Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

22 Haziran '12

 
Kategori
Gündelik Yaşam
Okunma Sayısı
560
 

Abdala malum olurmuş.

Abdala malum olurmuş.
 

Bu gençler: Hava durumundan bihaber; yola çıkmışlar; yani onlara malum olmamış. Resiim int.alıntıdır.


Olmalı da, malum olmazsa, o görünmez varlığa abdal denemez.

Görünmez ise; abdal olduğunu nasıl anlayacağız?

Ekranlarda sıkça; adı Gülen Hocamıza rastlarım.

Bir kez güldüğüne şahit olmadım. Yüzü hüzünlüdür; gözleri nemli; anlamını çözemediğim hüznünün sırrını çözmeye çalışırken; sözlerindeki kerameti kaçırırım.

Has öz Abdallar: Her önüne gelenin karşısına çıkmazlar.

Antik abdalların: Evvel zamanda sanki işleri daha kolaydı.

Çağdaş abdalların durumu içler acısı; hele birde eksik etek takımının üyelerinden iseler; yandı kerimenin arpa tarlası.

Birbirine çok karıştırdığımız; aptal ile abdalın farkını kurcalamaya gerek yok; birinden biri üredikçe ürüyor; dünyayı cehenneme çevirmekten büyük bir haz alıyor çünkü onun tek bir kitabı var.

B.Russel efendinin dediği gibi “Tek kitaplı adamdan korkmalısın”

Korkuyoruz da ne oluyor? Adam kendinden öylesine eminki; ortaya attığı doğrularından hiç şüphe duymuyor.

Karşısında duran abdal bir adım atıyor; on adımlık düşünüyor; ince eliyor sık dokuyor. Hep geriden geldiğinden; aptal yol göstermek zorunda kalıyor.

Aptal da abdal değil ki boş bulduğu meydanda tabii ki tepiniyor.

Bu yazının niyeti okuru aptala çevirmek değil hâşâ…

Eğer Abdal yönü; bir şekilde baskı altında kalmış ise,  gün ışığında çiçeklenmesine katkıda bulunmak istiyor.

 Kim?

Yazının ana fikri.

Neden?

 …çünkü bir şeyler malum olduğunda, türlü türlü nedenlerden ötürü, iç sese kulak asmaktan imtina edilir.

Mesela ben: Bazen tahammülsüzlükten, bazen korkudan içime bir şeyler doğduğunda; boğmaya çalışırım. Duymazdan görmezden gelmek için bin parçaya bölünürüm.

Kendi kendime “Otur oturduğun yerde; kehanet etmek sana mı düştü; kadın kısmından dede mi olurmuş? Hem sen dünyevi işlerden ne zaman elini eteğini çektin ki Rabbim seni abdal etsin” derim.

Kendi kendime zılgıt çektiğimde; aynı anda; kendimin avukatı olurum.

Savunmaya geçerim.

 “ Herkese her an bir şeyler malum olur. Önemli olan yıpranmadan o ulvi yönlendirmenin kıymetini bilmeli. Hadi artık hiç olmazsa olumlu olanlarını paylaşıver korkma orta çağda yaşamıyoruz.

Hem artık kara kedin, bir Nobodi’n bile yok” İşte bu sözler bana yeter.

İçimdeki savcı sonunda pes eder.

Paylaşmaya hazır olurum. İtiraf etmeliyim; savcım ve avukatım şimdiye kadar bariz bir farkla birbirlerini yenemediler.

Bugün Berlin’de hava yağmurlu değil; avukatım kazandı.

***

---Sevgili Komşum! Bekâr kızın, seneye evli olarak yaz tatiline gelecek.

---Alev Abla, kızımız evliliği aklının köşesinden bile geçirmiyor.

2011 Yazında İnternetli köyde bir sohbet esnasında komşuma söylediklerime inanıyordum. Komşum bana inandı mı diye de hiç düşünmedim. Sonra konuyu unuttum gitti.

Tatilleri bitti Koblenz’e döndüler.

Bir gün bir telefon geldi. Düğüne davet ediliyorduk. Komşum köydeki sohbetimizi hatırlattı. Hatırladım.

Haziran başında düğünümüz vardı. Kızımız evlendi.

 Koblenz’de geçen üç gün üç geceyi karıkoca hiç unutmayacağız.

Ren nehrinin kıyısında görkemli sarayın bahçesinde usta fotoğrafçı o günü kamerasına kaydederken; bizler de usta, ustanın yardımcısını ve Özlem Gelini, Damat Adnan’ı görüntüledik.

Bizleri konuk eden Tekdemir Ailesine yürekten teşekkürler.

***

Geçenlerde, Berlin’de hiç alış veriş etmediğim bir yere içimden gelen sese kulak kabartarak girdim.

“Hadi gir onlar içerde; çoktandır onları görmüyorsun. Bir merhaba dersin hadi ama yorgunluğu bahane etme”

Elimle koymuş gibi onları buluyorum. Kıvırcık saçlı güzel torununa göz kulak oluyordu. Kızı rahat rahat alış veriş etsin diye olmalı.

Omuzuna dokunduğumda Ayseli’nin yüz ifadesi görülmeye değerdi.

Kızı da bir tanıdığına bir şeyler anlatıyordu.

Bu ve buna benzer malum olma halleri hiç mi başınıza gelmedi?

Böylesi haller beni veya sizi abdal mevkiine yükseltmez ama aptal da etmez.

Olumlu haller çoğunlukta kaldığı müddetçe; şanslı sayılırız.

Tabii ki “olumsuz malum olma hallerini” kendime saklarım.

Değil onları satırlara dökmek; düşüncesi bile İlhami’nin keyfini kaçırmaya yeter.   

Alev Meisel

22 Haziran 2012 Cuma/ Berlin

 

 

 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

bence dee...aman ilhami'ye dikkat...kötücül malumları ben de bizim esin'den saklarım...çifteli günayadın...güzel bir gün olsun...eyvallah...

nedim üstün 
 25.06.2012 10:04
Cevap :
Bu gün telaşlıyım, bavul topluyorum. Şimdi mola verdim; güzel iletiniz mutlu etti. Sevdiklerimizi huzursuz etmemek adına bazen susmak gerekir. Üstünüstadım; sezgileri hassas olmayanın yaşamı belki daha kolaydır ama kolay olanlar mutlu eder mi? Yaratıcılığı körükler mi? İşte bunu çözmüş değilim. Kolay ile şimdiye kadar pek sıkı fıkı olamadık; benden kaçıyor, ben de ondan iki paralel çizgi gibi bir yerlerde buluşamıyoruz vesselam... Teşekkürler selamlar saygılar.  25.06.2012 17:48
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 584
Toplam yorum
: 2445
Toplam mesaj
: 327
Ort. okunma sayısı
: 834
Kayıt tarihi
: 01.03.07
 
 

Dinleyenin olmadığı yerde anlatmanın önemi! Nasıl YAZAN oldum. 'Yalnız doğar, yalnız göçer' eskile..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster