Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

17 Haziran '17

 
Kategori
Gündelik Yaşam
Okunma Sayısı
373
 

Suyu bu kadar kim ısıtıyor?

Suyu bu kadar kim ısıtıyor?
 

Kurbağanın su keyfi


O ünlü kurbağa öyküsünü bilirsiniz, kurbağayı kaynar suya atmaya kalktığınızda sıçrayıp kendisini dışarı atar ve böylece hayatını kurtarır. Ancak kurbağayı normal ısıda bir suya atıp suyu yavaş yavaş ısıtırsanız o da suya yavaş yavaş uyum sağladığı için kasları gevşermiş ve farkına bile varmadan haşlanarak ölürmüş.

Birçok şeyi bilmediğimiz gibi tarihimizi de bilmiyoruz. Kanuni’nin öz oğlunu öldürdüğünü 500 yıl sonra diziden öğrenen bir milletiz, Ülkede neler döndüğünü acaba kaç yüzyıl sonra öğreniriz? Tarih çok önemli çünkü tarihi bilmeden bugünü anlamlandırmamız olanaklı görünmüyor. Balık hafızalı olduğumuz gerçeği ve bellek zayıflığımız ortada. Belleğimizin zayıflaması için sosyal psikolojinin aracı olan medya son surat çalışıyor. Ülkemizde değil altmış yetmiş yıl öncesi, birkaç yıl, ay, gün öncesinde yaşananlar çabucak unutuluyor, olaylar sisler içinde kalıyor, kısa bir süre sonra kayboluyor. İletişim araçlarının toplumun önüne her gün yeni bir gündem koyması, insanların da sadece önüne konan gündem konuları ile yetinmesi yalnızca o günü yaşamasına neden olmaktadır.  Bu durum, ülkemizde yakın tarihte yaşanan önemli ve kritik olayların,  tamamen unutarak göz ardı edilmesi ve yok sayılması sonucunu doğurmaktadır. Konu ile ilgili birkaç sözümü yazıya eklemek istiyorum; “Tarih, insanlık eyleminin belleğidir.”, “Tarih, öğrenmeye istekliler için nitelikli bir öğretmendir.”, “En iyi proaktif yöntem, tarih bilgisidir.”, “Tarih, toplumun hafızasıdır.”, “Tarih geleceği kurgulamaktır.”, “Tarih, zamanlar arasında olayları aktarma sanatıdır.”

Ard arda gelen yeni kuşaklar ise, bırakın M.Ö. döneme tekabül eden Türk tarihini ne Selçuklu ne Osmanlı ne de yakın Türkiye Cumhuriyet tarihinden bihaberler. Okuma ve araştırma özürlü, Stereotiplerle (kalıp yargı) donanmış, sürekli anakronizme (zamandışılık) düşen, boş böbürlenmeci, sloganist, kulaktan duyma, hap bilgilerle donanmışlar. Türkiye tarihini birkaç resmi rakam olarak algılayan genç kuşağa sahibiz. Ulusal önderlerine ve yaşanılanlara karşı duyarsız bir yapının varlığı, büyük zorluklarla, emperyalist egemen devlet ve güçlere kaşı verilen mücadelelerle kurulan bir ülke için olumsuz nüveler taşıyor. Çünkü tarihten yani geçmişten alınması gereken dersle alınmadığı için aynı hatalara tekrar tekrar düşülüyor.

Sadece gençleri eleştirmek suçlamak haksızlık olur çevremizde yaşadığımız hayatın içindeki insanları, toplumu topyekun gözlemlediğimizde yoğun yılgın panoramik bir atalet manzarası görünüyor. Toplum olarak çok hırpalandığımızı, çok yorulduğumuzu, üzgün olduğumuzu ve acılarımızı yaşayamadığımız düşünüyorum. Bu durum içimizi, canımızı daha da acıtıyor. Bireysel anlamda itiraf eder, özeleştiri yapmam gerekirse; yorgun ve yılgınlık limitinde hissediyorum kendimi. Ayrıca uyuşukluk ta var.

Sizde kendinizde bir uyuşukluk hissediyor musunuz? Ben kendimde tatlı bir uyuşukluk hissediyorum. Parmaklarımı bile oynatmakta zorlanıyorum.

Düşünüyorum da;

Suyu bu kadar kim ısıtıyor?

Nizamettin Biber

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Nedim hocamın yorumu harika!.. benim yorumum farklı bir versiyonu onunkinin.. "OLMAYAN SU ISINMAZ" hocam.. saygılar

yucel evren 
 19.06.2017 13:20
Cevap :
Yücel dost suyun varlığında sorun yok, su tüm yaşamsal alanımızı kapsama özelliği taşıyor, konu suyun ısısına karşı gösterilen duyarlılık kalibrasyonu ve onun kimin ısıttığıdır. Teşekkürler, selamlar, saygılar  19.06.2017 15:39
 

Genelde ülke halkı olarak sivil bir uyuşukluk ve yorgunluk içindeyiz Nizamettin bey, hatta yönetim bile itiraf etti, Cumhurbaşkanımız "15 senenin sonunda metal yorgunluğu içindeyiz" dedi, selam ve saygı ile...

Yurdagül Alkan 
 18.06.2017 23:53
Cevap :
Kesinlikle Yurdagül hanım, uyuşukluk ve yorgunluğu somut olarak içimizde hissediyoruz. Yönetenlerin de bu görmüş olması iyiye işaret, teşekkür ederim, selamlar, saygılar.  19.06.2017 15:41
 

Nedim Hoca'ya verdiğiniz cevaba istinaden diyorum ki: Isınan suyla bizim gibilerin son abdestini aldıracaklar korkarım Nizamettin Bey. Gençlerimizin büyük çoğunluğu aynen resmettiğiniz gibi maalesef. Sabır ve selametle...

aykar sönmez 
 18.06.2017 20:08
Cevap :
Sevgili Aykar öğretmenim, ümit ederiz ki o su daha fazla ısınmadan, rehavet üst limitine ulaşmadan kendimize gelelim. Gençlerimizin bu hali ümitsizliğimi daha da körüklüyor ve çoğaltıyor. Teşekkür ederim, sağ olun, sağlıcakla kalın.  19.06.2017 8:50
 

Meşhur 28 Şubat sürecinden birkaç gün önce Sincan belediyesi bir Kudüs gecesi yapmıştı Nizamettin bey. Zamanın belediye başkanı önceden bütün bunları söylemişti. Su ısıtılması şeklinde değil de, "Size yavaş yavaş enjekte edeceğiz. Ve siz de zamanla alışacaksınız. Bir anda olursa, etkilenirsiniz, ama yavaş yavaş olursa hissetmezsiniz. " demişti. Şimdi ortam o hale geldi, ki ülkenin yarısından çoğu uyuşturucu müptelası oldu. Ne diyelim? Allah sonumuz hayretsin. Saygılar...

Erol Özışık 
 18.06.2017 13:09
Cevap :
Hatırlamazmıyım Erol bey bugünkü gibi hatırlıyorum, evet o zat bu sözleri zikretmişti sadece o mu niceleri bu türden söylemleri ardı ardına söylüyordu ve halen söyleniyor. Uyuşturucu müptelalığının yanında 1/3'ü akıl hastası, açık timarhane oldu ülke, amin diyorum, selamlar saygılar.  19.06.2017 21:51
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 753
Toplam yorum
: 3183
Toplam mesaj
: 81
Ort. okunma sayısı
: 2111
Kayıt tarihi
: 06.06.12
 
 

Yeni dünya düzensizliğinde insan olmaya çalışan ve okuyarak ne kadar cahil olduğunu gören, olayla..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster