Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

06 Mayıs '10

 
Kategori
Doğal Hayat / Çevre
Okunma Sayısı
562
 

Abant'da neler oluyor

Abant'da neler oluyor
 

Almışlar kepçeyi dozeri abantı güzelleştirmeye başlamışlar. Abant güzel değilse orada işiniz ne?

Ben geçen gün bu konuda bir TV kanalında proğram izledim ve görüntüleri de yakinen dikkatle inceledim. Milli park karakterine uymayan şalışmalar yapılıyor. Tüm sahili göl kıyısını takiben yolla çevirmişler. Önceden de yol vardı ama her tarafta, bu kadar su kenarını takip etmiyordu.

Diğer habitat konuları ayrı konu!

Ben yıllar önce yabancı bir belgesel izlemiştim. Milli parkın içinde bir şelale var. Bu şelalenin ve çevredeki doğanın sesini duymak, çevreyi gözlemleyip seyretmek için turistler belli bir seyir terasından izliyorlar. Ön taraftaki vadinin karşı yamacında ise dörter şeritli (4+4) otoban geçiyordu. Animasyonla karşı (bu) otoyolu doğayı kirlettiği için sildiler (iptal ettiler) tekrar orasını da çevresinin topoğrafik yapısına uyumlu hale getirip otoyolu kapattılat dağın arka tarafından yaptılar.

Şimdi bunu hatırlarken İstanbul'a yapılacak 3. köprü de aklıma geldi.

Tabiat parklarında ve milli parklar da önemli olan özellik, kaynak değerleri dışında özellikle yapay görünüm ve tesislerin olmamasıdır.

Oraya giden bir ziyaretçi ilk gördüğü anda o alanı ilk kendisi görüp keşfediyormuş duygusu uyanmalıdır. Yani beşeri müdahale ve etkinin ne adı, ne de izi olmalıdır.

Mesela bir kıyıdan karşı tarafı ya da yan tarafı seyrederken göknar ormanlarından itibaren göle doğru uzanan yeşil örtünün çiçekleriyle birlikte kesintisiz sahile uzanıyor olması veya öyle görünüm vermesi gerekir. Göl alanını ve çevresini bir koydan veya bir dinlenme alanından seyrederken ne bina ve tesis gözükmeli, ne de yol v.s. altyapı gözükmemelidir. Mesela o sahada bir de Kartal Yuvası denen orman teşkilatına ait misafirhane var. ( Kim yatar bilmem !) Bu bina göl ziyaretçileri tarafında görülemez. Orman içinde kamufle olmuştur.

Bu alanlarda doğallık görsel bakımdan önemli olduğu gibi bu alanda ki canlı populasyonunun yaşam alanlarının bölünmemesi engeller koyulmaması ve ses gürültü ve diğer olumsuz etkilerin olmaması gerekir. Bölge halklarının kültürel arzusu ve duygusu modernizm açlığıdır. Ancak yaşam bakımından tutucu davranışsal yobazlık kabalık çevre isteği de modernizmdir. Doğallık özlemi ve bilinci yoktur. Buda kırsal kültür içindeki alışkanlıklarından kaynaklanıyor. Doğanın özünü ve kıymetini anlamadığından kaynaklanmaktadır.

Ben olsam Abant'ın göl çevresi alanında ki tüm yolları kapatır, sadece görüntüye takılmayan bir patika bırakırım; bisiklet ve yaya için. Arabalar park alanına girmemeli. Bina ve Beton tesisler park kaynak değeri alanının dışında olmalıdır. Halkımızın modernizm özlemi oryantalist bir kültüre dayalı olunca batı kentleşme modeli cazip geliyor, kentlerdeki betonlaşma kendisini doğal alanların kullanımında da gösteriyor. Taşrada il ve özellikle ilçelerde apartman ve site yaşamı modern bir cazibe taşıyor. Kentin ekonomik gücü elinde olan birçok işadamı tüccar dahi apartman yaşamına imrenerek son yıllarda küçük ilçeler de bile toki binalarına taşınır oldular.

Kentsel yaşamda ki bu yanlışlık milli doğal alanların kullanımında da kendini göstermektedir. İstiyorlar ki ören yerlerinin anıtsal eserleri yanına kadar endüstriyel tüketim imkanları yapılsın. Yollar gitsin, oteller ve tesisler sit alanı, hatta kaynak değerinin koruma alanı içine yapılsın, (Göreme de ve başka alanlarda olduğu gibi).

Yani dünyayı tükettiğimiz gibi milli moral değerlerimizi de buna bağlı olarak farkında veya değil tüketiyoruz. Bu doğal ve kültürel milli kayanak değerine sahip olan alanlar ziyaretçilerce öyle titiz kullanılmalı ki altyapı tesisleri sahanın içinde olmayacağı gibi saha kullanım yoğunluğu ve temizliği de bunun kadar önemlidir.

Tarihi kültürel bir alana giren turist-ziyaretçi bu anını öyle hissetmeli ki kültürel değerin yaşam çağında olduğunu zannetsin. Yani ne tüketim katı atıkları çöpleri görsün ne de çevrede bu alanın arkeolajik deri dışındaki özellikle son çağların etkisni görsün! O kendisini binyıllar yüzyıllar öncesinde hissetmeli.

Doğal alanlarda ki ziyaretlerde tıpkı böyle; sanki bir mağarayı bir tepeyi, vadiyi veya gölü ilk defa kendisi görüp keşfetmiş hissine kapılmalıdır. Bunlar da ancak hizmet yatırımlarının planlamasında ki bilimsel yaklaşımlar ve kullanım - ziyaret planlanması titizliği ile mümkündür.
Yöneticiler de halk da bu doğal kaynak değerlerini bütünü ile asli amacı mesire yeri gibi görüp değerlendirmek istiyorlar.

Elbette zaruri ihtiyaç ve dinlenme ve yemek yeme, mesire alanları da tefrik etmek gerekli ancak o tali bir konudur. Doğal değer veya kültürel değerleri etkilemeyecek şekilde ve alanda yapmak gerekmektedir. Bu ülke değerlerinin korunması uzmanlarınca yapılacak veya yapılmış olan Mastır Plan ve gelişim alanları planlamasına göre çalışmaktır.

Öbür türlü köy bakkalı karlılık anlayışı ve karmaşıklığından ve cahilliğinden başka bir şey olmaz.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 376
Toplam yorum
: 933
Toplam mesaj
: 229
Ort. okunma sayısı
: 1777
Kayıt tarihi
: 06.07.07
 
 

Hayat herkes için aslında yalnızlıktır. hiç kimsenin doğal garantisi yoktur. (Günlük atüel haberl..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster