Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

01 Ekim '17

 
Kategori
Trafik
Okunma Sayısı
172
 

Trafik Kazalarında Kör Nokta

Trafik Kazalarında Kör Nokta
 

Otomobillerde klasik Kör Nokta, aracınızın içindeyken, yan ayna ile aracın içindeki dikiz aynasının arasında kalan ve görünmeyen bir alan anlamına gelir. Burada başka türden kör noktalardan bahsedeceğiz. Ama öncelikle bununla ilgili bir öneri yapalım.

Sizi sollayan bir araç, bu alan içindeyken, siz de aracınızla hızlı şerit değiştirmeye kalkarsanız, diğer aracın önüne çıkarak, bir trafik kazası riski yaşarsınız.

Bu kaza riski sadece sizin arkanızdaki araçlarla olmaz. Siz de önünüzdeki aracı sollarken, onun kör noktasında olduğunuz ana iyi dikkat etmelisiniz, çünkü muhtemelen sizi görmüyor olacak.

Bu kör noktayı gidermenin ya da azaltmanın bir yolu vardır. Ki çoğu sürücü bunu pek uygulamaz.

Klasik yan ayna ayarlama şekli, yan aynanın, aracın hafif kıçını görecek şekildedir. Ancak bu ayarlama, önemli bir kör nokta yaratır. Çünkü oradan baktığınızda, sadece aracın kıçıyla aynı açıya düşmüş oldukça geri noktaları görürsünüz. Bu da, o noktanın ilerisinde önemli bir görülmeyen alan yaratır.

Bu ayarlama şeklinin avantajı, şehir içi trafikte dönüşlerde, park etmelerde işe yaramasındandır. Çünkü aracın kıçını görmeden park edemezsiniz.

Ancak seyir halindeyken, şehir içi de olsa, şehirlerarası da olsa, yan aynanınızı, 90 dereceye kadar açmalısınız. Bu şekilde, kör noktanızı en aza indirgersiniz. Aynayı ne kadar dışa doğru açarsak, yan tarafı o kadar geniş gösterecektir. Bu daha güvenli bir sürüş sağlayacaktır. Park ederken, yine aynanızı daha dar açılara getirebilirsiniz.

&&

Şimdi gelelim klasik kör nokta dışındaki kör noktalara:

Trafik kazalarında önemi ölçüde bu kör noktalar rol oynuyor.

Bunu tanımlamak gerekirse, trafikte sizinle seyir halinde olan araçların, beklenmedik şekilde yarattığı kör alanlar.  Trafiğin doğal akışında, oradan -yani sürücünün görmediği alandan- çıkmaması gereken bir araç bir nedenle çıkar. Ve sürücü bunu beklemediği ya da çıkmaması gerektiğine inanç ya da alışkanlık beslediği için o araçla kaza yaşar.

Araç sürerken bana kalırsa, görülmeyen alanlardan, çıkmaması gereken araçların çıkmayacağına inançla ya da varsayımla geçmemektir. Trafikte görülmeyen, bize kör olan hiç bir alandan, varsayımla geçmemek gerekir. Ancak emin olduktan sonra geçilmelidir.

Bu kaza tipine bir örnek vermek gerekirse. İki araç kırmızı ışıkta bekliyorsunuz. Derken ışık yanıyor ve solunuzdaki sizden önce hareket ederek, sol tarafta sizin için bir kör alan oluşturuyor.

Alışkanlıkla, ışık yandı, diğer tarafta da kırmızı ışık yandı, ben hemen önümdeki araçtan önce fırlıyım derseniz, kör alanın tuzağına düşmüş olursunuz. Bu bir kaza riskidir. Bu riski almamak için solunuzdaki aracı kendinize siper ederek onunla eş zamanlı ilerleyebilirsiniz ya da ondan daha yavaş hareket edebilirsiniz.

Seyir halindeyken, başka araçlarla ya da çeşitli nedenlerle görmediğiniz ve herhangi bir şeyin çıkmaması gereken bir alan, kör alandır. Tuzaklı bir alandır.

&&

Trafikte haklı olup  olmamak önemli değildir. Kaza yaptıktan sonra, zarar gördükten sonra haklı olsanız neye yarar.

Trafik, insanoğlunun sağduyusunun muhteşem bir örneğidir. Son derece hızla yol alan araçlar, büyük ve uyumlu bir organizma görüntüsü verir. Sağduyusu güçlü sürücü insanlar, kör alanlarda temkinli olan, yayalara öncelik tanıyan, diğer sürücülere kolaylık sağlayan insanlardır.

Hız yapmak, sürücüye kaza riski yaşatmaktan başka bir işe yaramaz. Çünkü gideceğiniz yere varmanızda size kayda değer bir avantaj sağlamaz.

Hızlı gidiyorsanız, bir gün mutlaka kaza yapacaksınız.

Yavaş gidin, algılama ve reaksiyon hızınız, günümüz araçların hızlarından çok geride.

Gözünüzü şeridinizden ayırmadan, çevreyi izleyin, yumuşak hareketler içinde yolda akmanın müzikle keyfini çıkartın. Gittiğiniz yerde sizin gelmenizi bekleyenleri düşünün.

Trafikte dikkatsizliğin ve özensizliğin nasıl ölümcül olacağına ve yaygın bir kaza tarzına ilişkin bir anım:

Yakınlarda, doğu bölgesi taraflarında ıpıssız bir yolda, geceyarısı otomobilimle 150 civarı bir hızla gidiyordum. Bir an düşüncelerimden sıyrıldım ve hızımın fazla olduğunu farkettim ve biraz yavaşladım. Hafif bir çıkışı bitirmek üzereydim, tam bitirdiğim anda, arkasında hiçbir ışık olmayan ama farlarımın aydınlattığı koca bir duvar gibi bir tır dorsesi ile karşı karşıya kaldım.

Durmam mümkün değildi. Sinek gibi yapışacaktım. 'İşte ölümcül büyük bir kazayla karşılaşmanın zamanı geldi demek' dedim, sakin bir iç sesle. Tırın dorsesinden kurtulmak için, direksiyonu, hiç bakmadan, sağ tarafa kırdım. Büyük bir hızla, sağ tarafındaki, mucize eseri, boşluktan tırın önüne doğru yola fırladım, aracın dengesi bozuldu ve kontrolü kaybettim, karşıdan araçlar sellektör yaparak üzerime doğru geliyorlardı, araç bir sağa bir sola yalpalarken, devrilmeden kontrolü yeniden elde ettim. Araç düzleştiği ve yavaşladığı anda, tıra arkadan bindirmemiş ve sonrasında tepe taklak olmamış olmama inanamıyordum, aracı toparladım ve durmadan devam ettim. 

Saçma sapan bir nedenle, kendileri için değerli olduğum insanlara haksızlık yaptığımı düşündüm, az ilerdeki benzin istasyonunda su ve çay içip kendime gelmeye çalışırken.   

Otomatik alternatif metin yok.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 500
Toplam yorum
: 928
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 770
Kayıt tarihi
: 21.10.07
 
 

Ankara'da yaşıyorum. Çeşitli güncel konularda, zaman zaman "Neden olaya böyle bakılmıyor?" diye d..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster