Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

02 Ocak '17

 
Kategori
Sosyoloji
Okunma Sayısı
103
 

ABD'nin terör saldırılarını önceden bildirmesi ne anlama geliyor?

ABD'nin terör saldırılarını önceden bildirmesi ne anlama geliyor?
 

ABD'nin terör saldırılarını hep önceden haber veriyor olması ne anlama geliyor hiç düşündünüz mü? Bu, sadece basit bir "Abi dikkatli olun duyum aldık" anlamına geliyor olabilir mi? Sizce yüzmilyarlarca dolar bütçeli dünyanın en büyük istihbarat birimi böyle çalışıyor olabilir mi?

Bu sorunun cevabını verebilmek için kendinizi CIA'in yerine koymanız yeterlidir. Bir yere terör saldırısı düzenlemek istiyorsunuz. İyi bir planlama yaptınız. Tüm detayları hesapladınız. Görünüşe göre bir sorun çıkmayacak gibidir ama olur ya, son dakika bir aksilik çıkar da bunca emek boşa giderse diye hayıflanırsanız ne olur?

Bu durumda terör saldırısını yapacağınız devlete genel bir istihbarat verirsiniz. Mesela İstanbul Reina saldırısında olduğu gibi "İstanbul'da bu gece saldırı bekleniyor" gibi. Böyle genel bir istihbarat olmaz. Bu saldırı her zaman bekleniyor zaten. Bilgin varsa, kişi, yer, güzergah, mekan gibi bilgilerin hepsi sende olmalıdır. Yoksa hiç yoktur. Böyle salakça bir istihbarat nereden alınmış olabilir ki ? "Bugün saldırı olabilir..." Bunun istihbaratını hiç vermeseniz de devlet yılbaşı günü saldırı riski olduğunu biliyor zaten. Ne bu şimdi; yardım mı?

PEKİ NEDEN BU GENEL BİLGİ VERİLİYOR?

Aslında biraz düşününce rahatlıkla bulabilirsiniz. Öncelikle bu genel istihbaratı verdiğinizde terör saldırısını yapacağınız mekanı gözleyen adamlarınız bir rapor hazırlar. Ek bir güvenlik önlemi alınıyor mu alınmıyor mu diye. Alınıyorsa rapor üslere bildirilir, planda değişikliğe gidilir. Yok eğer alınmıyorsa devletin o noktanın saldırıya uğrama ihtimaline uyanmadığı anlamına gelir. Böylece huzur içerisinde saldırılabilir.

Ayrıca bu genel ihbarda bulunulduktan sonra FETO gibi emniyetin veya MİT'in içerisine sızdırdığınız adamlarınızla "ne gibi önlemlerin devreye sokulduğu, kimlerin ve hangi güçlerin devreye sokulduğuna ilişkin" bir rapor daha tutulur. Böylece içerideki adamların aktardıkları bu bilgilerle planda yeni güncellemeler yapılır. Sonuçta devlet ne kadar önlem alırsa alsın bu mantıkla devletin açığı saldırıyı yapan güç tarafından önceden bilindiği için güvenli bir saldırı ortamı oluşur.

Saldırıyı önceden haber vermenin bir üçüncü avantajı da içerideki adamlar sayesinde devletin ne tür istihbarata ne tür bir cevap vereceğinin, yani istihbarata cevap verme potansiyelinin analizini yapabilme imkanı vermesidir. FETÖ'nün 15 temmuz operasyonu denemesi aslında son derece iyi planlanmış bir harekattı. Bir tek şeyi hesaplayamadılar, o son dakika çıkan minik aksilik.

 

YİNE Mİ FETO?

Evet, yine FETO! Aslında buna böyle sanki bağımsız bir örgütmüş gibi bir isim vermek onu ciddiye almak olur. Adını doğru koyarsak neyle muhatap olduğumuzu daha iyi anlarız; ABD'nin Türk emniyet birimlerine yerleştirdiği adamları... Buna ister FETO deyin ister METO, adını önemi yok.

Ordunun, emniyetin ,yargının, medyanın ve her yerin içine yerleştirdikleri adamların gözünden kaçan küçük bir ayrıntı 40 yıllık planı ve emeği bir günde berbat etti.

CIA gibi büyük bir oyun kurucu bile bazen böyle hatalar yapar. Allah'a şükür ki bu hata bize denk geldi. Suriye, Lübnan, Irak, Filistin, Mısır, Cezayir, Fas ve Tunus'un böyle bir şansları olmamıştı. İçerdeki adamlar bir düğmeye basarak tüm devleti dağıtmışlardı.

Bugün bu saldırının arkasında kimse FETO dememektedir. Ancak  şurası bir gerçek ki büyük oyun kurucunun bu kadar teknik bir saldırısını asiste edebilecek en sağlam yapılanma FETO'dur. Ancak devlet bu kez bu saldırıya bu adresi göstermedi. Zira bu milleti gerilime sevk edeceği gibi bir kısım ABD hesabına çalışan muhalif görünümlü kişilerin ekmeğine de yağ sürecektir. Eğer bunu yapsaydı, devletin güvenlik algısına zarar vereceği gibi bir kısım karanlık çevreler hemen çıkıp "E yuh artık bu da mı FETO" diyerek işin ciddiyetinden çok uzak ve devlete zarar vermeye çok yakın bir yorumla ortalığı birbirine katabilirdi.

Bu yüzden bu saldırıyı asiste etmede en etkin güç Rus büyükelçiyi de katleden polis veya MİT görevlisi kılığında devletten maaş ABD'den emir alan vatan hainleridir. Çünkü saldırıya bakarsanız saldırgan çok aşırı profesyonel şekilde içeriye giriyor ve 7 dakika gibi uzun bir süre boyunca içeride kalıyor.

Böyle saldırılarda özel harekatın bu süre içerisinde mekanı basması olasılığı olmasına karşın bu kişi bu sürede bunun olmayacağından çok emin. Çünkü büyük olasılıkla kendisine bilgi aktaran şahıs en yakın birliğin oraya intikal süresi gibi bir bilgiyi de onunla paylaşmıştır. O da bu kaynağından gelen bilgiye fazlasıyla güvenmektedir.

Özetle ABD bir yerde saldırı yapılacağını söylüyorsa ve genel bir istihbarat veriyorsa aklınıza eilk gelmesi gereken "Eyvah, nerede yapılacakmış, önlem alalım" demek değildir. Bu istihbarat geldiğinde bilmeniz gereken şey ne yapılacağının raporunu masasında görmek isteyen bir şefin sizin içinize yerleştirdiği adamdan gerekli bilgileri öğrenmek istediğidir. Yani bu istihbarat geldiğinde adamlar öncelikle hangi birimlerin harekete geçeceğini görmek istediklerine göre kendi içinizde bir ABD ajanı avına çıkmanız gerekmektedir. İşin bütün zorluğu da buradadır. 

Siz bununla uğraşıp başaramadığınız her an dışarıdan bakan dikkatsiz gözler zayıf bir istihbarat görmektedir. Sizse içine şeytan kaçmış biri gibi sürekli kendinizi yumruklamakla uğraşmaktasınızdır. İşte büyük mücadele budur...

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 420
Toplam yorum
: 206
Toplam mesaj
: 13
Ort. okunma sayısı
: 2153
Kayıt tarihi
: 05.06.10
 
 

Jack Amca, düşünsel dünyasındaki gelişmeleri dışa vurmak niyetiyle başladığı yazı yazma sevdasına..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster