e-posta şifre      Şifremi unuttum - Aktivasyon maili gönder
vakayinüvis http://blog.milliyet.com.tr/vakayinuvis
Ana Sayfam Hakkımda Bloglarım Mesajlarım Galerilerim Milliyet Yorumlarım Blog Yorumlarım   Önerilerim
Arama
Tüm kategoriler
Hakkımda
 "Yaşam boyu biriktirdiklerimi kitap haline dönüştürmek istiyorum. Tarihe ilgi duyuyorum. Bize öğretilen resmi tarihin dışında ilginç tarih bilgi...





Kategori:
Tarih

   Blog habercisi!
   Blog yazarına mesaj yaz!
Yazdığım konular
Bayramlar (3)
Bilim (1)
Biyoloji (1)
Blog (33)
Deneme (2)
Dilbilim (1)
Doğal Hayat / Çevre (2)
Dünya Kadınlar Günü (1)
Eğitim (1)
Futbol (1)
Güncel (5)
Gündelik Yaşam (2)
Haber (5)
İlişkiler (1)
Kültür - Sanat (3)
Kültürler (1)
Magazin (3)
Mizah (13)
Müzik (5)
Öykü (14)
Psikoloji (2)
Ramazan (1)
Sinema (3)
Sosyoloji (1)
Söyleşi (1)
Şiir (11)
Tarih (79)
Türk Mutfağı (2)
Yemek - Mutfak (1)
Galerilerim
Guinness Dünya Rekorları 2010 (1)
Yürü be koçum!
img467.imageshack.us
Yazarın diğer bloglarından
Blog Kardeşliği ve Guinness - Blog / 04.02.2010 03:36:18
Kuşkayası yalnız olur - Blog / 14.01.2010 16:31:48
Buz ister miydiniz? - Bilim / 09.01.2010 01:40:21
tümü
Twitter Milliyet Blog
Tarih  -  21.11.2009 - 00:57 

16.yüzyıl sonlarında bizim Macaristan’da "Sobotska Palanga"mız varmış.

"Bu palanga nedir?" derseniz, bildiğimiz ağır yükleri kaldırmaya yarayan makaralar sistemi değil elbette. Yoksa Sobotska’da bir palangamız kalmış çok mu?

Şimdi bu laf da bana İzzet Altınmeşe’nin derlediği bir türküyü anımsattı.

De get Bayburt de get sende nem kaldı
Hessen Kal’ası’nda anam çaketim kaldı.
O çakettir gözel eder adamı
Ergen kızlar alsın benim gadamı

Önce, "Acaba İzzet Altınmeşe “Hessen Kalesi” diye Almanya’daki Hessen Eyaleti’nden mi bahsediyor?" diye düşündüm.. Viyana kapılarından döndüğümüze göre, oralara kadar gitmemiştik ama değil mi? Hadi 1950'den sonra yazıldı diyelim bu türkü. Bayburt'tan Hessen'e çalışmaya giden bir Türk de, niye Hessen Kalesi'nde çalışsın ki? Ayrıca Hessen'de kale var mı ki? Ve ayrıca oraya çalışmaya giden bir göçmen, neden ergen kızlara baksın ki? Sarışın bir afet-i devran gördükten sonra türkücümüzün "De get Bayburt!" demesi hem, ne kadar etik?

Belki de haklıydı bilemem.

Belki de Bayburt’a yakın, Erzurum’daki Hasankale’yi anlatıyor olmalıydı sanatçımız. Ama Hessen'deki Helga görüntüsü de ilginçti bence! Hem de bu Hasankale’de türkünün sözlerini yazan âşık; gömleğini, ceketini (çaketini), kundurasını ve hatta şalvarını bırakmıştı. "Bu işte bir bit yeniği var." diye düşündüm. Demek bu âşık Hasankale'de askerlik yapmıyor... da ne yapıyor o zaman? Bilemem... ama oldukça çapkın biri. Ergen kızlardan söz ettiğine göre epey bir gömlek-şalvar kombinasyonu bırakmış olmalı oralarda.

(Kiğılı, reklam filmlerinde neden bu türküyü kullanmaz ki?)

Demek bizim tarihimizde de böyle Casanovalar yaşamış. Casanova demişken , ünlü tıp alimimiz İbn-i Sina'nın ne kadar çapkın olduğunu biliyor muydunuz? Bu konuya şimdilik girmeyelim ve onu da başka bir yazımızda konuşalım dilerseniz. Sanırım tarihçilikten çok paparazziye giriyor bu bölümler ama Murat Bardakçı alsın benim de gadamı, neydek?

Sözün özü, bu türkünün sahibi hem çapkın, hem söz yazarı, hem besteci, hem ayakkabı bağlayıcısı, hem de sadakatsiz… Çıtırlar uğruna anayurdu Bayburt’tan soğuyacak kadar hem de...

Bu kadarla kalsa yine iyi:

"Ergen kızlar alsın benim gadamı" nın meali de: "Genç kızlar benim üzerimdeki bütün kazayı, belayı ve günahları alsın." demek...

Ben bu adamdan hiç hazzetmedim dostlar. Bu ne nankör, ne riyakar, ne fırıldakçı, ne üçkağıtçı, ne yüreksiz biri! Hem kızları baştan çıkararak dünya kadar günaha giriyor, hem de bu günahı kızların başına yıkıyor. Bunların çağdaş versiyonları Net'te kızları deşifre edenler işte. Ya da Kıvanç Tatlıtuğ'da hayat bulan karakter. Böyleleri sarayda haremağası yapılmalı; ne diyorsunuz?

Şu imgelem denen ve Tanrı’nın büyük bir olasılıkla yalnızca insanlara verdiği yeti ne kadar hızlı değil mi sevgili dostlar? Düşünsenize; dün ve bugünü aynı anda düşünürken, bir yandan da Avrupa’nın orta yerinden Anadolu’ya kadar uçabiliyorsunuz. Keşke cismen de bunu yapıyor olsaydık. Gecenin bir vakti üşütücü bir durum ama keyifli olurdu bence.

Nerede kalmıştık? Hah, Sobotska Palangası değil mi? Efendim önce palanganın ikinci anlamını açıklayayım: Korugan demekmiş. Korugan da ağaç ve topraktan yapılmış dörtgen yapılara denirmiş. Bu yapıların çevresinde, hendekten siperler varmış ve akıncıların düşman gözetleme, düşmana saldırma konakları olarak kullanılıyormuş. Bu koruganlardan da Trakya bölgesinde bir zamanlar bir sürü varmış.

Muhayyilemde bu mekanları ben, Tom Miks’in görev yaptığı Kulver Kalesi’ne benzettim. Hasankale’deki Bayburtlu ozanın ergen kızlarını da Suzie'ye... Şimdi buradan "Kör olasın Suzan Suzie" ye geçerdim ama okurun da bir sabrının olduğunu bildiğimden, aniden vaz geçiyorum....

"Bu nasıl bir tarih yazısı!" ya da "Sen nasıl bir insansın ya!" diyebilme ihtimaliniz de giderek yükselirken, Nasa'dan çıkıp sizinle connect haline geçiyor ve olayı 1500'lerin sonuna bağlıyorum. Muhtemelen III. Murat ya da III.Mehmet dönemi ama IV.Murat değil, ondan eminim. "Nereden biliyorsun?" diyorsanız, "İçime doğdu." diyemeyeceğim. Aç da bak tarihlere! IV.Murat hangi yıllarda yaşamış onu da ben mi söyleyeceğim! "Ya sen! Sen nasıl bir insansın peki!" Hazırlan bari, Sobotska Palangası'na gidiyoruz.

O da ne! Palangamız Alman askerleri tarafından kuşatılmış! O zamanlar ne badem bıyık Hitler, ne de güçlü otomobilleri Wolksvagen var tabi… Ama bizim aslanlar gibi bir koçumuz var kalede. Hayır, askerlerden söz etmiyorum. Gerçekten kalede bir koçumuz varmış.

Palanganın muhafızları Kurban Bayramı'nda kesmek amacıyla koç beslemişler. Bu koç da affedersiziniz, eşşek kadar olmuş. 100 kadar muhafız bakmışlar ki yardım mardım gelmiyor. Bayram arifesinde koçlarını da yanlarına alarak, yalın kılıç palangdan dışarı çıkmışlar ve Alman askerlerinin üzerine yürümüşler. Bu koçumuz da Allah sizi inandırsın boynuzlarıyla iki Alman askerini öldürmüş! Daha sonra da asker arkadaşlarıyla birlikte Budin’e kadar yürümüş.

Yürü be koçum!

Oraya vardıklarında bu şanlı koça “gazi” unvanı verilmiş. Gelin görün ki; bu nasıl bir ödülse, Kurban Bayramı’nda kahramanımızı keserek, oracıkta dağıtmışlar.

Avrupa'nın en şanlı koçu bu durumu bilseydi eğer, Alman askerlerini öldüreceği yerde onlara casusluk mu yapardı?" diye de kendime sormadan edemedim. Ama sanmam; kahramanlar ölümüne kahramandır çünkü... Daima...En azından “şehadet” rütbesini de almış oldu böylelikle; nur içinde yatsın...

Bu kahraman koçumuzun nezdinde tüm kurbanlıklarımıza sevgilerimi gönderiyorum. Umarım bir dahaki sefere Tanrı sizi kasap olarak dünyaya gönderir.

Şimdiden cem-i cümlemizin Kurban Bayramı kutlu olsun...

Not: Türk sinemasının unutulmaz yüzü Kemal Sunal'ı saygıyla anıyorum...

http://www.facebooktr.org/kemal-sunal-den-de-get-bayburt-turkusu.html

Önerdiğim Bloglar (3)
[Tarih] Paranın pul olduğu zamanlar... - Erol Işık
[Güncel] Sınıf yöneticisi Havvanın mesajı var... - Mesut Selek
[Blog] Sen Gittiğin Zaman Sevgili Nergiz... - Ezgi Umut
tümü »
Bu blog şu ana kadar 450 kez görüntülenmiştir..
« Blog yazarının önceki blogu Blog yazarının sonraki blogu »
« Bu kategorideki önceki blog Bu kategorideki sonraki blog »
  Yorum yaz   Soru sor   Gönder     Yazdır   Hata bildir
Bu blogu paylaş
Facebook Google Yahoo Mixx Digg StumbleUpon Del.icio.us reddit Twitter
 
Uyarı: Milliyet Blog kullanıcıları ve üyeleri, üçüncü kişilerin telif hakkı sahibi bulunduğu her türlü fikri eser, fotoğraf, resim vb. materyal ve ürünleri kullanamazlar. Blog kullanıcı ve yazarlarının, üçüncü kişilerin telif hakkı sahibi olduğu yazı, resim vb. ürünleri kullanması durumunda, her türlü hukuki ve cezai sorumluluk kendilerine aittir. Söz konusu haksız kullanım nedeniyle Milliyet İnternet Hizmetleri A.Ş. nin hiçbir hukuki sorumluluğunu bulunmamakta olup, haksız kullanım nedeniyle Milliyet İnternet Hizmetleri A.Ş. nin üçüncü kişilere ödemek zorunda kalabileceği her türlü tazminat ve/veya adli/idari para cezaları Blog kullanıcılarına rücu edilecektir.
Diğer blog yazarlarımızdan
Kategori: Güncel

Dinimizi değiştirelim düzelsin her şey

Medine Memi, yine bir aile tarafından katledilmiş kurban, neyin kurbanı, cahiliyetin mi, İslami kuralların mı yoksa erkek egemen bir toplumunun yoksa medeniyeti oralara ulaştıramamış devletin mi, bir kurban o, belki de sevdiği erkeğin kurban...

sivyus
05.02.2010 14:16:44
Kategori: Genel Sağlık

Yeşil çaya fazla para ödemeyin

BİTKİLERLE MODERN TEDAVİ

YEŞİL ÇAYA FAZLA PARA ÖDEMEYİN

Siyah ve yeşil çaylar aynı çay yaprağından üretilir. Yeşil çay ve siyah çayın farkı fermantasyon (Mayalanma) işlemidir.

Siyah çay fermantasyon işlemine tabii tu...

Ahmet Toptaş
08.02.2010 13:53:51
Kategori: İnançlar

Kuran'da gizlenen sırlar

Kuran’ı okuduğumuzda, Müslümanların anlaması ve bilmesi gereken en temel hususların açıkça izah edildiğini görürüz. Kuran’da Allah yaratılışın nasıl olduğunu anlatmıştır. Şeytan’ı tanıtmış, helal haramları bildirmiş, Peygamberlerin hayatlarını ...

Gün Gece
08.02.2010 22:57:28
Kategori: Sivil Toplum

Sol Üzerine

" ...Kılıçdaroğlu, önceki gün ODTÜ Mezunları Derneği’nde mezunların soruları üzerine “Türkiye’de sol sorunu var. Halktan ve sendikalardan koptu. Türkiye’de CHP dışındaki sol...

Sinan Çakaloz
05.02.2010 18:46:16
Kategori: Siyaset

Canım Başbakanıma'ydı (!)

Bizim Gonca Gelincik sobelemiş beni.

“Sobelenince ne oluyor?” dedim,

“Ebe oluyorsun” dedi.

Önce doğum ebesi olduğumu sanıp bayağı bir telaşlanmıştım, bereket sadece oyun ebesiymişim(!) Ben bu eb...

Emine Supcin
07.02.2010 22:13:06
Milliyet.com.tr Milliyet Emlak Real Age Arabam.com Hangisinegitsek.com Araki Bulaki BizeBiz 141433