki düşüncelerini merak ettim.  01.11.2006 17:22
 

Bazen kaçırıyor insan çok yoğun bloglar var ve sizi atlamışım ama umarım gecikmedim... sizi okuyacağım bundan böyle ...

Yücel EVRENN 
 29.10.2006 17:45
Cevap :
Yücel Bey, yorumunuz beni o kadar mutlu etti ki... İyi bir güdüleyici oldu benim için. Çok teşekkür ederim. Saygılar...  30.10.2006 8:11
 

Paylaşımınız için bizzat teşekkür etmek istedim. Bir aydır, tamam artık kitap almayacağım bu konuda (felsefi roman) okuyacağım kitap kalmadı, derken hasta yattığım bir sırada imdadıma yetiştiniz. Bilinçaltım meğerse araştırıp duruyormuş. Anlatımınız da çok hoş. Hemen çocuklarıma sipariş vereceğim.

Uçan Kartal 
 28.10.2006 7:53
Cevap :
Çok geçmiş olsun... Kitabın size iyi geleceğine inanıyorum. :) Sevgiler...  29.10.2006 9:25
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
 
Toplam blog
: 32
Toplam yorum
: 46
Toplam mesaj
: 5
Ort. okunma sayısı
: 2395
Kayıt tarihi
: 24.09.06
 
 

1979 doğumlu. İstanbul Üniversitesi Kimya Bölümü ve İstanbul Üniversitesi Kimya Öğretmeniği Tezsi..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster