Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

04 Ekim '12

 
Kategori
Dünya
Okunma Sayısı
42892
 

Suriye-Türkiye savaşı savaş çıkar mı? Elbette hayır! Peki neden?

Suriye-Türkiye savaşı savaş çıkar mı? Elbette hayır! Peki neden?
 

Savaş masum halka karşı yapılıyorsa bir insanlık suçudur.


Sosyal paylaşım sitelerinin insanlara faydalı olmalarının yanı sıra mutlaka bazı çıkarcı kişilere zararları da oldu. Çünkü hayatta bir araya gelemeyen insanlar artık internetin gücünü de kullanarak ortak bir noktada bululabiliyor...

Sosyal siteleri kendi çıkarları için kullananların yanı sıra, Arap Baharı ve Suriye örneğinde olduğu gibi ülkesi için kullanan kimi vatanseverlerin de olması gerçekten dünyanın geleceği için umut vaadediyor.

Bu kişiler ülkeleri için insanları en iyi facebook, twitter,.. gibi sitelerde toparlayabiliyor. Bunun sonucu dernek, sivil toplum kuruluşu,.. kurmak gibi bürokrasiye de takılmıyorlar.

Konunun daha net anlaşılması için, öncelikle Suriye konusuna biraz bakalım....
Esat yıllarca kendi çıkarları için bir diktatör edasıyla ülkesini ve halkını sömürdü. Karşısında muhalif olan "muhalif güçler" de bu duruma karşı birleşmek ve daha güçlü olmak için sosyal paylaşım sitelerinde bir araya geldiler.

Hatırlarsınız Arap Baharı'nın süreçlerinde sosyal paylaşım siteleri oldukça etkili olmuştu. Bunun en son örneğini Kaddafi de "maalesef" bunun bedelini bir insanın düşebileceği en aciz şekilde düşerek hayatıyla ödedi. Maalesef diyorum çünkü her ne kadar kötü bir insan olsa da basında ölüm şeklini izlemişsinizdir. Hak etti veya etmedi konusu ayrı bir konu, ancak cezalandırılma şekli son derece yanlıştı. Fakat konumuz Kaddafi değil, devam edelim...

Esed ne yapmak istiyor?

Eğer bunu net olarak ortaya koyabilirsek, zaten konu da kendiliğinden çözülecektir. İzin verirseniz bu konuda birkaç tespitim olacak...

Esed aklınca Türkiye savaş uçaklarını düşürerek, Suriye'yi bir araya toplamayı, muhalifleri yanına alarak Türkiye'ye savaş açmayı planladı. Ancak bazılarımız her ne kadar ordumuzu beğenmese de, Esed Türkiye ile başa çıkabilecek güçte değil. İşte bu yüzden arkasına bazı ülkeleri almak zorundaydı, Rusya'nın savaş gemilerinin denizden Suriye'ye gitmesi bunu doğrular nitelikte.

Ancak kimileri beğenmese de, Kılıçdaroğlu halkın oyunu toplamak ve sırf muhalefet yaparak taraftarlarına şirin görünmek istese de, başbakan Recep Tayyip Erdoğan son derece iyi adımlar attı. Zira Suriye'nin oluşturacağı koalisyonla da biz başa çıkacak güçte değiliz. O yüzden arkamıza Nato'yu almak zorundayız. Nato'nun kuruluş amacını ve bir ülkeye savaş hali olmasıyla duruma burada girmeyeceğim.

Erdoğan, arkasına Nato'yu da alarak Suriye'nin karşısına "akıllı ol, biz yanlız değiliz, senin oyununu da farkettik" mesajı vermek istedi. O aralar dikkatli gözlerden bu durum elbette kaçmadı. Başbakanın yaptığı hamle son derece dikkatli ve titiz hazırlanmış bir planın parçalarıydı.

Peki Suriye ne planlıyor?

Şimdi Suriye hala Türkiye'yi savaşa nasıl çekerim diye az önce yazdığım gibi cahil cesaretiyle Türkiye'nin üzerine gelmeye çalışıyor. Bazı dış güçlerden alacağını umut ettiği desteği hissediyor fakat yanlış yorumluyor. Çünkü arkasında olmasını beklediği bazı ülkeler, yanında görünüp eğer çıkarlarına ters bir durum olursa hemen desteği çekecek nitelikteler.

Hatırlarsınız savaş uçağı "uluslararası sahada mı yoksa Suriye sınırlarında mı" düştü diye epey uzun bir tartışma durumu gündemi meşgul etmişti. Rusya önceleri Suriye'nin yanında yer alırken, dünyayı karşısına almamak adına ve çıkarları doğrultusunda sonradan bu söylemini yumuşatarak "ne etli ne sütlü" misali geri adım atmaya başladı.

Bu durumda biz savaşa girer miyiz? Suriye - Türkiye savaşı çıkar mı?
Elbette hayır diyerek kesin konuşmak çok zor ancak şu anki mevcut durum savaş çıkmayacağı yönünde, yarın ne olur bilinmez elbette.

Başbakan hem tabanından gelen tepkiler, hem milli duygular, hem de Suriye sınırındaki yöre halkına güven vermek amacıyla, Suriye'nin Türkiye sınırına yakın evlere yaptığı bazı saldırı girişimlerine Türk Silahlı Kuvvetleri tarafından (uluslararası anlaşmalara uygun bir şekilde) karşılık verdi.

Savaş halinin Türkiye Büyük Millet Meclisi çatısında görüşülmesi de, "biz konunun farkındayız, gayet ciddi olarak düşünüyoruz, merak etmeyin" imajı yaratıyor. Mecliste bu konunun görüşülmesi, uluslararası alanda da bizim daha güçlü bir konuma geçtiğimizi gösteriyor.

Peki ya sonuç?

Hemen geliyorum. Bugün yaşananlar doğrultusunda şunları net olarak söylemek mümkün;
1. Esed gidecek. Ancak sonunun Kaddafi gibi olmaması için çabalamaya başladı.
2. Biz Türkiye olarak savaşa girmesek de, masum halkı sınır kapılarından alarak insanlık adına dünyaya bir ders vermeye çalışıyoruz.
3. Muhalifler yakında demokrasi adına seçime giderler ama iktidara gelenler Türkiye ve ABD açısından önemli.
4. ABD kendi seçimleri ve iç sorunları yüzünden bu olaya çok sıcak yaklaşmıyor gibi bir görüntü verse de hiç öyle değil. Türkiye ile hatırlarsanız bundan önce yaşanan Irak krizinin benzerini yaşamak istemiyor.
5. Rusya,.. gibi ülkeler kendi çıkarları için Nato'yu karşılarına almamak için olaya çok sıcak bakamıyorlar. Her an kaçabilirler...
6. Suriye'de yaşayan kürtler de Irak'tan aldıkçarı güçle iktidarda olma çabasına giriştiler. Eğer Türkiye izin verirse belki bu da mümkün olur.

Kısaca Suriye savaşı yakın zamanda bitecek ve Türkiye de bu savaşa girmeyecek gibi bir görüntü var ortada...

Peki bu durumdan en çok zararı kim gördü biliyor musunuz?

Elbette düşüncesizce ülkenin ortasında yaşanan iç savaş neticesinde, arada kalan masum binlerce Suriye halkı.! Kimisi Türkiye'ye sığınarak hayatlarını kurtarmaya çalıştılar. Ülke olarak Suriye halkına verdiğimiz destek, insanlık adına dünyanın sessizliğine karşı bir insanlık dersidir.

Son olarak 2 savaş pilotumuz ve Suriye sınırındaki bazı aileler bu savaşın bedelini hayatlarıyla ödediler. Kendilerine Allah'tan rahmet, ailelerine baş sağlığı diliyorum.

Dilerim artık diktatör zihniyetiyle ülkeleri yönetmek isteyenler, artık insanların düşüncelerine ve demokrasiye daha önem verirler.

Bu arada İran baktı ki sosyal siteler kendileri için bir tehdit oluşturuyor. Haberleri izliyorsanız, Google gibi sitelere erişimi kapatmış. Sanırım İran'da da sular ısınmaya başladı.

Kaynak: Bir Dost "Suriye Türkiye savaşı çıkar mı?"

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

merhaba, ben savaşı zerre kadar istemediğim gibi savaşla ilgili herşey benim için son derece insanlık dışı gelir. Savaş karşıtı olmanıza memnun oldum. Bu sevindirici..Çünkü etrafımda herkes savaş beklentisi içinde. İyi okuduğum ama belki iyi analiz edememiş olduğuma inandığınız yazınızla ilgili olumlu düşüncem yok.Çünkü emperyalist güçlerin dilediği doğrultuda düşündüğünüz açık! Ve demek istediğim şey; onlar bizi illa ki savaşa sokacaklar ve iktidar bu arzuya boyun eğecek, çünkü tek bir düşüncesi var, ülkeyi muhafazakar seviyeye çekmek! Bu yolda herşeyi mübah görüyor. Onların dilediklerini yapmayı arzularına kavuşmanın yolu gibi gördüğünden savaşa boyun eğecekler diye düşünüyorum. Siz olmaz derken sadece güzel bir rüya görüyorsunuz bence!

Berrin Çoruk Aksu 
 16.10.2012 22:13
Cevap :
Sayın Çoruk Aksu, Benim şahsi görüşüm yazıda da yazdığım doğrultudadır. Savaş çıkmayacağı konusunda hiçkimse birşey bilemez elbette, ancak benim kanaatim olmayacağı yönünde. Eğer aksi bir durum olsaydı emin olun şimdiye kadar haberlerde de gördüğümüz gibi çıkartmak için geçerli birçok nedenimiz vardı. Emperyalist düşüncem olduğunu nereden çıkarttınız onu pek anlayamadım kusura bakmayın. Benim sağ veya sol, dini ya da başka bir görüşüm hiç olmadı. Benim derdim ülkemin ve insanlarımın çıkarlarıdır. Belki yazdığım ifadelerden sizi rahatsız edecek sonuçlar çıkartmış olabilirsiniz. Ancak şunu gönül rahatlığıyla ifade etmek isterim ki, yapılan bazı hamleler dünyaya açık bir insanlık dersi vermektedir. Sanırım bunu siz de inkar etmezsiniz, diğer taraftan izlediğim gelişmeler bizim bürokraside de güçlü olduğumuz bazı yanları ortaya koyuyor. Eğer paylaşmak istediğiniz ve yanlış olduğumu düşündüğünüz taraflar varsa lütfen yazın. Belki gözümden kaçan başka detaylar da olabilir. İnsanız sonuçta.  19.10.2012 1:23
 

Oldum olası "bir dost" diyerek yazanların hiç biri dost çıkmamıştır. Sizi ve yazınızı hiç tasvip etmedim. Ama sorarak yazmak istedim.40 yıllık Esat neden esed oldu? Bizi bilginizle aydınlatın. Ama konuyu sevmediğinize inandığım Atatürk'ün nutkuna bağlamadan..Bu arada savaş çıkmasını isteyen ne yapıp edecek ve çıkaracaktır.Hayal görmeyin..

Berrin Çoruk Aksu 
 10.10.2012 21:01
Cevap :
Sayın Berrin Çoruk Aksu,[br] [br] Yorumunuzun beni şahsen üzdüğünü belirtmek isterim. Yazılan her yorumu beğenmesem bile onaylarım. O yüzden cevaplıyorum: [br] Ben Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olarak savaş istemiyorum. Bu mu sizi rahatsız etti? Yazımda "savaşa hayır" şeklinde olan görüşümü farkedemediniz mi? Yoksa siz savaş çıksın mı istiyorsunuz???[br] Bir önceki yorumda yorgunluktan yanlışlıkla "Enver Sedat" yazmışım. Doğrusu Esed değil "Beşer Esat" tır. Sayfayı iyi okumadığınızı görüyorum. Çünkü sayfanın sonundaki yorumda sayın Tonguç Hızlı'nın beni uyardığı ve benim de o uyarıdan sonra ismi düzelttiğimi okumadınız sanırım.[br] Madem bir yorum yapacaksınız, lütfen önce sayfayı daha dikkatli okuyun. Ayrıca evimde ATATÜRK'ün birçok kitabı mevcuttur. Dilerseniz buyrun gelin ATATÜRK KİTAP KOLEKSİYONUMU size göstereyim. Bence savaş çığırtkanlığı yapmaya bir son verin. Bence cesur olun vesizi asıl neyin rahatsız ettiğini açıkça söyleyin.Son olarak birdost isimli web sitesinin sahibiyim.  11.10.2012 21:42
 

Merhaba. Sizin gibi düşünmeyenlerin yazdıklarını onaylamanıza sevindim. Ben Ankara Üniversitesi İletişim Fakültesi'nde okudum. En önemli dersimiz Türkçe'ydi ve TDK'dan hocalar gelirdi. Yabancı isimlerin söyleniş ve yazılışı konusunda bize şu kuralı öğrettiler: Eğer o kişi Latin alfabesinin kullanıldığı ülkelerden birinden ise, örneğin Thatcher ise, okurken Tetçır gibi okunur ama yazarken orijinali yazılır. Latin kullanmayan Arap, Fars veya Kril alfabelerini kullanan bir ülkeden ise, Latin harfleriyle yazılır ve Türkçe okunuş biçimi kullanılır. Enver Sedat'ın Arapçadaki okunuş biçimi Anwar Sadat şeklindedir, Türkçe'de Enver Sedat okunduğu için böyle yazarız. Esad ile ters düşmeden önce nasıl kullanıyorsak yine öyle kullanmalıyız. Başbakanımız da bu adamla dostken Esad diyordu. Sayın Esad dediğini eski videolarda görebilirsiniz. Şimdi eşşek yerine konmuş hissi vermek için çift Ş ile Beşşar Esed denmesi manidardır. Bilirsiniz eşek başkadır, eşşek başka anlama gelir:) Saygılar.

Tonguç Hızlı 
 08.10.2012 4:34
Cevap :
Sayın Tonguç Hızlı, Benim Esat, Esad veya Esed yazmam biraz da yazdıklarınız konusunda akademik bir bilgim olmayışından kaynaklanmış olabilir. Anladığınız ve uyardığınız üzere bu konuda herhangi bir kasıt olmadığını söylememe gerek yok sanırım. Verdiğiniz bilgi için teşekkür ederim. Malum bu makaleyi düzenlemeye kalksam, yazıyı okumak isteyenlere haksızlık olacak. Zira bu aralar Milliyet Blog Editorleri yazılarımı geç onaylamaya özen gösteriyorlar... --------- Düzeltme: Türkçe'yi düzgün kullanmak adına, makalenin içerisinde sehven Esad, Esed veya Esat olarak yazılan (herhangi bir art niyet içermeyen) ismin doğrusu "Enver Sedat" şeklindedir. İlgililere duyurulur...  08.10.2012 13:39
 

kaynak bir dost isimli yazının sahibi bellliki yazının içeriyindende anlaşılıyor kimin dostu olduğu tarafsızlıktan uzak objektif olmayan kendilerine muhalif denilen terörist çetelerin diliyle mesela esada esed diyerek sözüm ona küçümsüyor kısacası kullandığı dil emperyalizmin siyonizmin dili barışın dili deyil komşumuz suriyenin iç meselesi olan demokrasi sorununa gelecek olursak bu durum kesinlikle suriyelilerin suriye halkının kendi sorunudur ancak böyle demokrasi gelir bir ülkeye yoksa öyle ırakta libyada vs de olduğu gibi deyil olmadığını olamayacağını hep beraber gördük işte SURİYE SURİYELİLERİNDİR komşunun bağımsızlığı ve huzuru kuşkusuz bizimde huzurumuzdur.... KARTAL

celal mercan 
 06.10.2012 17:26
Cevap :
Sayın Celal Mercan, Atatürk Türkiye'sinde yaşayan, İslami değerler taşıyan, bir Türkiye Cumhuriyeti vatandaşıyım. Herhangi bir taraf tutmuyorum... Yazdığım yazıdaki düşünceler nasıl beni bağlarsa, yorumlar da yapan kişileri bağlar. O yüzden her yoruma onay veririm. Mümkün mertebe cevap vermeye çalışırım. Ben insanların dostuyum, güzel ülkemin insanlarının dostuyum, dost kelimesinin anlamını bilenlerin dostuyum. Sanırım gündemi biraz geriden takip ediyorsunuz.. Atatürk'ün kurmuş olduğu Türk Dil Kurumu, haber kaynaklarında karışıklığı önlemek adına, A.A. ile Beşer Esat'ın ismini "Beşşar Esed" olarak bildirdi. İşte bu yüzden TRT haber kanallarında kısaca "Esed" olarak söylendiğini sanırım bilmiyorsunuz. Yazımda benim de "Esat" veya "Esed" olarak kullandığımı da farketmediniz sanırım. Aynı karışıklığı ben bile hala yaşıyorum, bunda herhangi bir kasıt aramayın. Madem bu konu dikkatinizi çekti, size mutlaka Ulu Önder'in yazdığı Nutku okumanızı tavsiye ederim... Saygılar  06.10.2012 19:45
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
 
Toplam blog
: 38
Toplam yorum
: 28
Toplam mesaj
: 2
Ort. okunma sayısı
: 4414
Kayıt tarihi
: 08.04.11
 
 

2000 yılına 30 kala İstanbul'da doğmuştur. Liseden sonra her ne kadar üniversite okumaya yeltense..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster