Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

13 Şubat '13

 
Kategori
Magazin
 

‘Romantik Komedi 2: Bekârlığa Veda’nın Sopaları…

‘Romantik Komedi 2: Bekârlığa Veda’nın Sopaları…
 

Tutkuyla istenilene ulaşma beklentisinin dışavurumu, en basitinden ‘Ne zaman’ sorusuyla kendini gösterir. Özünde bilinmezin kaygısını taşıyan ve arzu edildiği gibi cevaplanmadığı takdirde beraberinde huzursuzluğu da getiren bu soru kimi zaman kişiyi komik durumlara düşürebileceği gibi romantik görünen ilişkilerin de içine limon sıkabilir. ‘Ne zaman ha… Ne zaman’ haykırışıyla elindeki bebek patiğini sallayıp arkadaşlarını bunaltan Didem’in evlilik ve çocuk özlemiyle açılışını yapan ‘Romantik Komedi 2: Bekârlığa Veda’da olduğu gibi!

Amerikan sinemasında benzerlerine sıkça rastladığımız bu kurguda, olayların tetikçisi ne zaman sorusuyla perçinlenen ‘kadın kıskançlığı’. Hollywood yapımları sayesinde artık iyice benimsenen bekârlığa veda partisini, kıskançlığın ve restleşmenin zemini olarak seçen yapımda, ilkinde olduğu gibi yine mekânlardan giyim-kuşama, yaşam tarzlarından söylem ve tavırlara buram buram küçük Amerika kokan bir atmosferle karşı karşıyayız.

Bu abartılı atmosferde arkadaşları arasında tek bekâr kadın olmanın sıkıntısını yaşayan Didem’in evlilik saplantısına odaklanıp kadın-erkek ilişkilerindeki temel konulara sopasını indiren ‘Romantik Komedi 2: Bekârlığa Veda’, Mert’le Esra’nın evlilik arifesinde yaşanan ve sevgiyle sadakatin sınandığı bir öykü. Tabi günümüzün modern zihniyeti çerçevesinde…

***

Erol Özlevi’nin yönetmenliğinde seyirciyle buluşan Aslı Sezgin ve Ceren Aslan’ın senaryosu, ‘Evliliğe Giden Yol’ kitabının maddelerini harfiyen uyguladığı halde sevgilisinden hala evlilik teklifi alamamış bir kadının sergilediği ruh haliyle ‘evlilik ve ilişki’ olgularını çomaklayıp ilk sopayı ‘erkek annelerine’ indiriyor…

‘Erkek anneleri oğullarını paylaşmayı istemez’ demek için Nurseli İdiz’i seçen filmde, kendini kaynanaya beğendirme telaşındaki gelin adayının aile statüsündeki farklılık da, evlilikte tarafların çatışmalarını sergilemek için klasik bir olgu olarak yer bulmakta.

Hamileliği, evliliği zorunlu kılma noktasında, amaca ulaşmak için en geçerli araç gibi gören kayınvalide modelinin dışında kadınlara evliliğe giden yolda tüyolar verirken ‘ilk teklifi yapan’ olmamayı birinci maddeden sunan yapımda bir başka sopa da ‘Evlilik adamın yaşam ışığını bitirir’ sözüyle Yiğit’ten geliyor. Erkeklerin sorumsuzca yaşarken ne derece ışık saçtıklarını düşündüren bu kaba saptama, hedef kitlesi belli olsa da yorumu tartışmaya açık bir konu.

Ergün örneğinden yola çıkıp ‘Sabah akşam aynı kadın’ın çekilmeyeceğini türlü muzurluklarla arkadaşlarına ve dolayısıyla seyirciye anlatmaya çalışan Yiğit, ayrıca seks ve kadın düşkünü erkek hallerini bir kez daha gözlemlemek için de biçilmiş kaftan!

‘Bir kızı aklından çıkartmak için başkasıyla sevişmek gerek’ mantığıyla tipik erkek modelini temsil eden Yiğit’e karşı ‘Cem ile çok güzel bir ilişkin var. Evlilik şart mı’ diyerek evlilik teklifi beklentisindeki Didem’e moral vermeye çalışan Zeynep’in evlilik yaklaşımına gelince… Evliliği ‘çocuk’ yapmaktan ibaret sayıp kocayı boşlayan Zeynep’in sergiledikleri, ders veren sopa mı yoksa sopalık mı onun kararı seyirciye kalmış.

 

Karikatürize Oyunculuk En Büyük ‘Sopa’!

 

Friedrich Nietzsche'nin ‘Kadın gençken çiçekli bir mağaradır. Yaşlanınca mağaradan bir ejderha çıkar’ sözünden hareketle kadınların evlilik meraklısı tehlikeli yaratıklar olarak gösterildiği ‘Romantik Komedi 2: Bekârlığa Veda’nın, aşkın reddedilmekten beslendiği, arkadaş ve iş motivasyonuyla evliliğe giden yolda sapmalar yaşanması gibi klişelerle örülen dokusunda, seyircinin kafasına dank ettirilen en büyük sopa ‘oyunculuk’ konusunda. Sanırsınız, karikatürize edilmiş canlandırmalarla oyunculuğun ne olup, ne olmadığı hissettirilmeye çalışılmış.

Fazlaca bildik bir konuyu işlemesine rağmen, başarılı görselliği sayesinde keyifli bir seyirlik olarak izlenebilen ‘Romantik Komedi 2: Bekârlığa Veda’nın tıpkı toplumumuzun geneline yabancı duran içeriği gibi karakterleri de fazlasıyla eğreti! Para sıkıntısı yaşamadıkları her hallerinden belli olmasına karşın iç dünyalarına erişemediğimiz kahramanlarımız, cinselliğin sürekli öne çıkarılarak romantizmin katledildiği bir dünyada oyunculuğun da nasıl nahoşlaştırılacağını sergiliyorlar adeta. Kimisi tam manasıyla ‘sopa’ gibi cansız ve soğuk… Kimisi de gereksiz bir yaygaranın komik iticiliğine sahip.

***

Didem karakteriyle romantizmi unutulmuş, komedisi uydurulmuş bir tip sergileyen Sinem Kobal’ın performansı, bu anlamda başı çeken. Güzellik yarışmasına rağmen rahatça oda bulunan otelde çığlıklar atıp tepinen Didem, ‘İşte, oyunculuk bu değildir’ dedirtiyor.

‘Sex & The City’nin kadınlarına özenilerek yaratılan karakterleri komikleştirecek ölçüde yapmacıklaştıran ve rollerin içselleştirilmediğini her sahnede belli eden oyunculuğun diğer örnekleri; Didem’in gölgesinde kalan Esra ve Zeynep karakterleri… Onların yansıttıkları oyunculuk da aynı abartılarla şişirilmiş sabun köpüğü gibi. Ne kıskançlıklarını hissedebiliyorsunuz, ne de sevgilerini.

Kadın karakterler içinde en başarılısı Öykü Çelik tarafından canlandırılan Hande! Rolünün hakkını veren Öykü Çelik, erkeklerle aynı dili konuşan motorlu bir afet olarak ‘Romantik Komedi 2: Bekârlığa Veda’ya renk katıyor.

Gürgen Öz’ün Yiğit karakteriyle özdeşleştiği ve bunu bütüne yaydığı filmde iyi oyunculuk çıkartan diğer isim, Gökçe Özyol!

Bu iki zıt karakterin dışındaki baş erkekler, Engin Altan Düzyatan ve Cemal Ünal için aynı övgüyü yapmak ne yazık ki mümkün değil. Tekdüze yüz ifadeleri, baston yutmuş duruşları ve tasarruflu konuşmalarıyla ortalıkta gezinen jönlerin, ‘endam’ ve ‘ses’ dışında yapıma bir katkıda bulundukları söylenemez. Elden gelen bu kadar demek ki.

Sözün kısası; en romantik anı, geveze garson klişesiyle komikleştirilmeye çalışılan yemek sahnesinde yaşanan ve ‘Hangover’ usulü düğünü Ajda Pekkan’la takviye edilen ‘Romantik Komedi 2: Bekârlığa Veda’da, keşke oyunculuk da en az görsellik kadar kaliteli olsaydı o vakit ortaya daha iyi bir iş çıkardı!

Bu gerçek gün gibi ortada…

Ancak şıpıdık işi ‘Mezdeke’ olup dans şovu hazırlayacak kadar becerikli olan kıskanç kadınların, kral dairesinde bekârlığa veda edecek kadar zengin erkeklerle temaşasında yaşanan Türk usulü romantik komedi bu kadar olur diyenlere sözümüz yok tabi.

 

Anibal GÜLEROĞLU

guleranibal@yahoo.com

www.twitter.com/guleranibal

 

 

 

 

 

 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
 
Toplam blog
: 900
Toplam yorum
: 249
Toplam mesaj
: 24
Ort. okunma sayısı
: 1836
Kayıt tarihi
: 10.04.10
 
 

İstanbul'da başlayan yaşamım, eski İstanbullu ailemden edindiğim kültürle gelişti. Birinciliklerl..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster