Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

21 Şubat '17

 
Kategori
Kültürler
Okunma Sayısı
370
 

Yazılı hale gelmeyen dil yok olmaya mahkûmdur

Yazılı hale gelmeyen dil yok olmaya mahkûmdur
 

Yazılı hale gelmeyen dil yok olmaya mahkûmdur Ömer Şanlı


Bugün 21 Şubat Dünya Anadil Günü.

Birleşmiş Milletler Eğitim Bilim ve Kültür Örgütü'nün (UNESCO) 2009 yılında yayımladığı "Tehlike Altındaki Diller Atlası"nda Zazaki de güvensiz diller kategorisinde yok olma tehlikesi altında olan diller arasında gösterildi.

UNESCO, bir dilin ne derece tehlike altında olduğunu sınıflandırmak için dokuz ölçüt kullandı:

-Dilin kuşaktan kuşağa aktarılması

-Dili konuşan kişi sayısı

-Dili konuşanların toplam nüfusa oranı

-Dilin kullanım alanlarında değişiklikler

-Yeni alanlara ve ortamlara dilin tepkisi

-Dilin öğrenilmesi, o dilde okuma yazma öğrenilmesi için gerekli materyallerin varlığı

-Devletlerin ve kurumların tutum ve politikaları

-Toplumun bireylerinin kendi dillerine yönelik tutumu

-Dille ilgili varolan belgelerin miktarı ve niteliği.

Peki Zazaki’nin yok olmaması için yeterince çalışma ve önlem var mı?

Çok yetersiz sayıda.

Bunlardan biri, belediye tarafından desteklenen ‘Zazaca için söyle’ projesi.

Bu proje kapsamında, Zazaki’nin yaşatılması amacıyla yerel sanatçıların katılımıyla şarkılar seslendirildi.

Yapılan çalışmaların ardından sosyal medyada yayınlanan klipte, ‘Bu proje UNESCO tarafından ‘yok olmaya yüz tutmuş diller’ arasında gösterilen Zazaca dilini yaşatmak ve Bingöl ilimizin doğal güzelliğini, kültürel yapısını, tarihi ve turistik mekanlarını tanıtmak amacıyla Bingöl Belediyesi tarafından yapılmıştır. Proje kapsamında 62 ayrı noktaya gidilip, 82 kişi gönüllü olarak yer almıştır” deniliyor.

Proje kapsamında Zazaca müziğine önemli katkıları olan Rençber Aziz’in ‘Dılo Dılo’ eseri seslendirildi.

Bir dilin yaşatılmasında, gelecek kuşaklara aktarılmasında müziğin önemi elbette büyüktür.

Bu bakımdan yapılan projenin anlamlı olduğunu düşünüyorum. Ancak yetersiz.

Projenin galası Cuma günü belediye kültür merkezinde yapıldı. Programa katılan AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Cevdet Yılmaz, 'Diller, insanların icat ettiği şeyler değildir. Bunlar tabi şeylerdir ve Cenab-ı Allah’ın ayetleridir. Biz böyle inanıyoruz, bütün diller Cenab-ı Allah’ın ayetleridir.' dedi.

Madem diller Allah’ın ayetleridir, o zaman anadilde eğitim verilmesinin, kurumlarda kullanılmasının, yazılmasının önü açılmalıdır. Sadece seçmeli ders yeterli değildir.

Geçen hafta açıklanan 20 bin sözleşmeli öğretmen alımı kadrosunda, Zazaca’ya 1, Kurmanciye ise sadece kontenjanı ayrıldı. Bu da dile verilen önemi gösteriyor.

Unesco’nun kriterlerini incelediğimizde aslında dilin yaşatılmasındaki engeller bir bir ortaya çıkıyor.

Başa dönelim, UNESCO’nun bir dilin ne derece tehlike altında olduğunu sınıflandırmak için kullandığı ölçütlere.

1. madde: Dilin kuşaktan kuşağa aktarılması.

Bu anlamda yeterince çalışma yapılıyor mu?

Hayır.

Bugüne kadar sadece yaşlılarımızdan öğrendiğimiz kadarıyla Zazaca’yı konuşabiliyoruz. Peki yazmayı, işte onu bilmiyoruz. Çünkü Zazaca bugüne kadar yazma dili olarak kullanılmadı, bu anlamda eğitim verilmedi.

Zazaca’nın yok olmasında en büyük etken de bu. Anadilde eğitimin olmaması.

2. madde: Dili konuşan kişi sayısı.

Ne yazık ki gün geçtikte Zazaca’yı konuşan kişi sayısı azalıyor. Çoğunlukla yaşlılar kendi aralarında konuşuyor, gençler ise bir yaşlıyla konuştuğunda Zazaca’yı kullanıyor.

Bundan 10-15 yıl önce köylerde çocuklar dahi Zazaca konuşurken, bugün şehre yakın köylerde bile çocuklar kendi aralarında anadilleri olan Zazaca’yı konuşmuyor.

Konu yine eğitimle alakalı. Okulda eğitim yok, evde konuşan yok, çocuk nasıl konuşsun.

3. madde: Dili konuşanların toplam nüfusa oranı: ne yazık ki sayı gün azalıyor.

4. madde: Dilin kullanım alanlarında değişiklikler

Yok denecek kadar az. Okulda konuşulmuyor, pazarda, alışverişte konuşulmuyor, kurumlarda, caddelerde, sokaklarda kullanılmıyor.

5. madde: Yeni alanlara ve ortamlara dilin tepkisi

Yeni okula başlayan bir çocuk düşünün, önce çekingen davranır, zaman geçtikçe ortama ayak uydurmak zorunda kalır. Dil de kullanıldıkça, yazıldıkça ortama ayak uydurur, gelişir, büyür.

6. madde: -Dilin öğrenilmesi, o dilde okuma yazma öğrenilmesi için gerekli materyallerin varlığı.

Dilin öğrenilmesi, okunması, yazılması yine eğitimle paralellik arzeder. Materyal konusunda son yıllarda çalışmalar yapılmış olsa da, eğitim olmadan ne dil varlığını sürdürebilir ne de materyaller istenilen düzeyde olur.

7. madde: Devletlerin ve kurumların tutum ve politikaları.

Dilin kullanılmasında, yaşatılmasında en geri kalınan alan bu. Anadilde eğitim olmadığı gibi, kurumlarda da anadil kullanılmıyor. Mesela yüzde 90’ının zaza olduğu belirtilen Bingöl’de hiçbir kurumda zazaca hizmet verilmiyor. Veya Kurmanci’nin ağırlıklı kullanıldığı ilçelerde Kurmanci kullanılmıyor. ‘Zazaca için söyle’ projesi yapan Bingöl Belediyesinde bun anlamda hiçbir çalışma yok. Şehir giriş tabelaları, kurumlardaki birimlere Zazaca tabelaların asılması yönündeki talepler bile karşılık bulmuyor.

8. madde: Toplumun, bireylerinin kendi dillerine yönelik tutumu.

Toplumun ve bireylerin kendi anadillerine yönelik tutumu ‘olsa da olur, olmasa da’ mantığında. İlgili sayısı çok az. Kimsenin dilin gelecek kuşaklara aktarılması, çocukların kendi anadillerini öğrenerek büyümesi, çarşıda, pazarda kendi anadilinde alış veriş yapması gibi bir derdi yok.

Sonuç olarak dilin yaşatılması için; birinci öncelik anadilde eğitimin verilmesidir. Eğitim olmadan, Zazaca evde, çarşıda, pazarda konuşulmadan, yazılmadan dilin korunması, gelecek nesillere aktarılması zor.

TV kanallarıyla, şarkılarla belki insanların bilinçaltına birkaç kelime Zazaca yerleştirebilirsiniz ama yazmayı öğretemezsiniz. Yazılı hale gelmeyen dil yok olmaya mahkumdur.

Bingöl Belediyesi başta olmak üzere eğer gerçekten Zazaca yok olmasın diyorsanız, buyurun belediye birimlerinden başlayarak Zazaca tabelalar asın, belediye bünyesinde Zazaca eğitim veren kreşler açın ki, Zazaca’ya katkınız olsun…

Bingöllüler olarak marketlerde, işyerlerinde, pazarda sattığımız ürünlerin üzerine Türkçe’nin yanına Zazaki veya Kurmanci isimlerini yazarak, dilin alışverişte kullanılmasını sağlayabiliriz.

Dilin korunması için yapılan her çalışma değerlidir ancak dili sokağa taşımadan sadece salon toplantılarıyla yetinirsek bir arpa boyu yol alamayız.

Görelim samimiyetinizi…

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

Bu blog Editör'den Öneriler alanında yayınlanmıştır

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 40
Toplam yorum
: 11
Toplam mesaj
: 4
Ort. okunma sayısı
: 224
Kayıt tarihi
: 05.08.09
 
 

15.02.1981 tarihinde Bingöl Merkez'e bağlı Emtağ Köyü'nde doğdu. İlk ve orta öğrenimini Bingöl'de..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster