Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 
 

Özgür Gürbüz Kurban

http://blog.milliyet.com.tr/polveir

22 Mart '13

 
Kategori
Siyaset
Okunma Sayısı
786
 

Sosyalist dünyasında devlet

Sosyalist dünyasında devlet
 

Sosyalist ideolojiye göre, Sosyalistlere göre DEVLET.


Projemize sosyalizmi tanımlayarak başlayalım, toplumsal yaşamı kendi oluşturduğu imece demokratik değerler ile tekrar düzenlemeyi varsayan ideoloji şeklidir.Sosyalizm halkla, toplumla ilgili bir bilim, kavram ve ideoloji olduğundan hep var olacaktır.Sosyalizm kişinin hak ve özgürlüğüdür.Bu ideolojide fikir ve vicdan özgürlüğü aslolandır.İnsan, halka mal olmuş varlıktır.Aslen bireyin, birey olma mücadelesidir diyebiliriz.

Bazılarına göre sosyalizm, özgürlüğe hürmet, insana hizmet etmektir.Bir kısmına göre ise, üretim araçlarının kamusallaştırılması ve işçi sınıfı diktalığıdır.

Devletin tanımı ile devam edelim çünkü sosyalistlerin devlete bakış açısının alt başlıklarında ‘’ devlet ’’ ve ‘’ sosyalist ideoloji ’’ terimleri bulunmaktadır.İkiliyi tanımlamak ve ikiliye yönelik tezlerimizi anlaşılır kılmak için ilk adımda devletin tanımını açıklamak iyi bir başlangıç olacaktır.Toplum ile doğup, onun üzerinde yer alan ve giderek ondan kendini uzaklaştıran güce devlet diyoruz.Daha doğrusu, üretim ve gelişim safhalarında, devlet toplumun bir ürünüdür, daha sonraki evrelerde ise devlet toplumdan uzaklaşacak ve kaderine razı olurcasına son demlerinde sönümlenecektir.İnsanlık nirvanaya ulaşırken, devlet başa dönecek ve ilk insanların toplum yapısına uyum sağlayacaktır.

Günümüzde devlet sınıflı toplumlarda vardır, sosyalist toplumda da işçi sınıfı olduğu sürece devlet de var olacaktır, komünist ideolojik akım, toplumun iskeletine aşılandığında(bununda tek yolu Marksizm - Leninizm ideolojisidir) sınıfsallık kavramı ortadan kalkacaktır ve devlet için yolun sonunu hazırlayacaktır.Komünizm ise başka bir tartışma konusu.Biz konumuza geri dönelim.

Devletin tarihsel rolü ve anlamı üzerine, Marksizim temel görüşünü açıkca belirtiyor.Devlet, sınıf çelişkilerinin uzlaşmazlığının ürünü ve belirtisidir.Devlet, sınıf çelişkilerinin somut olarak artık uzlaştırılmadığı zamanda, yerde ve aşamada doğar, diğer bir deyişle, devletin varlığı sınıf çelişkilerinin uzlaşmazlığını kanıtlar.Marks’a göre eğer sınıfların uzlaşmasına olanak olsaydı, devlet ne doğar ne de devam edebilirlerdi.

Şimdi de devlet ve sosyalist ideoloji ikilisinden bahsedeceğim.Söz konusu ikilinin açılımını yapmadan önce bir artı parantez, kimileri bu konuları tartışmayı anlamsız buluyor, hatta ‘’ biz iktidarı her koşulda elde ederiz, devletimizi istediğimiz gibi kurarız ve sosyalist ideolojimiz ile yaşarız.Ölümle yaşam arasındaki çizgi kadar kesinliği bulunan bu konuyu tartışmak saçmadır’’ diyebiliyorlar.Ayrıca devleti,  tartışmak ‘’ önadsızlık ’’, sosyalist ideolojiyi tartışmak ise ‘’ evrimsel sosyalizmi ‘’ savunmak ile nitelendiriliyor.

Sosyalistlere göre devlet, toplumu bir sınıf yararına göre örgütleme görevini üstlenmiştir.’’ Bir sınıfın, diğer sınıf üzerinde ki zoraki dayatmalarıdır. ’’ veya ‘’ toplumun bir sınıf yararına zorla örgütlenmesidir. ’’Sosyalistlere göre devlet ideolojisini diğer devlet biçimlerinden ayıran en önemli özelliği iktidarın ayrı durması ve yürütme görevini üstlenmesidir.Her alanda özyönetim mekanizması kurulmalı ve devlet dinamik unsurların denetimine verilmesidir.Sosyalist ideoloji, bireyin yabancılaşmasını ortadan kaldırmayı hedeflemiştir.

Sosyalist ideolojide devlet vardır.Devlet düşman sınıfların bir arada yaşaması için düzenlenmiş bir kurumdur.Sosyalizmde devlet alayışı proleterya diktasına bağlıdır, kısacası sosyalizm düşüncesi ve sosyalistlerin devletsiz toplum hedefi her daim sabittir ama komünist topluma geçene kadar, sosyalizm ve devlet yapısı ilişkisinde oluşan süreçte işçi sınıfı devleti için çaba gösterirler.Bu ince çizgi amaç ile sonuç ilişkisi birbirine karıştırılmamalıdır.Sosyalizm, devletsiz toplum hiyerarşisi için bir geçiştir, amaçtır.Gözden kaçırılmamalıdır, sosyalist ideoloji hiçbir zaman kendisini devletsizliğe dahil etmemiştir.

Hayalci sosyalistlerin, işçi sınıfını esaretten kurtarmak için teklif ettikleri birlik ve kooperatifçilik gibi basmakalıp sistemleri gitgide terk eden sosyalizm, devletin ele geçirilmesi ve özel mülkiyetin devlet mülkiyeti şekline geçmesini hedef olarak almıştır.Bugün tüm sosyalistlerin devletten hareketlendiği nokta budur. 

Sosyalistlere göre devlet ,milletin hukuki ifadesidir.Bu demektir ki, devletin şekli ve mahiyeti milletin çeşitli sınıfları arasındaki kuvvet ilişkisine ve ekonomik yapısına bağlıdır.Bu yapı ve ilişki çok çeşitli gelişme derecelerinde olabileceğine göre devletin şekli ve mahiyeti de devirlere ve ülkelere göre değişir.Genel kural, kişisel iktidarlı bi monarşinin, derebeylikle kapitalizm arasındaki aracı bir ekonomik yapıya parlementolu bir monarşi ya da cumhuriyetin kapitalist bir ekonomik yapıya tekabül ettikleridir.

Sosyalistlere göre bir toplumda, ki o toplumun olduğu yerde zorunluluk hali ile oluşturulmuş devleti kastediyorum , üretim araçları mülkiyetinin toplumsal olması, üretimin hedefini toplumun ihtiyaçlarının tatminini teşkil etmesi ve nihayet üretimin ve dağıtım yönetiminin bizzat toplum tarafından yapılması şarttır.

Sosyalistlerce devletin görevi, toplumun sınıfsal bölünmelerinde sosyal denge unsuru olarak görünmektedir.Toplumda sosyal farklılıklar bulundukça devlet bir zaruret olacaktır.Sosyal farklılıklar, üretim güçlerinin gelişme dereceleriyle ilgilidir.Üretim, bütün ihtiyaçları karşılamaya yetmiyorsa, sosyal eşitsizlikler mevcut olacaktır.İşte o zaman devlet bir zarurettir.Doğal olarak devletin şekli her zaman aynı değildir.Milletin ekonomik yapısı değiştikçe o da değişir.Fakat devletin mevcudiyet nedeni daima aynıdır.Devlet, ekonomik şartlar oturtulamadığında zorla bir sosyal denge sağlar.Sınıflar arası ekonomik şartlar dengelendikçe, üretim bütün ihtiyaçlara yetecek hale gelmektedir.

Sosyalist devlet mekanizmasının amacı işçi ve halk topluluklarını ayıran din, dil, ırk, aile, sınıf vb. tüm ayrıştırıcı nedenlerin ortadan kaldırmaktır.Sosyalizmin son safhasında kendi kendisi ile öz çelişki içerisine düşen devlet mekanizmasını yok eden bir sınıf hareketinin başlaması sosyalizmin sonu demektir.Ama sosyalizm ve devlet ikilisi birbiri için vazgeçilmezdir.

Sosyalist grupların neredeyse hepsi, toplumun seçkin bir azınlığına hizmet etmektense, halk çoğunluğuna hizmet eden bir iktisat bilimiyle birlikte, dayanışma prensiplerine göre işleyip, eşitlikçi toplumu savunarak, sanayi ve tarım işçileriyle birlikte mücadele eden, 19. ve 20. yüzyıla dayanan bir ortak tarihle bağlandıklarını kabul edeceklerdir.

Sosyalizmin çekirdeğini oluşturan proletar ideolojiye sahip devlet için gerekli olan ana maddeler şunlar olmalıdır ;

-          İdeoloji riske ihtimal vermeksizin kesin hatları ile belirlenmelidir.

-          İdeolojiyi nevi şahsına münhasır temsili için proletar bilinçle oluşturulan idari kadro  ve bu idari kadroyu destekleyen kitle oluşturulmalıdır.Unutulmamalıdır ki sosyalizm iktidarı, çoğunluğun oluştuduğu bir iktidardır.

-          Sosyalist ideolojiyi demokratik yollardan halk egemenliğini savunur.Devlet yine ön plandadır ama devlet, bireyin özgürlüğünü kısıtlayıcı değil, bireylerin özgürlüklerini artırıcı faaliyetler yürütür.Herşey halkın refahı içindir.

-          Tarihte ilk sosyalist ütopyanın sahibi Thomas More’dır.Daha sonra Fourier,Owen gibi ütopistlerin 19.yy’da zamanın özelliklerine uygun bir biçimde dönüştürürler.Esası insanların kardeşliği ve özgürlüğüne dayali bir toplum biçimidir.

Bir örnekle şekillendirirsek, sosyalist ideolojinin devlet yapısını örneklendirmek için Küba’yı ele alalım.Küba uzun yıllar müşfik diktatörlük tarzında da olsa sosyalist değerlerle yönetilmektedir.Bir çok insan Fidel Castro’yu sevmez, hatta dünyanın en kötü otokratik lideri olarak gösterirler.Bu cümlelerden de anlıyoruz ki çoğunluğumuz kör olmalı yada art niyetli! Küba’yı hemen doğu komşusu olan Haiti ile kıyasladığımızda Haiti’nin Küba’ya göre ne kadar vasat durumda olduğu ile alakalı noktalarda yadsınamaz büyük farklar görüyoruz. Küba’da Fidel Castro döneminde etnik çatışma hiç olmamıştır ama ABD’nin hegomonyası altındaki Haiti’de ABD’nin tarım şirketlerinin tüm toprakları kendilerine alması sonucu kıtlık,iç savaş,demokrasiyle seçilmiş tek başkana yapılan amerikancı darbe olmuştur.Ayrıca Küba WHO(Dünya Sağlık Örgütü) standatlari’ni tutturabilen tek ülkedir.Haiti ise %80’i açlık sınırının altında yaşayan bir ülkedir.Amacım Küba’yı övmek değil ama yanındaki dünya devinin(ABD) bütün ambargosuna rağmen, Küba, ABD etkisindeki Haiti’den çok daha iyi durumdadır.Bu durum bize büyük fotoğrafı göstermiştir.

Bence yıkılan işçi devletlerinde ve kapitalizmde olduğundan farklı olarak; iktidar ile devleti birbirinden ayırıp, iç içe geçmesini önleyecek dinamikler yaratarak, devleti toplumsal dönüşümleri oluştururken yararlanılacak bir araç olarak görmeliyiz.Sosyalizm denen sistem çeşidi, bir geçiş devletidir. Sosyalizmin bitiş noktasında devletsizlikle sonuçlanacak bir devlet şekli ortaya çıkar ve bunu uç komünizm olarak adlandırıyorum.Aslolan, ideolojinin bağımsızlığının korunmasıdır.Sosyalistlerin beklentisi devletin ötede daha hür, daha eşit, daha dayanışmacı,daha paylaşımcı bir yapıda olmasıdır.Sosyalizmin var olabilmesi ancak işçi sınıfının iktidar olabilmesi ile mümkündür.Millet devlet için değil, devlet millet içindir.Toplum için tek organizasyon devlettir.Son iki cümle çok değerlidir ve sosyalist ideolojinin temel yapı taşlarıdır.

Temel amaç , insanlar arasında eşitliği sağlayabilmek ve insanlara ekonomik özgürlük ve sosyo – ekonomik güvence sağlayabilmektir.İnsanların,insanca yaşamasını amaç edinmiştir.Görmekteyiz ki sosyalizm diğer sistem türlerinden çok farklıdır.

Okuryazarlık oranı %100 olan günümüzdeki tüm gelişmiş ülkeler Küba,Çin Halk Cumhuriyeti,Kuzey Kore’de olduğu gibi eğitim ve sağlık gibi kamu hizmetleri herkese eşit ve ücretsizdir.

Sonuç olarak, devlet gücü değil halk gücü,devletleştirilmiş ideoloji değil, toplumsallaştırılmış ideoloji.Devlet devletsizliğe yönelmelidir.

03.08.2012, Lefkoşa                                                      

Özgür Gürbüz KURBAN. 

 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 11
Toplam yorum
: 1
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 1673
Kayıt tarihi
: 08.07.12
 
 

Eğer Siyaset bir bilim ise mezun olduğum gün Profesör ünvanını alıyorum. ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster