Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

08 Haziran '13

 
Kategori
Güncel
Okunma Sayısı
21413
 

Taksim Topçu Kışlası ve 31 Mart isyanı..

Taksim Topçu Kışlası ve 31 Mart isyanı..
 

Taksim Topçu Kışlası- Mezarlık üzerine inşaat hayır getirmedi.


1806’da Sultan 3.Selim zamanında yaptırılan Taksim Topçu Kışlası, tarihte 31 Mart Olayı diye bilinen, “ Şeriat isteriz” diye askerlerin subaylarına karşı ayaklanmasıyla alevlenen bir binadır. Ertesi yıl Kabakçı Mustafa İsyanı’nda tahrip olan bina, II. Mahmut döneminde onarıldı. Bu kötü anılarıyla ilgili olacak, 1940’da İsmet İnönü zamanında yıktırılarak Gezi Parkı’na dönüştürülmüştür. 1940 yılında İstanbul Valisi ve Belediye başkanı sıfatıyla Lütfi Kırdar'ın isteği ve Avrupalı şehir planlamacılarından Henri Prost'un tavsiyesi üzerine yıkıldığı da belirtilmektedir. Şimdi parkı bozarak Topçu Kışlası’nı yeniden canlandırma girişimi, 31 Mart gerici isyanını aklama girişimi olabilir.

Topçu Kışlası 1803-1806 yılları arasında Müslüman ve Ermeni mezarlığının da yer aldığı geniş bir yeşil alan içerisine Sultan 3.Selim tarafından Kirkor Balyan isimli Mimara inşa ettirilmişti.

Berlin anlaşması sonrası İngilizlerin Mısır’ı işgali sonrasında Osmanlı Devleti, İngiliz ekseninden hızla uzaklaşarak Almanlara doğru kaymıştı. Bundan rahatsız olan İngilizler, İttihatçılara söz geçiremeyeceğini anlayınca iç çelişkileri körükledi. II. Meşrutiyet'in ilanından sonra İstanbul'da yönetime karşı büyük bir ayaklanma başlatıldı. İsyan, Rumî Takvim'e göre 31 Mart 1325'te (13 Nisan 1909) başladığı için bu adla anılmıştır.

12 Nisan'ı 13 Nisan'a bağlayan gece, Taksim Topçu Kışlası'ndaki Avcı Taburu'na bağlı askerler subaylarına karşı ayaklanarak kendilerine önderlik eden din adamlarının peşinde Heyet-i Mebusan'ın önünde toplandılar ve ülkenin şeriata göre yönetilmesini istediler. Hüseyin Hilmi Paşa hükümeti ayaklanmacılarla uzlaşma yolunu seçti ve hükümet üyeleri tek tek istifa etti. İsyancıların kurduğu yeni hükümet İngilizler tarafından desteklendi.

Adliye Naziri Nazım Paşa İttihatçı Ahmet Rıza Bey sanılarak isyancılar tarafından linç edildi. Aynı şekilde Lazkiye mebusu Arslan Bey de gazeteci Hüseyin Cahid sanılıp öldürüldü. Tahsilsiz ve alaylı olan askerlere halk arasından cahil ayak takımından hamallar ve bazı dindar kimseler de din elden gidiyor propagandalarının etkisiyle katılmıştı.

Ayaklanma Heyet-i Mebusan üzerinde de etkili oldu. O gün İttihat ve Terakki üyesi mebuslar, can güvenlikleri olmadığı için meclise gitmediler. Bazıları İstanbul'dan uzaklaşırken, bazıları da kent içinde gizlendi. Bu arada ayaklanmacılar İttihatçı subaylarla mebusları buldukları yerde öldürüyorlardı. Hükümetin ve meclisin etkisiz kalmasıyla, II. Abdülhamid yeniden duruma egemen oldu. Ayaklanmayı başlatan muhalefet ise, herhangi bir programdan yoksun olduğundan önderliği elde edemedi.

İstanbul'da denetimi elinden kaçıran İttihat ve Terakki, asıl güç merkezi olan Selanik'teki 3. Ordu'yu harekete geçirdi. Böylece ayaklanmayı bastırmak üzere Hareket Ordusu kuruldu. Ayaklanmacılar 23 Nisan'ı 24 Nisan'a bağlayan gece İstanbul'a girmeye başlayan Hareket Ordusu'na başarısız bir direniş çabasından sonra teslim oldular.(23 Nisan'ı birilerinin sevmeme nedeni olabilir)

Ayaklanmanın bastırılmasından sonra sıkıyönetim ilan edildi ve ayaklanmacıların önderleri Divan-ı Harp'te yargılanarak ölüm cezasına çarptırıldılar. Muhalefet hareketi önemli kayıplara uğradı. Ama en önemli gelişme, Meclis-i Umumi Milli adı altında birlikte toplanan Heyet-i Mebusan ve Heyet-i Ayan'ın 27 Nisan'da II. Abdülhamid'in tahttan indirilmesini, yerine V. Mehmet Reşat'ın geçirilmesini kararlaştırmasıydı. Ayrıca II. Abdülhamid'in İstanbul'da kalması da sakıncalı bulunarak Selanik'te oturması uygun görüldü. Divanıharp II. Abdülhamid'i yargılamak istediyse de, yeni kurulan Hüseyin Hilmi Paşa hükümeti bunu kabul etmedi.

14 Mart günü Divan-ı Harb'in vermiş olduğu ilk idam kararları 13 kişinin asılması ile yerine getirilmiştir. İdam sehpaları Ayasofya Meydanı'nda Sultanahmet Adliyesinin önünde, Beyazıt Meydanında, köprübaşında, Beşiktaş'ta camii önünde, Kasımpaşa'da divanhane önünde, Sirkeci'de Sirkeci İstasyonu önünde kurulmuştur. İlk asılanlar dördüncü avcı taburu ve onbaşılardan arkadaşlarına elebaşılık etmiş olanlar olmuştur. Ali Kabuli Bey'in öldürülmesine karışanlar,saraya mensup olanların bazıları, partiye muhalif gazeteciler ilk planda asılmışlardır.  

TOPÇU KIŞLASININ GEÇMİŞİ..

1806’da 3. Selim tarafından hizmete alınan, ertesi yıl Kabakçı Mustafa isyanında tahrip olup II.Mahmut döneminde onarılan Topçu Kışlası, birkaç kez de yangın geçirdi.

Sultan Abdülmecit döneminde Tophane Müşiri Damat Gürcü Halil Rıfat Paşa’nın gayretleriyle 19. yüzyıl mimari üslubunda ve çok gösterişli olarak yeniden yapıldı. Uzun avlusu ve geniş kanatları olan iki katlı yapının köşelerinde ve her cephesinin ortasında üç katlı yüksek bölümleri vardı. Rus ve Hint mimarilerinden izler taşıyan yapının iki anıtsal giriş kapısı Harbiye Caddesi ve Talimhane Caddesi cephelerinin tam ortalarında bulunuyordu.

1860-1870 yılları arasında Osmanlı ordusunun modernleştirilmesi sürecinde önemli bir rol oynadı. Askeri işlevlerinin yanı sıra cambaz gösterileri, at yarışları, Rum hacıların konaklaması gibi amaçlarla da kullanılan kışla 31 Mart gerici isyanı'nda önemli bir rol oynamasaydı ,belki daha hoş anılacaktı.

İsyandan sonra önemini yitiren kışla, 1913'te Sanayi ve Ticaret Şirket-i Milliye-i Osmaniye'ye satıldı. Binanın orta kısmındaki eğitim alanı futbol sahası haline getirildi ve uzun yıllar futbol maçları ve çeşitli gösteriler için kullanıldı. Kışla, I. Dünya Savaşı'nın ardından işgal edilen İstanbul'daki Fransız kuvvetlerinin yönetiminde bulunan Senegalli askerlere tahsis edildi.

Cumhuriyetin ilanından sonra da kışlanın avlusundaki futbol sahası futbol karşılaşmaları için kullanılmayı sürdürdü ve kışla Taksim Stadı adını aldı. 1923 yılında Türkiye Millî Futbol Takımı ilk resmi maçını bu sahada Romanya'ya karşı yaptı.

1940'ta şehir planlamacısı Henri Prost'un önerisi ile kışlanın yıkılması, yerine konut ve sosyal etkinlik alanları inşa edilmesi kararlaştırıldı. Kışlanın yıkımından sonra planlanan düzenlemelerin pek azı yapılabildi. Kışla'nın yerine Taksim Gezi Parkı inşa edildi. İnönü heykeli de konulacaktı, vaz geçildi.(Vikipedi’nin çeşitli yayınlarından faydalanılmıştır)

TOPÇU KIŞLASINI CANLANDIRMA

16 Eylül 2011 tarihinde İstanbul Büyükşehir Belediye Meclisi'nin aldığı kararla yapının Kentsel Tasarım Projesi ile bir bütünlük içerisinde değerlendirilerek tekrar inşa edilmesi kararlaştırıldı. 17 Ocak 2013 tarihinde Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu projeye onay vermedi. Belediye itiraz edip üst kurula başvurdu ve onay aldı.

28 Mayıs’ta inşaata başlanması üzerine Gezi Parkı’na sahip çıkma eylemleri başladı ve tüm yurda hızla yayıldı.

31.05.2013 tarihinde Kültür Varlıklarını Koruma Yüksek Kurulu tarafından Gezi Parkı’nda Topçu Kışlası yapımına onay veren karara İstanbul 6. İdare Mahkemesi yürütmeyi durdurma kararı verdi.

Mahkeme kararına rağmen hükümet yetkilerinin parkı yıkıp Topçu Kışlasını yapma  ısrarları, şiddetli polis müdahalesinin yanı sıra tepkilerin daha da artmasına neden oldu.

NEDEN ISRAR EDİLDİĞİ AÇIK..

Görülüyor ki, bu kışlanın başına hep felaketler gelmiş, bazen da feleketlere kaynaklık etmiş. Mezarlık ve yeşil alan tahribi nedeniyle uğursuzluk söz konusu olabilir.. Tüm dinlerde mezarlık kutsaldır.  Ayrıca “Yaş ağaca balta vuran el onmaz” diye bir dizemiz var.

Bu bir kenti güzelleştirme, kullanımı halk yararına  daha işlevli kılma projesi olarak görünmüyor. Tersine, 31 Mart şeriatçı ayaklanmasına kaynak olma, erlerin softaların peşine takılıp komutanlarına, itaatsizlik, ayaklanma anısı var. İster istemez bunu kutsama, 31 Mart’ı aklama girişimi okunuyor. Tabii bir İttihat ve Terakki ile İnönü icraatıyla hesaplaşma da çok açık.

Tekrar ediyorum ki, mezarlıklar üzerine ve yeşil alanları katlederek inşa edilecek binadan, kronoloji göstermiştir, yine hayır gelmeyecektir.Nitekim olanlar ortada, daha beterine aranmayalım.

hssensoz bu blog'u önerdi.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Verdiğiniz bilgiler için Teşekkürler.Bence bina çok estetik ve güzel. Ama kullanma amacı binanın tamamen zıddı. Biz artık bu binanın yeniden yapılmasını istemiyoruz.

Gülten Kolbasi 
 18.06.2013 20:47
Cevap :
Bence de çok isteniyorsa Taksim'e yapmak şart değil, götürüp dindar vatandaşların yaşadığı Sultanbeyli'ye yapsınlar Kışla'yı.. İlginize teşekkürler.  19.06.2013 3:07
 

Osmanlı devleti zaten dini kurallara göre yönetiliyorken isyan çıkartılmıştır.Şimdi de bazı kişiler Gezi parkı elden gidiyor diye ayaklandırılmaya çalışılıyor.

ibrahim özdemir 
 18.06.2013 10:33
Cevap :
Yanlışınız var, Tanzimat ile Meşruti Krallığa girilmişti ve bir Anayasa oluşturulmuştu. Şeriatçılar işte bu anayasaya ayaklandılar.  18.06.2013 15:51
 

http://www.iha.com.tr/gezi-parki-ve-31-mart-vakasi-benzerligi-279818-haber şu linki okumanızı tavsiye ediyorum

selen tekdemir 
 11.06.2013 9:49
Cevap :
Önerdiğiniz yazıyı okudum. Borç ödeme konusunda var olduğu söylenen benzerlik ilginç.Genelde ise zorlama ile bahane bulma var. Yalnız, Türkiye'nin borcu bir IMF'ye değil ki, kat be kat fazla özel sektör borcu var.Tiyatrocuya devlet desteği var diye özgürlüğünden feragat da beklenemez. Olayın özüne inme, keyfiliği bırakıp halkla ilişkiler tekniklerini uygulamak yerine neden bu zorlama kulplar takılmaya çalışılıyor, asıl bunu anlamak zor.  11.06.2013 14:20
 

Sn Erol Işık benim yazdığım Gezi Parkı ve TopÇu Kışlasıyla ilgili yazıya itafen bana hükümet yalakası demişsiniz. Ben kendi doğrularımı yazarken kimseye yalakalık yapmam. benim Başkanlık Sstemi ile ilgili yazdığım yazıyı okursanız başkanlık sisteminin ülkemize zararlar getireceğini anlattım. Lütfen o yzaıyı okuyun. Yalakalığını yaptığımı iddia ettiğiniz bu hükümetin en büyük hedefi de ne hikmetse başkanlık sistemini getirmek. yalaka olsam ben başkanlık sistemini överdim. Ayrıca yorum yaptığınız bu yazyıda Tubest adlı arkadaşımız benim yazımı okuduktan sonra yazmıştır. Bunu benim yazımdaki yorumunuda görerek anlayabilirsiniz. İnsan kendi görüşlerini yazarken illa birine yalakalık yapmak zorunda değildir. sevgiler...

Mustici Kartal 
 10.06.2013 19:27
Cevap :
Sayın Kartal, "yalaka" ifadesini ben kullanmadığıma göre Sayın Işık'a bir mesajla bildirmeniz daha iyi olurdu. Siz bu konuda daha önce yazdınız, doğru fakat araştırdığımda gördüm ki konu çok daha farklı ve ayrıntılıdır. Kaynağınız ne ise birilerine yaramış, ben gerçeğin peşine düştüm, şüphesiz o da birilerine yaramıştır. Selamlar.   11.06.2013 0:15
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
 
Toplam blog
: 71
Toplam yorum
: 1420
Toplam mesaj
: 61
Ort. okunma sayısı
: 14303
Kayıt tarihi
: 09.07.08
 
 

Ankara'da yaşayan Afyon doğumlu, Gazetecilik Halkla İlişkiler Radyo-TV bölümü mezunuyum.. Kamuda ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster