Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

24 Ağustos '18

 
Kategori
Dünya
Okunma Sayısı
576
 

ABD'nin, Önce "Müttefiki"; Sonra "Stratejik Ortağı"; Şimdi de "Stratejik Hedefi" olduk... Neden?

ABD'nin, Önce "Müttefiki"; Sonra "Stratejik Ortağı"; Şimdi de "Stratejik Hedefi" olduk... Neden?
 

Amerikan bayrağı, Türk bayrağı yanında dalgalanmayı hak etmelidir...


 Türkiye'nin, Amerika'nın "STRATEJİK HEDEFİ" olması yeni değil ki?... Türkiye, Birinci Dünya Savaşı'ndan beri Amerika'nın "STRATEJİK HEDEFİDİR"... 

 *

Birinci Dünya Savaşı Sonrası...

- Zamanın ABD Başkanı Wilson, Birinci Dünya Savaşı'nın sonuna doğru, "savaştan sonra Türkiye haritadan silinecektir" demiştir... O sıradaki ABD Dış İlişkiler Bakanı Cabot Lodge de, "Türkiye, uygarlığın başına bir beladır. Türkiye  Avrupa'dan çıkarılmalı, Ermenistan Devleti kurulmalı, Araplar Osmanlı'dan kurtarılmalıdır"(1) şeklinde bir beyanat vermiştir...

- 1917 yılı içinde de, ABD Dışişleri Müşaviri Hause de, "Türkiye, galip devletler arasında paylaşılmalı ve orada ırklara göre özel yönetimler kurulmalıdır"(2) buyurmuştur(!?)

- Amerika'nın bu önerisi, Türkiye'nin paylaşımını öngören "Sevr Dosyası"nın açılmasını sağlamıştır.

- Bu arada, Amerika'nın Lozan Antlaşması'ndan hiç hoşlanmadığını; bu antlaşmanın, Türkiye'yi uygar uluslar masasında bir konuk durumuna getirerek yücelttiğini ve Amerika'yı yüksek ülkülerinden uzaklaştırdığını söylemiştir... Amerika, bu kadarla da kalmamış ve bu duruma yol açtıkları için Antlaşmaya imza koyan Batılıları da eleştirmiştir(3).

- Amerika, Lozan'daki Türkiye'ye yönelik "kızgınlığını" ve "kinini" henüz üzerinden atmamış olmalı ki, Antlaşmanın imzalanmasından 4 yıl sonra bile, Amerika'daki bazı bilimsel çevreler, Türkiye'ye karşı  örgütlü tepkiler sergilemişlerdir...

- Örneğin, 17 Şubat 1927 yılında, Harward Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi profesörlerinden Albert B. Hard, "Türklerin, Avrupa'nın uygar ulusları arasında yeri yoktur" diye yazmış; senatörlere ve hükümet yetkililerine gönderilen 107 imzalı bir bildiri ile de "Kemalist rejimin mutlaka öleceği ve milliyetçi Türk Hükümeti'nin hedeflerine asla varamayacağını"(4) ileri sürmüştür.

*

İkinci Dünya Savaşı Sonrası

Türkiye, İkinci Dünya Savaşı'ndan sonra da Amerika'nın "Stratejik Hedefi" idi...Hedefin amacı değişmemişti; Türkiye, ya bölünüp parçalanacak ya da Türkiye adında bir devlet tarihten silinecekti..

Truman Doktrini, Marshall Yardım Planı , NATO ve Türk-Amerikan "Müttefikliği" ve "Stratejik Ortaklığı", Amerika'nın "Stratejik Hedefine" ulaşmasının "yumuşak adımlarıydı"...

Birbirini izleyen bu yumuşak adımlar, Türkiye'nin Amerika'nın kontrolüne girmesini kolaylaştırdı... Amerika'nın, İMF'yi de kullanarak yaptığı parasal destek ve savunması için(daha doğrusu Ortadoğu'daki çıkarlarını Rusya'ya karşı korumak içi) yaptığı askeri yardımlar, ABD'nin "Stratejik Hedefi"  olan Türkiye'yi atıl bir duruma getirdi.  

- Seksenli yıllardan başlamak üzere 90'lı yıllar dahil, Türkiye'ye sardırdığı PKK'ya silah ve malzeme yardımı yapmış ve bu yardımlar, dağdaki PKK'lılara, askerlerimizin gözleri önünde helikopter ve paraşütlerle atılmışlardır. Askerlerimiz bu manzara karşısında hiçbir hareket yapamamışlardır.

Askerimiz, hareket halinde olan bir PKK'lı grubu tespt ettiklerinde, hemen harekete geçemiyordu. Durum, sıralı üst komutanlıklara bildiriliyor ve emir bekleniyordu... Gelen emir, genelde ya olumsuz oluyor; ya da emir gelinceye kadar PKK'lılar (gece karanlığından da yararlanarak) bölgeden ayrılıyorlardı...  O sıralarda "inisiyatif" PKK'da idi... Askerimiz ise savunmada kalıyordu; kendisine ateş edilmeden, PKK'lılara ateş etmiyor ve onlara yönelik bir harekette bulunmuyordu...(Şimdi öyle değil; olmadığı da zaten belli oluyor)

ABD, 90'lı yıllarda, aslı olmayan, bir bahane ile Irak'a açtığı savaş ile "Irak'a demokrasi getireceğim" diyerek,"Güney Kürdistan" dediği "Kuzey Irak Kürt Bölgesi'ni" oluşturdu... Türkiye, güneyden kuşatılmıştı...Bu oluşumdan sonra, Amerika, PKK'yı "terör örgütü" listesinden çıkardı... Hemen ardından da, kendisine yakın yerli ve yabancı uzmanlar aracılığı ile, ""Mustafa Kemal'in 1923 yılında bir "Türk-Kürt Cumhuriyeti" veya  Federasyonu kurmamakla büyük hata yaptığı(5) şeklindeki görüşü, etrafa yayarak kamuoyu  oluşturmaya çalışmıştır...

Amerika, bu çalışması ile, bölgede kendisine biat edecek Kürt Devleti'ni siyaseten kurmayı amaçlıyordu.

Amerika'nın bu planı başarılı olmuş ve Sosyalist Enternasyonel'in 1993 Ekim ayı toplantısında Avrupa Sosyalist Parlamento Grup Başkanı, bu toplantıya katılan Türk heyetinin bir yetkilisine "Kürdistan'da işler nasıl?" diye sorabilmiş ve Fransa eski Cumhurbaşkanı'nın eşi Daniella Mitterant da, "Zaman ve şartlar bir Kürt Devleti'nin kurulması için uygundur" diyebilmiştir.

2000 yılında ve sonrasında  PKK'nın siyasallaşma sürecine girmesi ya da bu sürece sokulması, ABD'nin "Stratejik Hedefi"ne ulaşmasının "yumuşak" adımlarından biri olmuştur...Bu yumuşak adıma, zamanın Başbakan'ı Recep Tayyip Erdoğan da ilgi göstermiş ve 2005 yılında Diyarbakır'da yaptığı tarihi konuşma ile "Kürt Açılımı" denen süreci başlatmıştır.  Ancak, ABD'nin düşüncesi "siyasal ayrılmaya"; Türkiye'nin düşüncesi ise, daha çok "sosyo-kültürel" olması nedeniyle  bu  adım da başarılı olmamıştır...(Bu konuda, bendeniz de, 2013 yılında 14 blogluk bir yazı dizisi yazdım)(x).

*

Şimdilerde neler oluyor?

Amerika, bunun üzerine,  "Stratejik Hedefine" ulaşmak için "alan"(Suriye ve Irak) ve taşeron" (DEAŞ) değiştirme yolunu seçmiştir...

Türkiye, sınırına bitişik bu hareketliliğe, sınır "güvenliği hassasiyeti" ile hemen müdahil olmuş ve Amerika'nın, sınırlarımızın hemen bitişiğinde bir Kürt Devleti'ni kurmasını  engellemeye çalışmış ve bunda da başarılı olmuştur...Türkiye, Fırat'ın doğusundan batısına uzanan bir "Kürt" ya da "Petrol koridorunun" tesisini önlemiştir.(xx)

Bu arada, Türkiye'nin ABD ile olan sözde "Müttefikliği" zedelenmiş, sözde "Stratejik Ortaklığı" ise yaralanmıştır. Türkiye'nin, Amerika karşıtı ülkelerle birlikte hareket etmesi de, ABD'yi iyice kızdırmıştır...

ABD destekli, CIA kontrollü Fethullahçı Askeri darbe girişiminin başarısızlığı ise, ülkem içindeki kimi Fethullahçıları üzmüş ama Amerika'nın kızgınlığını da "kine" dönüştürmüştür.

Suriye ve Irak'taki başarısızlığının tek nedeninin Türkiye olduğunu düşünen Amerika, Türkiye'nin "Müttefikliğini" ve "Stratejik Ortaklığını" hemen unutmuştur. Ayrıca, Türkiye'nin Rusya'ya yakınlaşması, onunla S-400 Füze anlaşması yapması, İran ile olan ilişkilerini Amerika'nın aleyhine olarak geliştirmesi, Amerika'yı, "kızgınlığın" ötesine taşımış ve Trump'u çileden çıkarmıştır.

Türkiye'den "intikam almak" ya da "Türkiye'yi hizaya getirmek(!?)" için, "Terör örgütü FETÖ ve PKK adına Casusluktan" Türkiye'de tutuklu bulunan ve Evanjelist Papaz Brunson'un Amerika'ya iadesini istemiş; aksi halde "bazı yaptırımları" devreye sokacağını söylemiş...

*

TÜRKİYE CAHİLİ ABD BAŞKANI...

ABD Başkanı Donald Trump, anlaşılan Türkiye'yi hala tanımamış...Türkiye'nin, eski Türkiye olmadığının farkında bile değil... Trump, acaba, Türk askerinin, hala üzerinde "US" damgası bulunan mataralardan mı su içtiğini sanıyor?...O köprülerin altından çok sular akmıştır; ama ABD Başkanı bunun da farkında değil...Trump'ın, bana göre, bu hesapsız tavırları yüzünden, ABD'nin "küresel üstünlüğü" de zedeleniyor...

Türkiye, ABD'nin her istediğini "emrin olur" dediği zamanları çoktan gerilerde bırakmıştır. Türkiye, artık "söyleneni yapan" değil; "söylediğini  yapan-yaptıran" aşamasına geçmiştir...

Bu bakımdan, ABD, Rahip Brunson'un iadesini boşuna beklememelidir...

*

S O N U Ç...

Cumhurbaşkan Erdoğan, AK Parti'nin, 6.Olağanüstü Kongresinde, şunları söyledi:

"Türkiye'nin gücü artınca, husumetler de çoğaldı...'Stratejik Ortak' gibi gözüküp bizi 'Stratejik Hedef' yapmak isteyenlere teslim olmadık, olmayacağız... Türkiye'nin yükselişini durduramayacaksınız"

ABD'nin, Ortadoğu'da temel stratejisi olan, "darbeci ve işgalci kirli politikası" ,Türkiye'de işe yaramayacak ve başarılı olamayacaktır..

Amerika, bu, darbeci ve işgalci politikasına, zaman zaman Avrupalı müttefiklerini de ortak etti... Kendine boyun eğmeyen, Erbakan, Mursi, Musaddık veya Allende gibi liderleri darbeyle devirdi; Menderes, Kaddafi, Saddam ve Kongolu lider Lumumba gibi liderleri de öldürdü... Chavez veya Özal'ı, "doğal yollarla" tasfiye etti; Castro'yu da ehlileştirdi...(5).

Ama, 16 yıldan bu yana Türkiye'nin yönetimini üstlenen Cumhurbaşkanı Erdoğan'a bir şey yapamadılar...

Türkiye'nin ve dolayısıyla da Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın, ABD tarafından "Stratejik Hedef" olarak gösterilmesinin nedeni de budur...

*

Bloğumu, hocam M. Şükrü Haniğlu'nun, konumuzla ilgili, bir öngörüsü ile bitiriyorum... Hocam, diyor ki(6):

"Türkiye-ABD ilişkilerinin "Brunson Krizi" nedeniyle bozulduğu, onun çözümüyle de "ittifak/stratejik ortaklık" alanında, eski günlere dönüleceğini düşünmek gerçekçi, değildir"

 

cdenizkent

 

------------------------ :

  • (1) Cahit Kayra, Sevr Dosyası, İstanbul: 1997, s.38
  • (2) Laurence  Evans, Türkiye'nin Paylaşılması(1914-1924), İstanbul: Milliyet Yayınları, ss. 35-36
  • (3) Prof. Dr. Türkkaya  Ataöv, Amerika, NATO ve Türkiye, İstanbul: 1968 ss.172-174,
  • (4) A. g. y. s. 231
  • (x) cdenizkent, "Çözüm ve Barış Süreci", Milliyet.com.tr : 28 Nisan: 24 Temmuz 2013 (önemli bir süreçtir; ilginizi çekebilir)
  • (xx) cdenizkent, "Fırat'ın doğusunda "dün" neler oldu?..."Bugün" neler oluyor?..."Yarın" neler olacak?" başlığı ile ilkini, 14 Eylül 2015'de; sonuncusunu da 18 Şubat 2016'da yayınladığı "18 blogluk bir araştırma dizim" var...Suriye ve Irak'taki yeni durum ve askeri hareketlilik başlayınca, bu blok dizisini sonlandırmadan bitirdim...Bu kez de, hem Fırat'ın doğusunu hem de Fırat'ın batısını konu alan bloglar yazdım...Günü "doğru değerlendirmek" ve geleceğe yönelik "sağlıklı öneriler de bulunmak" için "geçmişi iyi bilmek gerekir" diye düşünüyorum.
  • (5) Bercan TUTAR, "Artık ABD'nin Korkulu Rüyasıyız", Sabah Gazetesi, 19 Ağustos 2018
  • (6) M. Şükrü Hanioğlu, "Sıradaki Krizi Beklerken", Sabah Gazetesi, 19 Ağustos 2018

 

Matilla bu blog'u önerdi.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Yazınıza tamamen katılıyorum ancak bence şöyle bir eksiklik var. Avrupa'da 1800'li yıllardan beri zaten Osmanlının tamamen parçalanması, Ermenistan'nın ve de Kürdistan devletinin kurulması şeklinde bir fikriyat vardı. Bunu 1960'lı yıllarda Almanya'da öğrenciliğim sırasında bizzat Alman arkadaşlarım vasıtasıyla öğrendim ve hissettim. Kaldı ki daha sonrada ilk Kürt isyanlarının 1850'li yıllarda başladığını çeşitli kaynaklar vasıtasıyla okudum. Kısacası karşımızdaki stratejik düşmanlık sadece ABD kaynaklı değil çok daha eskilerden bu yana devam eden Avrupa kaynaklı bir düşmanlıktır. Avrupalı ve de ABD'li genç nesiller belki çoğu şeyi bilmiyordur ama bence muhatabı olduğumuz bu batılı düşmanlığın kökleri Haçlı seferlerine kadar uzanmaktadır. Çoğu insanın unuttuğu bir olay daha var. O da şudur ki ABD'deki ikiz kulelere yapılan terör eylemi sonrasında ABD başkanı Bush açık ve aleni bir şekilde HAÇLI SEFERİ çağrısı yapmıştı. Selamlar

Matilla 
 27.08.2018 8:21
Cevap :
Merhaba Matilla...Doğrudur. Bu konuda bir blogd ya da bir bloğa yaptığım yorumda yazmıştım...1683 yılında Viyana duvarlarına kafamızı vurduğumuz da kendimize gelmiştik. Yani Osmanlı'nın 'güce dayanan' genişlemesi artık işe yaramaz hale geldi. Viyana, genişlememizin son noktası oldu; inisiyatif Avrupa'ya geçti. Tanzimat Dönemi ve sonrasında da onlara benzemeye çalıştık; ne yaptıysak olmadı. Padişahlarımızdan biri(ismini şimdi hatırlayamıyorum)"onların istediklerini yapmazsak bizi Orta Asya'ya sürerler" demişti. Hem de öyle bir sürdüler ki, bir de baktık; kendimizi Sakarya Nehri'nin doğusunda bulduk. Bu konuyu işleyen, bir tezim ve bir de kitabım var; bir de gazete makalem...İkiz Kulelere gelince; o sıralarda meslekteydim. Hazırladığım küçük bir raporda, bu kuleler olayının bir oyun olduğunu ve arkasından Amerika'nın Irak'a gireceğini yazmıştım. Hatta bizden de,kuzeyden bir cephe açmamızı istemişlerdi. Ama, Türkiye yapmadı. Zaman zaman, keşke yapsaydı diye çok düşündüm...Selamlar.  27.08.2018 15:10
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 913
Toplam yorum
: 2413
Toplam mesaj
: 64
Ort. okunma sayısı
: 1316
Kayıt tarihi
: 11.12.07
 
 

İstanbul doğumluyum. İlk, orta ve lise öğrenimi İstanbul'da tamamladım. İstanbul Üniversitesi'nde..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster