Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

23 Kasım '08

 
Kategori
Öğretmenler Günü
Okunma Sayısı
773
 

Abbas Güçlü: Öğretmen olduklarına bin pişmanlar

Abbas Güçlü: Öğretmen olduklarına bin pişmanlar
 

"Öğretmenlik, dünyanın en kutsal mesleklerinden biri. Başta Atatürk olmak üzere dünya liderlerinin özlem duyduğu bir meslek. Ama gelin görün ki öğretmenler ülkemizde adeta cezalandırılıyorlar.
Okullarda on binlerce öğretmen açığı var. Buna rağmen atama yapılmıyor. Yapılsa da adil davranılmıyor. Eğitim fakültesi mezunları bu konuda çok dertli. Bir dokun, bin ah işit.
Yarın onların günü. Yine nutuklar atılacak, yine vaatler verilecek. Ama hiç biri, kızgınlıkların üzerine tuz biber ekmenin ötesinde bir işe yaramayacak. Çünkü hepsi de inandırıcılıktan çok uzak. Önceki yıllarda vaat edilenlerin ne kadarı gerçekleşti ki? İşte gelen yüzlerce mail'den birkaçı:
"Feryadımızı duyurabilmek için kırk takla atmanın gerektiği bir ülkede yaşıyorum. Tabii buna yaşamak denirse. Halbuki bu mesleğe atılmak için okulun bitmesini ne hevesle bekliyordum.
Fakat çile ondan sonra başladı. Okumak bu ülkede iş bulmaktan daha kolaymış, bunu anladım.
Bir tezgâhtarın bile beğenmediği maaşla seni kimsenin takmadığı ve bir köşeye sessizce sinip öğretmenler odasında ezik kalan öğretmendim ben. Fakat üç kuruşa dahi razı olduğum okula kadrolu bir meslektaşım gelince resmen atıldım. Artık öyle haldeyiz ki utanmasak okulun temizliğini bile yaparız."
"1999 yılından bu yana teknik öğretmen alınmıyor. 9 yılda 300 bin öğretmen atandı. Teknik öğretmen sıfır.
Bu ne haktır, adalettir anlayamadık. Yüksek puan alıp 9 yıldır bekliyoruz. Daha ne kadar bekleyeceğiz?"
"Sosyal Bilgiler Öğretmenliği'nden 2006 yılında mezun oldum ve o dönemden beri atama bekliyorum. 2008 KPSS'den 81.997 puan aldım ama şu anda askerde olduğum için atamalara başvuramadım.
Artık ben de atanmak ve bu millete bir şekilde faydalı olmak istiyorum. 140 bin öğretmen açığını bir anda kapatsınlar demiyorum ama her sene aldıkları öğretmen sayısını biraz arttırsınlar."
"Bu mail'i, atanma bekleyen binlerce İngilizce öğretmeni arkadaşım adına atıyorum. Ülkemizin öğretmene ve iyi bir eğitim sistemine ihtiyaç duyduğu şu günlerde, bizler ülkemizin dört bir yanında, öğrencilerimize bir an evvel kavuşmayı can-ı gönülden bekliyoruz."
"Bu iletiyi size kendini öğretmenlik mesleğine adamak isteyip maalesef bu hakkı elde edemeyen on binlerce eğitim neferi adına yazıyoruz. Eğitim, ülkemizin en önemli sorunu. Birçok sorunun da kaynağı.
Bizler eğitim problemlerinin çözülmesiyle birlikte birçok sorunun da çözüme kavuşacağını düşünüyoruz. Bu bağlamda bazı uygulamalardan eğitimci olarak rahatsızlık duyuyoruz. Sizlerin aracılığıyla bu rahatsızlığımızı dile getirmek ve sesimizi duyurmak istiyoruz."
"2008'de KPSS’ye eğitim fakültelerinin Sosyal Bilgiler Öğretmenliği'nden mezun olan 16 bin 204 kişi girerken, önümüzdeki atamalarla birlikte göreve başlayan sosyal bilgiler öğretmeni sayısı en fazla 1500 kişi olacaktır.
Yine 2008 KPSS’ye eğitim fakültelerinin Sınıf Öğretmenliği bölümünden mezun olan 40 bin 212 kişi girerken önümüzdeki atamalarla beraber göreve başlayan sınıf öğretmeni sayısı en fazla 11 bin kişi olacaktır.
Yalnızca bu iki branştan işsizliğe mahkûm edilenlerin sayısı 45 bin kişidir. Bu hesabı bütün öğretmenlik branşlarını dikkate alarak yaptığımızda sayı tam 210 bin kişiye ulaşmaktadır. İşte bu yüzden:
- Öğretmen atamalarında baz alınan KPSS kaldırılmalıdır.
- Öğretmen yetiştiren eğitim fakültelerinin kalitesi artırılmalıdır.
- Emeklilik süresi dolan değerli eğitim emekçisi büyüklerimizin emeklilik şartları iyileştirilerek görev sürelerine sınır getirilmelidir.
- Şu anki açığı gidermek için bir seferde en az 100 bin öğretmen kadroya alınmalıdır.
- Sözleşmeli, vekil, ücretli, usta öğretici öğretmenlik uygulamalarına son verilerek tek tip 'kadrolu öğretmenlik' sistemine geçilmelidir.
- Şu anda sözleşmeli, vekil, ücretli, usta öğretici olarak görev yapan tüm öğretmenler kadroya alınmalıdır.
- Köy okulları ve lojmanlar yeniden düzenlenmeli, bir öğretmene 5 değil, en fazla 2 sınıf verilmelidir."
Özetin özeti: Elbet bir gün sizi anlayacaklar öğretmenim..."(Abbas Güçlü; "Öğretmen olduklarına bin pişmanlar", Milliyet; 23 Kasım 2008 Pazar)

Yarın "Öğretmenler Günü". Öncelikle Cumhuriyet'in ilk kadın öğretmeni olan; öğretmenliğin o büyük ideal insanı Fatma Refet Angın'ın Öğretmenler Günü'nü kutlar, ellerinden öperim. Kendisini tedavi görmekte olduğu hastanede ziyaret ederek elini öpmüş olmanın bahtiyarlığı içindeyim. Kendisine acil şifalar diler; Allah'tan uzun ömürler niyaz ederim. Kimbilir kaçımız böylesine çok değerli; o büyük ideal insanı "ilk"lerin eseriyiz?!..

Atatürk'ün ilk eğitmenlerinden; emekli Eğitmen Mustafa Özdemir öğretmenimin de Öğretmenler Günü'nü kutlar, ellerinden öpüyorum. Mustafa Özdemir öğretmenimiz 98 yaşında ve Denizli'de bir kulübede yaşamaktadır. Mustafa Özdemir öğretmenimizi bu akşamki 19.00 haberlerinde; Habertürk Televizyonu'nda, kendisi ile ilgili olarak yapılan haberde tanıdım. Mustafa Özdemir öğretmenimiz, 500 küsür YTL'lik bir emekli aylığı ile yaşamını sürdürmekteymiş. Mustafa Özdemir öğretmenimiz bu akşam yetmiş iki milyona adeta ders verdi:"Devletten hiçbir şey istemiyorum. Vatanımız var olsun; bir ve bütün olalım yeter!.." dedi. Cumhuriyet'in yüksek ideali hep böyleydi; almaya değil hep vermeye; yükseltmeye odaklıydı.

Bir de rahmetli Sıdıka Avar öğretmenimizi rahmet ve minnetle anıyorum. Sıdıka Avar; dünyada bir eşi ve benzeri bulunmayan eşsiz bir öğretmendi. "Dağ Çiçeklerim" adlı eseri; O'nun, ideal yüklü emeklerini, eserlerini anlatır. Bugün hala yüksek mevkideki birçok insan; O'nun, öğrencilerinin çocukları veya torunlarıdır. Öğretmenler; Cumhuriyet'e kanat geren yüksek ülkü sahibi ülkü erleriydi. Şimdi ne desek zor!..

Ne unvanla olursa olsun; bugün için fiilen görevleri başında olan tüm öğretmenlerin, önce tek tek; bir kez de olsa "iğneği kendilerine batır"maları gerekmektedir. "Biz neden bu kadar parçalı hale geldik?!.." sorusunu sormalılar kendilerine... Bir millet kendi kahramanını eleştirmeye başlamışsa; o milleti felaketler bekliyor demektir. Atatürk'ü karalamak veya Fatih Sultan Mehmet'i karalamak bize, bizi kaybettirir. Öğretmenler acaba bunu anlayabiliyor mu?!.. Hem "Başöğretmen'im Atatürk" diyeceğiz; hem de öğretmenlikle bağdaşmayacak şekilde Atatürk'ü karalayacağız. Olacak şey mi bu?!.. Atatürk'ü anlatan kitapları yeniden okumaya başlamalıyız. Belki o zaman emperyalizmi belleme ve emperyalizme de gününü belleten o kahramanı anlamış oluruz.

Çalışan öğretmenlerden biri olarak hiç mi hiç maaş derdim olmadı. İsterlerse hiç maaş vermesinler gene aynı coşkuyla bu görevimi yaparım. Yarım gün başka bir işte çalışır; mesai saatleri içinde de görevimin başında olurum. Yeter ki bir ve bütün olalım. Yeter ki her Türk yurttaşının işi ve aşı olsun!.. Sınıflarımızda anne ve babadan ayrı; yoksul; dayanaksız; öksüz;yetim;yurtlarda kalan;şiddet gören...o kadar çok çocuk var ki!.. Bu çocukları anlayan öğretmenlerimiz o kadar çok değil. Bu gerçeği de buraya yazayım.

Asıl dertt de Abbas Güçlü'nün bugünkü yazısında konu edilmiş. Bu Milliyet Günlük'te "İŞSİZ ÖĞRETMEN" takma adıyla yazan işsiz bir öğretmenimiz vardı; şimdi burada yok. İnşallah işsiz öğretmenler ordusu içinde değildir.

Öğretmen yetiştiren üniversitelerden mezun olan öğretmenler, bir tek gün dahi gecikilmeden göreve başlatılmalıdır. Halen görevde olan öğretmenlerden yirmi yılını tamamlamış olan öğretmenlerin, isterlerse emekli olmaları sağlanmalıdır.

Mantık dersleri öğretmenleri ise hemen acilen göreve başlatılmalıdır.

Tüm öğretmenlere ve Türk Milleti'ne sevgilerimle...

Şunu asla unutmayalım: Öğretmen milletin çocuklarını kurtarır; çocuklar da milleti kurtarır. Milletleri yüksek ideallerle donatılan yetişkinler yükseltir.

fot.www.yoremgazete.com.tr





Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Öğretmen olan gençlerimize hakszılık yapıldığı inancındayım. Düzeleceğini umut ediyorum. Öğretmenler gününüz kutlu olsun öğretemnim. Saygı ve selamlarımla...

Özlem Akaydın 
 27.11.2008 8:26
Cevap :
Sevgili Özlem Akaydın; kendi milli politikalarımızda eksikliklerimiz var ki, genç; bilgili ve donanımlı öğretmenlerimizi vatan sathındaki okullarımıza gönderip, onlara öğretmenlik yaptırmıyoruz. Sınıflarımız hala kalabalık. Devletimizin kadrolu öğretmenleri maaşlarını beğenmiyor.Devlet kadrolu, maaşlı öğretmenler "etüt" uygulaması olan okullarda görev yaptıklarında; bir de öğrencilerin anne-babalarından her ay ek bir para almaktadırlar. Bana göre bu uygulama zararlı bir uygulamadır. Ancak öğretmenler de, veliler de memnunlar. Sanal alemde; sanal bir dünya, yaşam alemi içine sürükleniyor çocuklarımız.Ağaç dikmeden en yüksek bir okulun diplomasını da alsa; bilmem ki doğa sevgisinin yer almadığı hayattan ne tat alacak çocuklarımız!?..Bir de işsiz öğretmenlerimiz var.Bunlar da dersanelerde veya devlet okullarında görevlendirme, ücretli,sözleşmeli,vekil biçiminde düşük ücretlerle çalıştırılmaktadır.Öğretmenlik zor ama çok kutsal bir görevdir.Size çok teşekkür ederim.Selam ve sevgilerimle...  27.11.2008 18:43
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
 
Toplam blog
: 317
Toplam yorum
: 578
Toplam mesaj
: 319
Ort. okunma sayısı
: 2048
Kayıt tarihi
: 04.09.06
 
 

Yaşanan her hayat en iyi hayattır; yeter ki içinde kötülük olmasın!.. ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster