Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

13 Haziran '17

 
Kategori
Kültür - Sanat
Okunma Sayısı
22
 

Yemekte kimler vardı?

Yemekte kimler vardı?
 

Cumhurbaşkanı'nın iftar yemeğine İbrahim Tatlıses, Orhan Gencebay, Hakan Ural, Ajda Pekkan, Hülya Avşar, Bülent Ersoy, Muazzes Ersoy, Emel Sayın, Yavuz Bingöl gibi isimler katılmış. Elbette ki ben ve benim gibi sade sıradan vatandaş katılacak değildi heralde.

Ünlü olabilmek çok zor, ünlü kalabilmek daha da zordur bu memlekette..

Ünlü olmak ile şöhret olmak arasında büyük fark var biliyorsunuz. Ünlü olabilmek uzun soluklu sürece dayalı ve aynı zamanda başarılı grafikten geçilebilirse gerçekleşebilen bir durum ve kalıcıdır. Şöhret olmaksa kısa vadeli sürece bağlı ve fazla emek harcamadan sık aralıklarla sansasyon algılarıyla elde edilip uzun soluklu olmayan bir tanınmışlık durumundan ibarettir.

Orhan Gencebay, İbrahim Tatlıses, Ajda Pekkan, Bülent Ersoy, Emel Sayın gibi ünlüler zor şartlar içinde toplumun sevgisini kazanmış ve beyinlere kazınmış isimlerdir ve her zaman da kalıcı olmuşlar ve de kalıcılıklarını korumuşlardır.

Elbette ki eski imkanlarla bugünkü imkanlar aynı değildir. Algı üretim ve tüketim değerleri çok farklılaşmıştır ve dolayisiyle sanatçıların bir çoğu (istisnalar hariç) ünlü olmak ve şöhret olmak arasında gel-gitler yaşamakta olduklarını görüyoruz.

Günümüz sanatçıların bazıları (Özellikle 'Televole' yıllarında) sık sık sevgili değiştirmelerle gündeme gelerek şöhret basamaklarına tırmanmayı başarıyor ama ne yazık ki uzun soluklu olamıyorlar. Zira tüketim toplumunda her şeyin hızlı tüketildiği gibi şöhret basamakklarındaki sanatçılar da kendilerini kısa sürede maalesef tüketmiş oluyorlar. 

Günümüzde öncelik hedef kazanmak olduğu için sanatçıların büyük çoğunluğu kazanmayı yeğlemekte ve dolayisiyle kalıcı ünlü kişi olamamaktalar. Gelişmekte olan ülkemizde zaten başkasını beklemek akılsızlık olur diye düşünüyorum.

Oysa başarılı ve ünlü olabilmek için öncelik sırası sanatçının ilk önce kendisi olması önem taşımaktadır her iş kolunda olması gerektiği gibi..

Tiyatro sanatçisiyse bir sanatçi rolünü oyununu sahnede sergilemelidir, sade vatandaş hayranları tarafından etrafını sevgi yumağı oluşturduğunda değil!

Mesela "kayıp şeyler dünyası" adlı şiir kitabının ilk imza gününde şair Pelin Batu'ya kitabını imzalatırken hayranlarıyla geçen sıcak samimi ve içten dıyaloglarını görmüş ve kendisini tebrik etmiştim. Batu'nun kalıcı ve ünlü sanatçılar arasında yer almaya devam edeceğine yürekten inanmaktayım.

Sahte gülücükler dağıtırlar bazı sanatçılar. Hayran onun çok farkındadır. Doğal olamayan sanatçıları siler atar gönlünden ve bir daha adını bile anmak istemez. Hayranı olduğu sanatçinin gözlerine baktığında güven duyabilmeli ve 'sözüm söz' dediğinde sözünü yerine getireceğinden emin olabilmelidir. Yerine getirmeyeceğini hissettiği sanatçılara da 'yalancî' yakıştırmasını yapmaktan geri kalmaz ve o gibi sanatçıları bir daha ciddiye bile almaz unutur gider hayran.

Hayran kitlesine saygı duymakla başlar başarı..

Abbas Oğuz bu blog'u önerdi.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 1566
Toplam yorum
: 1023
Toplam mesaj
: 80
Ort. okunma sayısı
: 540
Kayıt tarihi
: 03.07.07
 
 

25.05.1960 doğumlu. Üniversite terk. Müzik, seyahat ve tiyatro sever. Antalya Devlet Tiyatrosu'nd..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster