Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

10 Ocak '09

 
Kategori
Yemek - Mutfak
Okunma Sayısı
29519
 

Topik

Topik
 

Topik (resim:gurmeninannesi.files.wordpress.com)


Fakülteden arkadaşım Melda geçen akşam "mezeler" yazı dizime gönderme yaparak "topik yok mu? topik?" diye sorunca, ben bu yazı dizisinin ikinci yarısında yazmayı düşündüğüm bu yiyeceği öne aldım ve bugün için size "topik" yazmaya karar verdim.

Aslında "topik" bir süre oturduğum Pangaltı'da otobüs son durağının yanındaki kilisenin önünde, renkli boyalı çerçeveleri olan camekanlar içinde satılırdı, ben öğrenci iken. O zaman bu yiyeceğin bir "sokak lezzeti" olduğunu düşünür, eve erken geldiğim zamanlar da alır ve ayak üstü yerdim. Ama dikkatimi çeken şey o satıcılar yılın bir dönemi dışında orada bulunmazlardı. Tabi o günlerde kendimce "ahkamlar" keser ve bu lezzet içindeki bileşenlere atıf yaparak (alakası yoktu tabi) mevsimlik yiyecek diye geçiştirdim.

Ta ki bir Ermeni arkadaşımın bana "Surp Dzınunt Yortusu" (6 Ocak'ta kutlanan Kutsal Doğuş Bayramı) ve ona hazırlık dönemi olan "Hisnag" (elli günlük dönem) den bahsedip, "topik"in, hayvansal besinlerin tüketilmediği "perhiz döneminin" yiyeceği olduğunu söylediği güne kadar da bu "ahkamıma" inandım.

Evet "topik" bir perhiz yemeyi de olsa, çok güzel bir rakı mezesi. Ve çok eskilerden bu yana tarifi yazılı olarak aktarılan bir yiyecek. Gerçi hazırlıklarımı tamamladığımda yayına başlayacağım "tarihi aşçılık kitapları" yazılarımda bolca değineceğim ama mesela, Mehmed Kamil tarafından 19. yüzyılda yazılan ve Türkçe çevirisi 1997'de yapılan, basılı ilk Osmanlı yemek kitabı olan "Melceü't- Tabbahin" (Aşçıların Sığınağı) bu yiyeceğin tarifini vermiş.

Yani "topik" ciddi mevzu...
Ben bu yazımda "aşçıların sığınağı" içinde yazılı tarifi değil, geleneksel bir "topik" tarifini vereceğim. Bu arada "aşçılık kitapları" çalışmamla birlikte şuan "sokak yemekleri" üzerine de bir çalışma yapıyorum. Çok yakında orada da "topik"in sokak versiyonunu okuyacaksınız.

Şimdi, "içinde hayvansal gıda olmayan" bir yemek yapacağımızı bilerek mutfağa geçelim...

MALZEMELERİ (1 porsiyon yaklaşık 4 kişilik)
2 adet iri patates
1 su bardağı nohut (haşlanmış konserve nohutta olur, kuru nohut kullanacak iseniz akşamdan ıslatın)
1 adet orta boy kurusoğan
1/2 çay bardağı dolmalık fıstık
1/2 çay bardağı kuş üzümü
1 tatlı kaşığı toz şeker
1 tatlı kaşığı pul biber
1 çay kaşığı yenibahar
1 çay kaşığı tarçın
1 çay kaşığı karabiber
250 gr tahin (bir kavanoz )
1 su bardağı su
tuz (bu arada ben tariflerde tuz için miktar belirtmiyorum. çünkü bunun ölçeği kişiden kişiye değişmekte)
4 adet tülbent (a! demeyin evet doğru okudunuz, eğer tülbent bulamadıysanız el bezi kullanmayın, 20-25 cm genişliğinde strech filmlerin tam ortasına gelecek çekilde 3-4 delik delerek kulanın)

YAPILIŞI
1. Önce soğanı piyazlık doğrayın,
2. Bir tencereye, 1 su bardağı su koyun ve içine soğanı, dolmalık fıstığı, kuş üzümünü, şekeri ve tuzu ekleyerek ağzını kapatarak pişirin,
3. Pişirme tamamlandığında (yaklaşık 20 dakika sonra) karışıma karabiber, tarçın ve yenibaharı ekleyin ve biraz karıştırın,
4. Bir çay bardağı tahini ayırıp kalan kısmını da bu karışıma ekleyin ve iyice karıştırıp soğuması için bekletin,
5. Bir başka tencereye su koyun ve patatesleri haşlayın,
6. Haşlanmış nohutların kabuklarını soyun,
7. Patatesi bir çatal ile püre haline getirin,
8. Nohutları da püre haline getirip patatese ekleyin ve iyice karıştırın,
9. Tuzunu kontrol ettikten sonra, ayırdığınız 1 çay bardağı tahini püreye ekleyip yine iyice karıştırın,
10. Soğan, üzüm ve fıstık ile baharatları kaynattığınız suyu, tel süzgeç ile bir kaba alın ve pişirdiğiniz soğanları bir tabağa koyun,
11. Tülbentleri ıslatın ve tezgahın üzerine ayrı ayrı serin,
12. Püreyi tülbentlere pay edin ve yaklaşık 2 santim kalınlığında yayın,
13. Pürenin ortasına soğanlı harcınızı paylaştırın ve tülbenti toplayarak "küreler" elde edin,
14. Küre haline gelen tülbentin kenarlarını bir iplikle bağlayın,
15. Bir tencereye su koyup kaynatın ve bu yaptığınız topları 15 dakika kadar kaynatın,
16. Kaynayan topları tülbentten çıkartmadan alın ve demin ayırdığımız soğan suyunun bulunduğu kaba koyarak soğutun,
17. Servis yapacağınız zaman, tülbentleri açıp "topikleri" tabağa yerleştirin ve üzerine tarçın dökerek afiyetle yeyin.

Yarasın...

Not: Sokak yemeyi versiyonunda tabi bu güzelim küreler olmayacak tabi...

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

Bu blog Editör'den Öneriler alanında yayınlanmıştır

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Topik ve bir topik ustası konusunda yazdığım bir yazı vardı yıllar önce ertanyurderi.blogspot.com/2007/02/topik.html belki bu size yardımcı olur...

Ertan Yurderi 
 10.01.2010 16:29
 

Topik artık pangaltıda caddede o şık şarküterileri süslüyor. Konumu ve anlamı değişen topik de bir çok gibi popüler kültürün bir parçası olmuş:) Sevgiler... Not: Aydın'dan sonra bir de pangaltı şaşırtıcı valla...

Hülya ALKAN 
 07.02.2009 15:37
Cevap :
sevgili hemşehrim merhaba. ben itü'de mimarlık okuduğum günlerde pangaltı'da yaşadım. ayırdığınız zamana ve merhabanıza teşekkür ediyorum. dostluk ve saygılarımla,  07.02.2009 16:01
 

Ben topigi yerken uzerine cok az zeytinyagi ve muhakkak limon suyu dokerim. Deneyin..

yadigar babacan 
 11.01.2009 9:41
Cevap :
öneriniz için teşekkür ediyorum. dostluk ve saygılarımla,  11.01.2009 13:28
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 49
Toplam yorum
: 31
Toplam mesaj
: 18
Ort. okunma sayısı
: 5584
Kayıt tarihi
: 22.11.07
 
 

1964 İstanbul doğumlu, Ankara'da yaşayan İTÜ mezunu bir mimarım. 1991-1998 yılları arasında Mimarl..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster