Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

15 Temmuz '17

 
Kategori
Güncel
Okunma Sayısı
252
 

"Olağan durumlar" için çıkarılan yasalarla, "olağanüstü durumları" karşılamak mümkün değildir...

"Olağan durumlar" için çıkarılan yasalarla, "olağanüstü durumları" karşılamak mümkün değildir...
 

Türkiye, "olağanüstü" bir hal yaşıyor... Bu durumu karşılayan tek kanun budur: ve bu kanun da, Anyasa'nın ilgili maddesine de uygundur.


BU NEDENLE, OHAL ve KHK'den "RAHATSIZ OLANLARIN, BUNU DERT EDİNMELERİ"  de DOĞRU DEĞİLDİR...

 15 Temmuz 2016'da, "ABD destekli, CIA kontrolü ve Fethullahçı kansızların taşeronluğunu" yaptığı "hain darbe girişimi" ile, Türkiye'de yaratılan "olağanüstü" durumu,"mevcut yasalarla karşılamak" mümkün değildi...

Bunu, yakın tarihimizden bir örnekle, benzeştirmek istiyorum...

*

1- MİLLİ MÜCADELE YILLARINDA...

Milli Mücadele öncesinde, Türkiye'nin karşısında kimler vardı?..

-- Dış düşman olarak, başta İngiltere, Fransa ve Yunanistan olmak  üzere, Türkiye'nin işgalinden, siyaseten parçalanmasından ve bölünmesinden nemalanmak için sırada bekleyen, Amerika; ve tüm emperyalist ülkeler...

-- İçimizde, bu bölünme ve parçalanmaya arka çıkan "Amerikan mandası" ve "İngiliz himayesine" ülkeyi teslim etmek isteyen kendi insanlarımız...

-- Amaçları çok farklı olan; ama, genelde Milli Mücadelenin karşısında  olan iç isyanlar....

-- Ve, yine Milli Mücadeleye karşı olup, halkta, "Anadolu hareketinin başarısız olacağı" algısı yaratmaya çalışan "Mütareke Basını"...

*

Yani, Türkiye "olağanüstü bir durum" yaşamaktaydı....

Bu olağanüstü durumu karşılamak  için, Mustafa Kemal'in önderliğinde, 23 Nisan 1920 tarihinde "Olağanüstü Yetkilerle Donatılmış Bir Meclis" toplandı Ankara'da...

Kurulan ve ilk adı ile,"Büyük Millet Meclisi(BMM)", otoritesine karşı olan hareketleri bastırmak, suçluları cezalandırmak için, eski hukuk usulleri yetersi kalıyordu.

Bunun için de önce, BMM'nin açılmasından 6 gün sonra "Hıyanet-i Vataniye Kanunu" kabul edildi...29 Nisan 1920'de kabul edilen bu kanun, ülkede birliğin sağlanmasına önemli bir etken oldu...

Ancak, bu kanunun uygulanmasında mevcut yasalarla düzenlenmiş yargı organları da yetersiz kalıyordu. Bu nedenle de, davaları kısa zamanda sonuca bağlamak mümkün olmuyordu...Bunun üzerine, ilki, 11 Eylül 1920'de, "BMM adına çalışacak, kararları kesin ve temyizi olmayan İstiklal Mahkemeleri kuruldu"...

Bu arada, yeni kurulan Türkiye Devleti'ne yönelik Şeyh Sait İsyanı'nı yargılamak için çıkarılan "Takrir-i Sükun Kanunu'nu" da unutmamak gerekir...

*

2- GÜNÜMÜZDE...

Şimdi de, Türkiye, aynen "Milli Mücadele" yıllarında olduğu gibi "olağanüstü" bir durum yaşamaktadır.

-- Karşımızda; ABD, AB ve bunların dümen suyunda giden kimi diğer ülkeler ve kuruluşlar...

-- Yanı başımızda, DEAŞ, PYD(YPG)...

-- İçimizde, FETÖ, PKK ve DHKP-C...

-- Bu iç ve dış düşmanlara sıcak bakan, onlardan medet uman kendi insanlarımız ve kimi siyasilerimiz...

-- Ve de, yukarıda sıraladıklarıma kol kanat geren, "Milli Mücadele" yılarındaki "Mütareke Basını" adını verebileceğim, bir kısım medya...

*

3- TÜRKİYE BUNLARA KARŞI NE YAPMADI?

- Hıyanet-i Vataniye Kanunu çıkarmadı...

- TBMM'ne bağlı, İstiklal Mahkemeleri kurmadı

- FETÖ, PKK isyanına ve diğer terör örgütlerine karşı "Takrir-i Sükun Kanunu" gibi bir kanun da yürürlüğe koymadı...

*

4- O ZAMAN NE YAPTI?

Türkiye,15 Temmuz 2016 "işgalci ve hain" darbe girişiminden 5 gün sonra, bu hainlerle mücadele etmek, yargılanmayı çabuklaştırmak için, yaşanan "olağanüstü" durumu karşılayacak OHAL Kanunu'nu ve buna bağlı olarak da, TBMM'den "Kanun Hükmünde Kararname" yetkisi almıştır...

Bu kadarını da mı yapmamalıydı?

OHAL Kanunu'ndan rahatsız olanlar kimler?

Bunlar, özetle, ruhları, Fethullah Gülen tarafından kontrol altına alınmış olanlar, ona biat edenler, onun her cümlesini bir ilke olarak kabul edenler, FETÖ, PKK'yı ve başta DHKP-C olmak üzere, yasadışı diğer terör örgütlerinden medet umanlar, ABD ve AB'ye göz kırpanlardır.

Ama bunlar bilsinler ki, tüm terör örgütleri bu ülke topraklarından temizlenmeden "OHAL" Kanunu kaldırılmayacaktır...

*

Bu bloğun yazılmasına, 15 Temmuz 2017 günü öğlenden önce başlanmıştır. Bu arada, aynı gün TBMM'de yapılan  konuşmaları da dinledim. İlginçtir ki, o konuşmalardan, bloğuma eklenecek ya da çıkarılacak bir cümle bile duymadım...

Sonra, 15 temmuz "demokrasi zaferi" kutlamalarını ve "milli birlik yürüyüşünü" izledim...Tüylerim diken diken oldu; sanki kalbin yerinden fırlayacaktı...

Bu etkinliklere katılan "yurdum insanlarını", etnik kökeni, dini ve mezhebi, sosyal ve siyasi görüşü ne olursa olsun yürekten kutlarım..

Bloğumu, bu duygularla, 15 Temmuz'u 16 Temmuz'a bağlayan bu güzel gecede yayına veriyorum...

Şu anda, 16 Temmuz saat; 00.13...Ülkemizin bütün camilerinde 15 Temmuz şehitlerimiz için sala okunuyor...15 Temmuz şehitlerimizle birlikte, ülkemiz için canlarını veren tüm şehitlerimizin ruhları şad olsun.

 

cdenizkent

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Bayağı duygulu yazmışsınız bu yazıyı...

Kerim Korkut 
 18.07.2017 18:08
Cevap :
Merhaba Kerim Bey...Evet, bazen öyle oluyor işte...Aslında, ben, pek belli etmeme ama, "nesli tükenmiş" duygusallardan biriyim...Teşekkürler ve selamlar.  19.07.2017 17:28
 

Sevgili DENİZKENT merhaba, esas önlem OLAĞANÜSTÜ HAL üretmeyecek bir düzen değil midir? Gönül hoşluğuyla

Kadri KANPAK 
 18.07.2017 9:15
Cevap :
Merhaba Kadri Bey...Evet öyledir; ama, olağanüstü hal durumunu üretenleri iyi tespit etmek gerekir...Savaş da üretmemek lazım;ama, yaşadığımız dünyanın 3 gününden biri, belki de ikisi savaşla geçmektedir...Bir de, kendi ülkemizde yaşananların yanında ya da karşısında olurken, önce tarihi geçmişe bakmalı; sonra da 1683 yılından bu yana, bizi iteleye iteleye Sakarya Nehrinin gerisine kadar sürenlerin kim olduğunu anlamak gerekir...Şu anda içinde bulunduğumuz bu durum, Sakarya'dan tekrar geri dönüp, eski haline dönmeye çalışan bizlerin, bu dönüşünü istemeyenlerin yarattığı bir durumdur...Ülkemizin siyasilerinin ve insanlarının, bu durumda ülkesinin tarafında olması gerekir. Birlik olması gerekir. Ama, bu mücadelede, Batı ülkelerinden ve terör örgütlerinden medet ummak, çıkar yol değildir...Bizim yapmamız gereken şey şu anda,"topyekün mücadeledir"...Teşekkürler ve selamlar.  18.07.2017 11:47
 

OHAL yasasının amacı ve gerekçesi normalde uzun sürebilenn yasa yapma sürecini kısaltmak ve çok çabuk kanun hükmünde kararnameyle gerekeni yapmaktır. Ama bunun süistimal edilmemesi gerekir. Üstelik KHK çıktı diye yasa çıkartma sürecini pas geçmeyip hemen o süreci başlatmak gerekir. Diğer taraftan her şey bir yana OHAL bahanesiyle insan hakları ihlali yapılamaz. Ama diyeceksiniz ki demokrasilerde her şey yapılabilir, ki bu da doğrudur ama o da tamamen ayrı bir meseledir. Çünkü demokrasi geleneksel ezbere göre bilinen en iyi devlet yönetim biçimidir. Ha birde şunu diyebilirsiniz: Madem demokrasi var da Kılıçdaroğlu Bolu dağında ne arıyordu? O zaman da ben, "kim neyi neden yaptığını biliyor ki Kılıçdaroğlu bilsin" derim ama demiyecem. Bu kadar geyik yeter, selamlar

Mustafa Atilla 
 17.07.2017 12:33
Cevap :
Merhaba Mustafa Bey...Bloğumun başlığında da belirttiğimi gibi, "olağan durumlar" için yapılan yasalarla olağanüstü durumlar" karşılanmaz. Bu, arabaların, kış geldiğinde "yaz lastiklerini" çıkarıp "kış lastiklerini" takması gibi...Burada önemli olan, yaslar uygulanırken, Cumhuriyet az öncesi ve cumhuriyet az sonrası zamanlardaki gibi aşırıya kaçılmaması dır...Bir aşırılık varsa, bunun nedeni de, bir şekilde darbenin gerçek "siyasi ayağına" yapışmış olanların,bu yapışkanlıklarını başkalarının üstüne atmak istemeleridir...Bu da geçer; bu ülke çok badireler atlatmıştır... Yeter ki, dış destekçileri fazlaca olan bu darbe yanında değil; "karşısında", bir başka deyişle, "devletin" yanında olmaktır...Bu, "olağanüstü durum" iç siyasete malzeme yapılmamalıdır...Teşekkürler ve selamlar.   17.07.2017 17:59
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 831
Toplam yorum
: 2235
Toplam mesaj
: 58
Ort. okunma sayısı
: 1113
Kayıt tarihi
: 11.12.07
 
 

İstanbul doğumluyum. İlk, orta ve lise öğrenimi İstanbul'da tamamladım. İstanbul Üniversitesi'nde..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster