Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

13 Haziran '17

 
Kategori
Güncel
Okunma Sayısı
473
 

Vurun namussuza!

Vurun namussuza!
 

Görsel internetten alınmıştır.


Sokağın başında bir adam korkmuş, kaçıyordu. Arkasında sürü halinde bir kalabalık bağıra çağıra onu kovalıyordu. “Vurun, gebertin namussuzu, şerefsizi, haini…” diye sesler yükseliyordu kalabalıktan.

Yorulmuştu adam, ayağı birden takıldı ve yere düştü. Kalabalık, ellerinde sopalar, taşlarla yetişti. Önce biri yumruk attı, sonra diğeri. Bir diğeri tekmeledi, biri taşı vurdu kafasına. Biri elindeki sopayla vuruyordu insafsızca. Ne kadar zaman geçti kimse farkında değildi. Polisin gelmesi bile kalabalığın dağılmasına yetmiyordu. Müthiş bir kin ve öfke duygusu ile saldırdıkça saldırıyorlardı yerde korunmasız yatan adama. Gözleri karardı adamın. Artık yaşamıyordu…

Yukarıda resmetmeye çalıştığım, son günlerde sık sık haber konusu olan ve toplumumuzda giderek sanki kabul görmeye başlayan bir “linç” olayı kurgusuydu.

Linç; Hukuksuzluktur, şiddettir ve asla kabul edilemez!

Toplumlarda zaman zaman yaratılan kutuplaşmalar linç olayının yaygınlaşmasını beraberinde getirir. Bir grup, kendisi gibi düşünmeyen bir kişiyi linç etme hakkını kendinde görebilir. Kendinden olmayana yaşam hakkı tanımaz. Ya benim gibi olacaksın, ya da yok olacaksın düşüncesiyle haksızca saldırır farklı olana. Linç çoğunluğun azınlığı yok etmesidir.

Genelde bilinçli olarak birileri tarafından, uygun ortam hazırlanmak suretiyle insanlar linç olayına yönlendirilse de adalet duygusunun zedelendiği toplumlarda insanlar, kendi adaletini sağlamak adına linç girişiminde bulunabiliyorlar.

Son zamanlarda artarak devam eden taciz, tecavüz vakaları var kanayan yaramız. Bu suçları işlediği zannıyla yakalanan insanlara karşı linç vakaları artıyor. Toplum ani bir öfkeyle bu kişilere saldırıp cezalarını kendileri kesmek istiyor. Gerçekten o mu yapmış, başkası da yapmış olabilir mi diye düşünmeden ilk göze görünene saldırıyorlar.

Hukuk Devleti olmak, suçlunun da hakkını korumaktır oysa.

Mahkemeye çıkmamış, henüz suçluluğu kanıtlanmamış bir insan, suçlu gibi görülüp bir sürü tarafından cezalandırılamaz, cezalandırılmamalı.

Bir şekilde linç olayının içinde yer almış her kim olursa olsun alınıp en ağır şekilde cezalandırılmalıdır. Aksi takdirde toplumda huzur içerisinde yaşamak mümkün olmayacaktır.

Bu linçlerin önü alınmazsa mahallede arzu edilmeyen herhangi birine karşı da yapılabilir. Başı açık bir kadına, oruç tutmayan birine, namaz kılmadığı düşünülen birine, el ele gezen sevgililere karşı da yapılabilir. Gidişat hiç iyi değildir. Acilen linç kültürünün önü alınmalıdır daha fazla yaygınlaşmadan.

Bunun için öncelikle herkesin dil, din, ırk, siyasi düşünce ve cinsiyeti nedeniyle bir diğerine üstünlüğünün olmadığının garantisi olan yasaların herkese uygulanması şarttır.  Yasaların yetersiz kaldığı düşünülüyorsa yeni yasalarla düzen sağlanmalıdır.

Toplumun her ferdinin yasalara inancının sağlandığı bir toplum düzeninde, ilkellik kokan linç düşüncesi asla yer bulamayacaktır. 

Yasaların her vatandaşa eşit mesafede olduğu ve her insanın yaşam hakkına saygının esas alındığı bir düzende yaşamak, yarınlara umutla bakmak istiyorum…   

 

13 Haziran 2017              

 

 

 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Psikiyatrik bozukluk olduğunu düşündüğüm; kişinin kendini otorite kabul ederek başkasının sınırlarına müdahale etmesinin ağır cezası olmalıdır ki kontrol sağlanabilsin. Gönül hoşluğuyla

Kadri KANPAK 
 21.06.2017 10:22
 

Bugün bir haber okudum Ayşegül hanım. Üç kişi sabaha karşı işinden evine giden bir adamı nedensiz olarak dövmüşler. Adamı Hacı adlı bir arkadaşı kurtarmış. Dövenlerden biri de polismiş. Adamlar savunmalarında sarhoş olduklarından bir refleks sonucu adamı dövdüklerini söylemişler. Neyse ki adamlar tutuklanmış. Adaletin olmadığı yerde güvenliği sağlamakla görevli kişiler bile eşkiyalık yaparsa, ülkenin halini düşünün. Saygılar, selamlar...

Erol Özışık 
 21.06.2017 0:12
 

Merhaba Ayşegül Hanım, tek kelimeyle ahlak diye bir şey kalmadı. Ne günlere kaldık Allah'ım... Selam ve sağlık dileklerimle...

Abdülkadir Güler 
 20.06.2017 8:17
Cevap :
Düzelmesi umuduyla selamlar, mutlu kalın...  20.06.2017 10:10
 

Linç, sonu bazen ölümle sonuçlanan onaylamadığımız bir toplu saldırı şekli. Lakin hukukun olmadığı ve adaletin işlemediği bir ülkede mağdurlar, suçluların korunup hatta ödüllendirildiğini düşünerek cezalarını kendi elleriyle vermek istiyorlar. Ülkemizde ağır aksak bazen yıllarca süren davalar var, bu davaların sürecinde suçlular kendisine öğretildiği şekliyle başını yana eğip, taktığı kravatını düzelterek "pişman oldum efendim" gibi cümlelerle iyi hal durumu yaratıp göstermelik bir ceza ile kurtuluyorlar. Hapishanelerde yer kalmadığından cezasının paraya çevrilmesi öngörülüyor. Bu durumda hani ya mağdurun hakkı? Selam ve sevgi ile...

Yurdagül Alkan 
 16.06.2017 11:47
Cevap :
Mağdurun hakkını yasalar layıkıyla koruduğu zaman olmayacaktır zaten bu linç olayları Yurdagül Hanım. Bunu önlemenin yolu kesinlikle yasaların etkinliğinden ve uygulanmasındaki titizliğinden geçer. Bu güven sağlanamazsa toplumdaki keyfiliğin önüne geçilemez ve karmaşa her geçen gün artar. O zaman bir devletten de bahsetmek mümkün olmaz sanırım...Teşekkür ediyorum. Selamlar, mutlu kalın...  20.06.2017 10:09
 
 
Toplam blog
: 270
Toplam yorum
: 3678
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 1401
Kayıt tarihi
: 20.11.10
 
 

Bir Kamu Kurumundan emekliyim. Bloğumda; yaşadıklarımı, çevremde gözlemlediğim olaylar ile kendi ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster