Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

23 Haziran '07

 
Kategori
Kültür - Sanat
Okunma Sayısı
27788
 

Yorumsuz Mevlâna şiirleri

Yorumsuz Mevlâna şiirleri
 

Mevlâna Celaleddin Rumi, doğumunun 800. yılında çeşitli etkinliklerle kutlanmaya başlandı. Komedyen Yılmaz Erdoğan, Mevlâna Celaleddin Rumi rolüne soyununca kendisi de dahil, çok kişi şaşırmıştır sanırım. Yazılarına, tiyatro eserlerine ve oyunculuğuna bir şey diyemeyeceğimiz Yılmaz Erdoğan, Mevlâna rolüne nasıl uygun görüldü, anlamakta zorluk çekiyorum. Bu zorluğu çekmemdeki neden ise, Mevlâna'nın her hangi bir boyutunun Erdoğan'la uyuşmadığıdır. Bu boyut hem manevi hem de maddi anlamdadır.

Sanatçılar çeşitli yöntemlerle gelir elde ederler. Kendine "şovmen" dedirten hokkabazlar, seyirciye küfür ederek ve küfür ettiği seyirciden alkış alarak vergi rekortmeni olmaktadırlar. Diğer yazılarımda sık sık belirttiğim gibi, Cumhuriyet yönetiminin en büyük kazanımı eğitimli ve kültürlü bir toplum yaratmak olacaktı. Fakat, Mustafa Kemal'in 1938'de erken aramızdan ayrılması ve karşıdevrimcilerin iş başına gelmesiyle bu kazanımı sürdüremedik. 1950'li yıllardan sonra başlayan "paraya tapan insanlar" topluluğu ise, eğitim ve kültürden bihaber bütün bedenimizi sardı. Eğitim ve kültürden habersiz bugünlere gelen toplumumuzun aynasını "Ananı da al git" diye halkına bağıran yöneticiler olurken, "şovmen" denen kişiler de, bu kültürsüz insanlardan yararlanıp büyük servetlere kavuştular. Yaptıkları belden aşağı programlar ve halkla alay etmekti.

Yılmaz Erdoğan bunlardan farklıdır. Onun yapıtları belli bir düzeydedir ve kalitelidir. Bu nedenle Erdoğan'a söyleyecek bir sözümüz yoktur. Ona itirazım Mevlâna rolünü neden kabul ettiğidir. Para içinse, ne gereği vardı. Zaten Erdoğan belli bir serveti hakkıyla elde etmiştir. Şöhret için desek buna hiç ihtiyacı yok. O halde, dinci kesimlere hoş gözükmek için mi? Gerçi, Mevlâna bizim dinci kesimlerin çok ötesindedir, ama, bu dinci kesimler Mevlâna'nın şiirlerini ve özellikle Mesnevi'sini okumadıklarından, Mevlâna'nın yalnızca :

"Gene gel, gene.
Ne olursan ol,
ister kâfir ol, ister ateşe tap, ister puta,
ister yüz kere tövbe etmiş ol,
ister yüz kere bozmuş ol tövbeni.

Umutsuzluk kapısı değil bu kapı;
nasılsan öyle gel"

Şiiri var sanırlar. Oysa Mesnevi'yi okuduklarında oradaki bugün bile erotizmden çok daha ötelere giden öykülerin olduğunu görürler.

Hz. Mevlâna'nın doğum yeri bugünkü Afganistan'dır. O zaman ki adı Horasan'dır. Doğum yeri ise Belh kentidir. Mevlâna'nın bütün eserleri farsçadır. Türkçe bir tek satır bugüne kadar rastlanmamıştır. Günümüzde, Konya'da her yıl düzenlenen Şeb-i Aruz törenlerinin kaynağı Mevlâna'nın oğlu tarafından düzenlenen anma törenlerinin bir sürecidir.

Hz. Mevlâna kendisinin de söylediği gibi Tebrizli Şems'den sonra "Pişmiş ve yanmış"dır. Ondan önce "Ham"mış. Hz. Mevlâna'nın yaşadığı dönemde değişik arzular, değişik biçimlerde giderilebiliyordu. Bunun en büyük belgeleri Divan Edebiyatında vardır. Dileğen meraklı okurlar, Abdülbaki Gölpınarlı üstadın "Divan Edebiyatı Beyanındadır" adlı kitabını bulup okuyabilirler. Bu kitabı bulamayanlar meraklılar ise, Türkçeye çevrilmiş divan şiirlerini dikkatle okuyabilirler.

Ben de sizlere Hz. Mevlâna'dan şiirler seçtim. Kendimden hiç bir şey katmadım ve zaten katamam. Şiirleri günümüz Türkçesine çeviren A. Kadir'dir.

"Demek sen böyle salına salına bensiz gidiyorsun, ey cânımın cânı.
Ey, dostların canına can katan,
gül bahçesine böyle bensiz gitme, istemem.

....

Seb benimle beraberken
hem bu dünya güzel bana, hem o dünya güzel.
İstemem, bensiz kalma bu dünyada sen
o dünyaya bensiz gitme, istemem."

*

"......
Sen her gece ay değirmisini
başına yastık edince yollarda,
dizime yattığın geceleri, hatırla ama.

Sen ey, Hüsrev'i kendine kul
Şirin gibi bir nice güzeli esir eden
aşkının ateşiyle tıpkı Ferhat gibi benim
ayrılık dağını delmede olduğumu, hatırla ama."

*

"Bu ne güzel koku böyle,
bu ne güzel koku.
Gül bahçesinden yoksa gelen o mu?
Gece mi bu gelen, misk mi bu, amber mi bu?
Bu ne güzel koku
O pazardan tezcecik yoksa o mu geliyor,
yoksa güzelimiz geri mi geliyor ne?"

"Yollara sular dökün,
bahçelere müjdeler edin
bahar kokuları geliyor
o geliyor o
Ay parçamız, sevgilimiz, yarimiz geliyor."

*

"Güneşim ayım geldi.
Gözüm, kulağım geldi.
Gümüş bedenlim geldi.
Altın madenim geldi.
Başımın şarhoşluğu geldi.
Gözümün nuru geldi.
Başka bir şey dilediysen
işte o başka bir şeyim geldi.

.....

Bir anda aydınlık içinde dünya.
Bir anda dünya sabahlar gibi.
İşte bağırmanın tam zamanı şimdi.
İşte kükremenin tam zamanı geldi.
Benim koca arslanım geldi."

*

"Bugün yüzünde bir başka güzellik var senin
bugün dudağında bir başka tat var,
boyunda bir başka yücelik.
Bugün kırmızı gülün bir başka daldan."

*

"Ne güzel geceydi dün gece, ne güzel geceydi:
Onunla sarmaşdolaş, dudak dudağa,
talih kapısı ardına kadar açık,
güneş kucağımızda.

Ne güzel geceydi dün gece, ne güzel geceydi:
Şarap tasını her sunuşunda
diyordu aklını başına al.

Hani dün gece aklın da tam sırasıydı ya!"

*

"Gene ne oldu sana böyle birdenbire,
neden gene suratın asık?
Yoksa bir başka dost mu buldun kendine?
Gene neden uzattın cefa elini,
neden ayağını bizden çekiverdin?

Ay parçam benim, sevgilim,
kötü şeyler söylemiş düşmanlar sana
Yalancılık etmişler, kandırmışlar seni.
Dün gece içlendim, acındım, bir hal oldum.
Gözüme bir damla uyku girmedi.

...

Bir çıkar yol nasıl bulayım, bilemem ki,
seni gördüğüm günden bu yana
akıl mı kaldı bende,
fikir mi kaldı sanki.

...

Bizim dudaklarımızı emdiğin günden bu yana
aklımda hep senin dudakların, ağzın.
Nerde senden bir söz açan görsem,
hep onun ağzına bakar biterim.
Onda senden bir şey görsem
aklıma kötü şeyler gelir,
sakın bu hırsız falan olmasın drim,
derim, sen bunu nerden buldun,
sen bunu nerden aldın derim."

*

"Ey aşıklar, gelin bakın,
gelin bakın, ey iş erleri.
Gelin de bizi görün işte.
Bakın nasıl yıldızlar gibi ateş kesilmişiz,
ayın yöresinde bütün gece nasıl oynayıp dönmeye koyulmuşuz."

*

"...
Dostlarım, gün bugün
oynayın, raksedin, dönün.
Bir bölük halk deniz gibi köpürüyor,
bir bölük halk dalga dalga secdede.
Bir bölük halk kılıç gibi savaşıyor,
bir bölük halk kanımızı içmede.
İşte girdi gerdeğe nergisle gül,
işte astım davulumu boynuma."

*

"....
Ey Tebriz'li hak Şems'i
yüzünü göstermeseydin sen
yoksul, çaresiz kalırdı kulun;
ne gönlü olurdu, ne dini."

*

....

Ey Tebrizli Şems,
dinim aşktır benim, senin yüzünü gördüm göreli,
benim dinim senin yüzünle övünür, ey sevgili
Bunu unutma, hatırla ama."

Bu şiirler Mevlâna Celalleddin Rumi tarafından, bir erkek olan Tebrizli Şems'i için yazılmıştır. Ben olduğu gibi yazdım. Umarım bu şiirleri Mevlâna rolüne soyunan Yılmaz Erdoğan seslendirmez.

Tipi "müsaid" değil.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

bende zaten mevlananın kayıp şiirlerine inan mıyorum olsa bile bu daha önceki eserlerinin içerisinde mutlaka bulunurdu bazılarının amacı büyük insanların gölgesinde yaşamak onların sayesinde kendi şiirlerini başkalarına benimsetmek siz bana mevlana hakkında daha fazla bilgi tavsiye etmiştiniz Gölpnarlı hoca ile nasıl iletişim kura bilirim biricik eseri dediğiniz eseri nasıl bulabilirim internet ve kütüphanelerde bulunur mu? saygılarımla şimdiden teşekkürlerimi sunarım

hüseyin çelebi 
 22.08.2008 0:57
Cevap :
Gölpınarlı Hoca'mızı 1982 Yılının 25 Ağustos'unda, Seyyid Ahmed Deresi'ndeki aile kabristanında anneciğinin ayakucuna bırakarak gerçek aleme uğurladık. Bıraktığı "şark edebiyatı" eserleri uzun yıllar yolumuzu aydınlatacaktır. Eserlerini İnkılâp Yayınevi basıyor. Konunuzla ilgili, Mesnevi 6 Cilt, Mevlâna Celaleddin, Mevlâna'dan Sonra Mevlevilik, Mevlevi Âdap ve Erkânı, Mesnevi Şerhi, Divan-ı Kebir ilk aklıma gelenlerden. Gölpınarlı Hoca her ne kadar günümüz Türkçesi ile yazmış olsa da bazı tasavvufi sözcükleri anlamada güçlük çekebilirsiniz, bu nedenle yanınızda Osmanlıca-Türkçe ve Tasavvuf Terimleri sözlüğü bulundurun. Kolay değil, okyonusa açılıyorsunuz. Bundan sonraki adımınız "Tasavvuf"dur. Allah yardımcınız, kitaplar yolunuzu aydınlatan ışıklarınız olsun. İlginize teşekkür ederim. Saygılarımı sunuyorum.  22.08.2008 13:49
 

bazı sitelerde mevlananın şimdiye kadarı orta öğretim kitaplarında ve kütüphanede yayımlanmamış şiirlerinden bahs ediyor bu ne kadar doğru olabilir? ve bu şiirleinden bir kaçını okudum onun felsefesinede pek yakın buldum

hüseyin çelebi 
 20.08.2008 10:22
Cevap :
Hz. Mevlâna'nın yeni bulunmuş ya da şu ana kadar bilinmeyen şiirlerine ben tanık olmadım. Ancak, sizin güvenerek başvuracağız en önemli araştırmacı Abdüldaki Gölpınarlı'dır. Nitekim, yeni yayınlanmakta olan hemen tüm Mesnevi ve diğer çeviriler Gölpınarlı Hoca'nın çevireleri esas alınarak yapılmaktadır. Hz. Mevlâna'ya olan sevginizi ve bilginizi ilerletmek isterseniz bu konuda Gölpınarlı Hoca'nın çok değerli ve biricik eserleri vardır. Mutlaka okumanızı öğütlerim. (Sevgi ve sagılarımı gönderiyorum)  20.08.2008 11:12
 

şiirlerindeki çok anlamlılığı hala çözmüş değilim ama şiirlerini okuduğumda müthiş bir duyguya kapılıyorum bazı zaman kendimi mevlana gibi görüyorum biliyorum onun gibi olamayacağımı yinede

hüseyin çelebi 
 18.08.2008 22:33
Cevap :
Soyadınız her ne kadar Mevleviliğe yakınsa da, bu zamanda Mevlâna gibi olmak ve düşünmek çok zor. Çünkü, hepimizin gözünü ve gönlünü hırs ve para bürümüş. Bugün "Ben Müslüman" diyen insan, hırslı, paraya düşkün ve yönetimi altındaki insanları düşünmeden davranışlarda bulunuyorsa, o Müslüman değildir. Zaman ve koşullar çok değişti. Özellikle 13.yy Anadolu topraklarında Mevlâna gibi düşünen insanlar çoktu. Bugün Mevlâna gibi düşünüyorum deyip yoksul halkın din duygularını sömürerek çok büyük zenginliklere ulaşmış hokkabazları siz de görüyorsunuzdur. İster siyasette, ister imamlıkta, ister hocaefendilikte servet üstüne servet kazanıyorlar. Bunlar mı dindar? Onun için boşuna umutlanmayın, günümüzde Mevlâna da olunmaz, evliya da olunmaz.  19.08.2008 20:49
 

Şiirler için tekrar okuma fırsatı sağladığınız için teşekkürler sevgiler

Arzu KARADAĞ 
 28.06.2007 15:19
Cevap :
İlginize teşekkür ederim. Şiirsiz kalmayın. Güzel günler sizin olsun.  28.06.2007 20:51
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 318
Toplam yorum
: 681
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 2110
Kayıt tarihi
: 26.05.07
 
 

İstanbul'un Kadıköy ilçesinde doğdum. Bir daha da Kadıköy'den ayrılmadım. İstanbul Üniversitesi, Ede..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster