Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

06 Ekim '17

 
Kategori
Kitap
Okunma Sayısı
42
 

Var mı İtirazı Olan?

Var mı İtirazı Olan?
 

“Kırıcılıkla, tepeden inme emirlerle
iş görmeye kalkanlara adam beğendirmek
mümkün değildir.”
İsmail Hakkı Tonguç

Keşan – Paşayiğit Ortaokulu’nda göreve başladığım 1969 – 1970 öğretim yılının ikinci yarısında, Ortaokul Müdürü Egün Pınarcı, İlkokul Müdürü İskender Kıroğlu, Öğretmen Haspi Sözbir, Nurten Gegeoğlu, Refia Atlı, Eğitmen Basri Gülcü ve Paşayiğit Muhtarı Şaban Akkaya ile bir araya gelip her yıl Mayıs ayının üçüncü pazar günü, “Paşayiğit Kültür Şenliği” yapmaya karar verdik.

            Daha sonra bu önerimizi Ahmet Koyuncu, Mustafa Akgün, Mehmet Güven (Dağlı), Salih Sürücü, Mehmet Gür, Üzeyir Ağa, Ahmet Dırama, Pilot Mehmet Güven, Kadir Ören ve Kara Hasan gibi sözü sohbeti dinlenen Paşayiğit’in ileri gelenleriyle de konuşup tartıştık. Hiçbiri hayır demedi. Aksine, hepsi de büyük bir coşkuyla onayladı bu kararı.

            Paşayiğit Ortaokulunda görev yaptığım üç yıl boyunca yaptık bu şenliği:

            Lalacık, Maltepe, Çobançeşme, Karasatı, Karacaali, Kozköy ve Altıntaş köyü ilkokulu öğretmen ve öğrencileri ile başta Keşan Kaymakamı Esat Ölçer olmak üzere, ilçe merkezinden gelen resmî ve sivil davetlilerin katılımı ile yılda bir, sabahtan akşama farklı bir gün yaşamış olurdu Paşayiğit.

            Neler mi vardı; bu şenlikte?

            Neler yoktu ki!

            Şarkılar, türküler, halk oyunları…

            Yarışmalar, güldürüler, tiyatrolar…

            Tanık göstermeme gerek yok da, yine de söylemiş olayım: Davetliler arasında Önder Gazetesi Genel Yönetmeni yazar dostum Feyzullah Aktan da bulunurdu mutlaka. Ve ertesi gün, fotoğraflarıyla birlikte haber olarak verirdi; bu şenliği gazetesinde.

            Durup dururken, nerden mi icap etti; çok uzaklarda kalmış o etkinlikten söz etmek?

            Çünkü efendim, hani o Susuz Kaymakamı Turan Eren var ya, yazdığı Üç Dilek adlı kitabın her sayfasında çok düşündürdü beni ve hâlâ da düşündürmeye devam ediyor.

            11 Eylül 1980 günü Kars Vali Vekili olarak göreve başlayan kaymakamımız, ertesi gün yapılan 12 Eylül darbesiyle birlikte devraldığı Kars Belediye Başkanlığı görevini yaklaşık üç ay sonunda yeni atanan Vali Ünal Özgödek’e teslim eder.

            Bu sırada, Turan Eren’in Sivas Valiliğine atanacağından söz edilirse de bu haber gerçekleşmez.

            Acaba neymiş dersiniz, bu haberin aslı esası? Yazarın kendisi anlatsın bunu:

            “Bir gün Ankara’ya İçişleri Bakanlığına gittiğimde, Maden Kaymakam Vekili iken, Valim olarak birlikte çalıştığım Müsteşar Rıfat Kaplana uğradım. Kapıdan içeriye girince Müsteşarım: “Gel Turan, gel. Sana büyük kötülük ettim.”dedi. Ben: “Bana kötülük değil, olsa olsa iyilik yaparsınız.” dedim. O, “Turan, bildiğin gibi değil. Vali kararnamesi hazırlanırken, seni Sivas’a Vali olarak atamayı planlıyorlardı. Müsteşar olarak görüşümü sorduklarında:“Elâzığ Valisi iken Turan Eren ile birlikte çalıştık. Son derece başarılı bir arkadaş… Ancak mahrumiyet hizmetini yapmak üzere beş ay önce Kars ili Susuz ilçesine atandı. Bizde mahrumiyet hizmet süresi iki yıldır. Cumhuriyet tarihinde mahrumiyet hizmetini tamamlamadan vali olan hiç kimse yoktur.” derken içimden de, ‘Turan, sana büyük kötülük yaptım.’diye geçirdim ve ‘Efendim, gene de siz bilirsiniz.’dedim. Ama iş işten geçmişti. Yetkili kişiler, biraz düşündükten sonra, “Eski köye yeni âdet getirmeyelim. Turan Eren’i daha sonra değerlendirelim.”dediler. İşte Turan, sana böyle kötülük ettim.’ dedi.”

            Eski Vali, Aksekili Müsteşar Rıfat Kaplan, çok sevdiği Kaymakam Turan Eren’e iyilik mi yapmış, kötülük mü?

            Siz bunu düşünedurun, biz gelelim Susuz’a… Bakalım, Kaymakam Turan Eren, “Oğlum Turan, fazla etliye sütlüye karışmadan, hayırlısıyla şu mahrumiyet hizmetini tamamlayıp kapağı batıdaki ilçelerden birine atmaya bak!” mı diyor yoksa?..

            Kendi kendimize gelin güvey olmayalım da kulak verelim biz Kaymakam’a:

            “Susuz’da göreve başladığımda, yaptığım inceleme ve değerlendirme neticesinde ilçede ve Kars’ın diğer bölgelerinde terör nedeniyle halkın genellikle sindiğini, sosyal faaliyet olarak fazla bir etkinliğin olmadığını gördüm. Arkadaşlarla bir durum değerlendirmesi yaptıktan sonra, ilçeye ve köylere bir hareketlilik getirmek amacıyla ‘İlkokullararası Halk Oyunları Yarışması’ yapmayı kararlaştırdık. Okul müdürleri ile yaptığım toplantıda konuya verdiğim önemi vurguladım. İlçede kısa süre içinde büyük bir heyecan yaratmıştık.”

            Ya, gördünüz mü?

            Nasıl ki, her insan aynı değilse, her yönetici de aynı değil… Sözgelişi, bizim 1970’te, 8 köy ilkokulunun katılımıyla ilk kez yaptığımız Paşayiğit Kültür Şenliği’ni eşiyle birlikte izleyen Keşan Kaymakamı Esat Ölçer, gösterilerin bitiminde gördüklerinden çok memnun kaldığını belirtip bizleri içtenlikle kutladı ama bunu bütün Keşan’a yayarak yarışmalı bir Keşan Kültür Şenliği düzenlemeyi düşünmedi hiç.

            “Pekiyi, sen böyle bir öneride bulundun da Kaymakam Bey kabul etmedi mi?” diye sorarsanız, hayır, böyle bir önerim olmadı.

            Acaba, Keşan Ortaokulu Müdürü Zihni Akman, Atatürk Ortaokulu Müdürü İlhan Doğan, Çamlıca Ortaokulu Müdürü Orhan Yorgancı ve Keşan Lisesi Müdürü Hüsnü Günalay böyle bir öneri yapmışlar mıydı? Ya da Belediye Başkanı Rasim Ergene ile sonraki Başkan Metin Çırpan’ın aklından geçmiş midir; böyle bir düşünce?

            Bilmiyorum.

            Vazgeçelim biz, en batıdaki ilçemiz Keşan’dan da gelelim yine en doğudaki ilçemiz Susuz’a:

            Yarışmaya Susuz’un 27 köyünün ve ilçe merkezinin tüm ilkokulları katılır. O gün ilçeye Kars Vali Yardımcısı, Millî Eğitim Müdürü ve başka ilgililerle birlikte her köyün muhtarı, ihtiyar heyeti üyeleri ve köy ileri gelenleri de gelir. İlçe düğün ve bayram yerine döner.

            Yarışma, Cılavuz Köy Enstitü’sünün, pardon, Kâzım Karabekir Öğretmen Lisesi’nin büyük salonunda yapılır.

            Yarışma sonucunda Ağzıaçık köyü tartışmasız birinci olur.

            Neden acaba, ilçedeki okullardan biri değil de bir köy ilkokulu almıştır birinciliği?

            Bakalım, bu sorumuza ne cevap veriyor Kaymakam:

            “Ağzıaçık köyünün birinci olacağı belliydi. Hazırlık çalışmaları sırasında köye gittiğimde, bütün köylünün nasıl titizlikle okula, yarışmacı öğrencilere yardımcı olduklarını, birinci olmak için geceyi gündüze kattıklarını görmüştüm. (…)

            “Bu beni çok sevindirmişti. Gene köye gittiğim bir gün, okul müdürüne, çok güzel çalıştığını, köylü ile iyi bir diyalog kurup işbirliği içinde olduğunu, bu durumdan da son derece memnun olduğumu söyledim. Okul Müdürü; ‘Sayın Kaymakamım, hem okuma yarışması kursunda hem de halk oyunları yarışmasında biz birinci olacağız. Biz çocuklarla, köylülerle yemin ettik.’dedi.”

            Ya ikinci?..

            İkinci, Keçili köyü olur. Keçili, olanakları son derece kısıtlı bir köymüş. Öyle ki bir davulcu ve zurnacı tutarak paraları bile olmadığı için, çocukları ıslıkla hazırlamışlar yarışmaya.

            Ya, işte böyle! Kimileri hiçbir engel dinlemeden iş üretirken, kimileri de mazeret üretip durur.

            Her kademedeki yönetici akıllı bir insansa, idealist bir insansa, çalışmaktan, iş yapmaktan kıvanç duyan bir insansa, onu hiçbir engel yolundan alıkoyamaz. (*)

            Var mı itirazı olan?

 

                                                                                       Hüseyin Erkan

                                                                       huseyinerkan@dilemyayinevi.com.tr

---------------------------------------------------------------------------------------------------------

             (*) Ben, 1972’de Keşan’dan ayrıldıktan sonra da “Paşayiğit Kültür Şenliği” birkaç yıl daha devam ettiyse de sesi soluğu duyulmaz oldu bir daha.

             Kaymakam Turan Eren, Susuz’dan ayrıldıktan sonra, 27 Köy İlkokulunun katılımıyla yapılan “Halk Oyunları Yarışması” devam edebildi mi acaba?

 

 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 188
Toplam yorum
: 39
Toplam mesaj
: 1
Ort. okunma sayısı
: 259
Kayıt tarihi
: 21.02.11
 
 

1942'de Antalya'ya bağlı Akseki ilçesinin Gödene (Menteşbey) adlı kuş uçmaz kervan geçmez bir köy..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster