Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

28 Ocak '17

 
Kategori
Dünya
Okunma Sayısı
2912
 

Abdullah Çatlı mı? Deniz Gezmiş mi?

Abdullah Çatlı mı? Deniz Gezmiş mi?
 

ABDULLAH ÇATLI MI? DENİZ GEZMİŞ Mİ?
 
Yaşadığımız coğrafya nedeniyle alışık olduğumuz; kan, gözyaşı, feryat figan, son 50 yıldır artmakla beraber, hayatta olduğu süre zarfı boyunca yüce Türk milletinin her daim peşinde olmuştur. Orta Asya’da savaşıyorduk çünkü bölgenin en önemli mevkilerine sahiptik, İpek Yolu için mücadele veriyorduk. Aradan biraz zaman geçti batıya doğru gelip İran’da savaşmaya başladık, geniş bir coğrafyaya hükmettik ve stratejik bölgeleri ele geçirdik. Selçuk Bey’in torunları görevini başarıyla yerine getirip tarih sahnesinden çekilirken yerini Osman Bey’e bıraktı. Bu sefer de Anadolu’da idik, yani doğudan gelip savaşa savaşa batıda kendimize yer bulmuştuk. Buranın en önemli mevkisi İstanbul’un da elimize geçmesi Timur nedeniyle biraz gecikse de sonuç değişmemişti. Fatih’in cüretkar adımları İstanbul toprağını titretirken, halkına güven aşılıyordu. Bir hoşgörü timsali yedi düvele duyuruluyordu. Bir çınar yetişmişti; ancak İbn Haldun der ki, kurulan her devlet elbet bir gün yıkılacaktır. Bu yaklaşımın doğruluğunu tarih ispatlamıştı. Osmanlı’da yavaş yavaş sahip olduğu tüm değerleri kaybedip bu arenaya elveda diyecekti ancak küllerinden doğan askerlerinin içinden Mustafa Kemal Paşa o külleri bir alev topuna çevirip düvel-i muazzamanın üstüne salacaktı. Aradan yaklaşık 2000 bin yıl geçmişti ancak Türkler hala savaşıyordu ve düşmanı bir hayli fazlaydı. Biz hep yaşadığımız yerin en güzel mevkilerine sahip olup onlar için savaştık, onlar için şehit olduk. Bizim değerlerimiz manen yüceler yücesi olmakla beraber madden de çok gösterişli ve ihtişamlıydı. Gazi’nin binbir zorlukla kurduğu büyük devlet, kuruluş aşamasında da birçok ayrılığa sebep olmuştu. Enver Paşa ve Mustafa Kemal Paşa’nın cemiyet içinde sürtüşmesi tarafları ikiye ayırıyordu bunun nedeni tabiri caize Enver Paşa’nın “egosu” idi. Zira kendisinin vatan millet sevgisini sorgulamak kimseye düşmeyeceğinden, bir turan sevdalısı olduğu aşikar iken hayalperest de olduğu kaçınılmaz bir gerçekti. Onun hayalini kurduklarını Mustafa Kemal sahaya dökmüştü ve yıllar geçtikten sonra Enver’in yurda girişine izin vermeyip Anadolu müdafaasına girişmesini istememişti, çünkü Kemal Paşa yine bir ikilik doğacağından endişeleniyordu, orduda hala Enver Paşa’nın taraftarları olması bu endişenin en güzel dayanağıydı. Atatürk’ten sonra savaşlar yer altına çekildi ve Türkleri savaşarak yenemeyeceğini anlayan düşman türlü stratejiler ile saldırmaya başladı. Bu taktiklerden en bilineni ise, “böl-parçala-yönet” idi…
 
Alparslan Türkeş’in sesi radyo cızırtılarına karıştığında tarihler 27 Mayıs 1960’ı gösteriyordu. Bu cumhuriyetin ilk darbesi olmakla beraber sonuncusu olmayacaktı, bu tarihten itibaren bir darbeler silsilesi 10 yılda bir kendisini gösterecekti. 1971 muhtırası ve 1980 darbesi Türkiye tarihinin yazacağı kara lekelerdi. Neden kara lekelerdi? Bu sorunun cevabı bekli de bu yazının konusunu belirleyecektir. Sahi, darbeler neden kara leke olarak görülüyordu?
 
2000 li yıllara çok az kalmıştı, bir asır daha sona ererken takvim yapraklarına kan bulaşmıştı. Soğuk kaldırım taşları izlerken kardeş kavgasını, milyonlar televizyonlarda ürperti ile hayret ediyordu ülkenin bu vahim haline. Gençler birbirini vuruyordu! Çarpışması gereken fikirlerken yumruklar çarpışıyordu! Bilir misiniz fikirler ne zaman tehlikelidir? İdeolojiye dönüştükleri zaman. Çünkü ideolojiler toplumu bölmek için üretilmiş ustaca birer silahtırlar ve bu silahlar öyle profesyonel kişiler tarafından kullanılmaktadır ki başarısız olma şansları çok azdır. Bu zehirin tek bir panzehiri vardır o da okumaktır! Ancak okumayan bir toplum bu rüzgar karşısında direnemez, nitekim biz de direnemedik. Biz o günleri hala ideolojiler üstünden tartışırken yitip giden canları hiç konuşmadık. Bugün o yitip giden canlar konuşulacak, bugün ayrışmanın anlamsızlığı masaya yatırılacak, bu kalem bugün Türkiye’nin kaderini Türk olmayanların çizdiğini anlatacak!
 
Beni hümanist bir kişilik olarak ele almayın. İnsan canı önemlidir ancak hümanizm zararlıdır. Tıpkı herkesin eşit olmasının güzel bir düşünce ancak komünizmin başı ezilmesi gereken bir yılan olması gibi. Tıpkı milliyetçiliğin şart olması ama ırkçılığın bizden uzak olması gerektiği gibi. Her şeyin fazlası zarardır. Tuzunu fazla attığınız bir yemeği yiyemezsiniz kusarsınız. Biz 80’li yıllarda o kadar çok kustuk ki, gelecek yıllarda da o kusmuğumuzda boğulduk!
 
90’lı yıllarda bu toprakların yetiştirdiği nice yiğitlerden birkaçı doğuda mükemmel işler yaptılar. Osman Pamukoğlu, Erdal Sarızeybek gibi yiğitler terör belasını delip geçerken kendileri kadar cesur olamayan Süleyman Demirel engeline çarptılar. Engeller yüce Türk milletinin başından eksik olmayacaktı ancak koşmayanın önüne engel çıkar mı? Biz koşmaya devam edecektik. Çünkü tarihimiz böyle buyuruyordu…
 
Deniz Gezmiş… Dönemin sol cenahının lideri, davanın önderi. “İkinci Atatürk” olarak insanlar tarafından anılır fakat kesinlikle yanlış bir hitaptır. Atatürk ve komünizm asla yan yana getirilemeyecek iki kelimedir, Atatürk’ün milliyetçi bir insan olduğu aşikârdır. Onu özel kılan her görüşten beslenip hiçbirini benimsememesidir. Yalnızca Deniz Gezmiş değil, Atatürk’ün yerine koyabileceğimiz hiç kimse ne yazık ki henüz yetişmemiştir. Ben milliyetçi bir insanım ancak bu Deniz Gezmiş’i sevmeme engel midir? Kesinlikle değildir. Yıllardır yapamadığımız ayrımda bunun ta kendisidir. Ben onun ideolojisini sevmiyorum ki bence hatalıdırlar. Marksizim bize bir şey katmayacak, bizden çok şey alacak bir düşünce tarzıdır. Her şeyi geçtim komünizm bir ütopyadır! Bir masalın peşinden gitmek ne kadar akılcıdır? Gördüğünüz gibi Deniz Gezmiş ve ideolojisini eleştirdim, tıpkı onların da beni eleştirebileceği gibi. Çünkü bu bir fikir çatışmasıdır, eğer siz körü körüne bir fikre bağlı olursanız dış mihraklar sizi alırlar hiç fark ettirmeden kullanırlar. Bizim ülkemiz ajanların cirit attığı bir ülkedir. Her istihbarat servisinin yüzlerce elemanının görev sahasıdır. Provakatörler çoktur. Biz milliyetçiler en çok burada hata yapıyoruz. En başta Cemil Meriç’in dediği gibi okumuyoruz dolayısıyla bu davranışlarımıza yansıyor ve doğru olanı görmek de bazen zorluk çekiyoruz. Ben komünizmin zarar olduğunu düşünüyorum ancak Deniz Gezmiş ve arkadaşlarının bir tek askere kurşun sıkmadan, erleri çekin paşalar gelsin diyerek yaptıkları eylemler sonrası darağacına gitmelerine seyirci kalacak kadar da bağnaz bir milliyetçi değilim. Tıpkı Mustafa Pehlivanoğlu’nun asılması beni ne kadar rahatsız ettiyse Hüseyin İnan’ın idamı da bir o kadar rahatsız etmiştir. Çünkü benim içimdeki bir ideoloji sevgisi değil, vatan sevdasıdır. Ve mevzubahis vatan olduğu zaman gerisi teferruat olmaya mahkûm olacaktır, olmalıdır!
 
Abdullah Çatlı… Hakkında okuduğum onca kitap da olsa onu bir cümlede tanımlamak neredeyse imkansız olacaktır. Çünkü bir kitap onu terörist yaparken diğer kitap onu kontrgerilla bir diğeri ise MİT mensubu olarak yazmaktadır. Bir Alman gazeteci ile sohbeti sırasındaki şu sözü okunmaya değerdir : “Kanı ve sütü bozuklarla iş yapılmaz, siyaset konuşulmaz, tartışmaya girilmez... Kafasına sıkılır, sevaba girilir”
Savaşların yeraltına indiğinden bahsetmiştik, işte bizim yer altındaki savaşçılarımızdan birisi Abdullah Çatlı’dır. Hiram Abas’ın çağrısı ile Asala’ya karşı önemli görevlerde bulunmuş ve örgütün yok olmasına katkı sağlamıştır. Abdullah Çatlı derin devletin ta kendisidir, birçok olayın failliği üstüne yıkılmış, öldükten sonra devlet oğlunu sahipsiz bırakmıştır. Bu da bir devlet geleneğidir, bazen sadece işini görür ve unutursun çünkü devletin bekası kişilerin hayatından daha önemlidir. Ve devletin ayakta kalması her kişinin yegane görevidir. Atsız der ki: Er kişiysen görevin neyse başar, zevke eğlenceye hayvan da koşar. Susurluk sonu olmuştur Çatlı’nın. Nedendir bilinmez, herkesin hatası olmuştur ancak içimde  Çatlı ile ilgili hep iyi hisler belirmiştir. Onu bir terörist olarak lanse etmek bağnaz solcuların bir işidir. Çünkü onlara göre milliyetçilerin hepsi ırkçı, hepsi faşist ve hepsi bir şeyden anlamayan cahil insanlardır. Öyle değil mi? Aydın kesimin hep sol taraftan olarak gösterilmesi bir kitle algısı değil midir? Bu ülkede herkesin en büyük derdi Türklük olmuştur. Ermeni’ye, Arnavut’a, Kürt milliyetçilerine saygı duyulmuş desteklenmiş yeri gelmiş PKK’ya bile sempati beslenmiştir ancak Türklük ve Türklüğü savunanlar hep değersiz gösterilmiştir. Bu da bizim aydınlarımızın karanlıkta kaldığının en büyük göstergesidir!
 
Kısaca demek istediğim şey çok basit, Çatlı’da bu vatan için mücadele etmiş bu vatan için ölmüştür; Gezmiş’de yine aynı vatan için darağacına gitmiştir. Tek farkları fikirleridir ve ikisi de fikirleri uğruna ölüp vatanlarını bırakıp gitmişlerdir. Ve biz hala geçmişimizden ders almadan bu kavgayı güdüyoruz. Bakın bu demek değildir ki, her fikre açığız . Terör örgütünü savunan fikirler bu her iki gurubun da karşısında olacağı fikirlerdir. Anlatmak istediğimin anlaşıldığını ümit ediyorum. Her ikisi de bu topraktan çıkma yine bu toprağa dönme ve bu toprak için varını yoğunu vermiş iki yiğittir. Ayrışmayı bırakıp artık bu gerçeğin farkına varmamız gerek! Yoksa sahip olduğumuz vatan, bizim vatanımız olarak kalmayabilir…
 
İstihbarat örgütleri çok sinsi çalışır, tıpkı düşmanımız gibi. Bizim düşmanımız o kadar sinsidir ki bu vatanın evlatlarını kullanıp yine bu vatanı tuzağın içine çekerler. 80 darbesine gidilen yol da öylesine anlar yaşadık ki olayların birçoğu ya sol örgütlere ya da sağ örgütlere yıkıldı aslında gerçek çok acıydı, sabah solcuların kahvesini tarayan silah akşam sağcıların şakağına dayanıyordu ve tetiği tutan hep karanlıkta kalıyordu. Ey Türk Milleti! Aş artık tabularını sağ ve solun, alevi ve sünninin, Türk ve Kürt’ün seni ayırmak için, araya nifak sokmak için düşman tarafından içimize sokulduğunu anla. Bunu nasıl mı anlayacaksın? Tarih okuyacaksın! Ama her tarihi okursan yanılırsın, bu tuzağın içine çekilirsin. Bizim en büyük sıkıntımız budur, solcular sadece sol okur sağcılar ise yalnızca sağ. Ayrıca sağ-sol sadece yön tayinidir. Bunu aşmamız gerek. Ayrım tek şekilde olmalıdır: VATAN SEVDALISI VEYA VATAN HAİNİ! İşte bu noktada hümanizm benden uzaklaşmaktadır, zira ikinci gruba mensup insanların 80 darbesinde yaşanmış birçok olayı yaşamaları temennimdir. Tıpkı Atatürk’ün Dersim’de yaptığının yapılması şarttır. Bir asker için Menemen’i yakmak gerektir.
 
Size bir sır vereyim mi? 1900’lü yılların sonlarına doğru öldürülen hiç kimse vatan haini değil, aksine bu vatan için bir şeyler yapmaya çalışıp dış güçler tarafından öldürülen insanlardır. Bakınız: Abdi İpekçi, Uğur Mumcu, Adnan Kahveci, Muhsin Yazıcıoğlu, Eşref Bitlis, Gün Sazak, Deniz Gezmiş, Abdullah Çatlı ve daha niceleri! Çünkü bu insanların mevcut düzeni değiştirme potansiyeli vardı, bunların önüne geçtiler. Bizim bu insanlara borcumuz var, o da bu vatanı ayakta tutmaktır. Bu insanları anlamamız, dönen oyunları görmemiz lazım. Daha önceki yazılarımı bitirdiğim ve çok anlamlı kıldığım bir söz ile bu yazıya veda edeceğim:
 
OKUYUN DİYOR OKUYUN, ÇÜNKÜ MÜREKKEBİN AKMADIĞI YERDE KAN AKIYOR!

UMUT KARADAŞ
Mustafa Atilla bu blog'u önerdi.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Kesinlikle katılıyorum, sorgulamadan okumak hiçbir işe yaramayacaktır.

Umut Karadaş 
 04.02.2017 23:00
 

İnanın bana mürekkepte kandan daha masum değildir. Okursanız öyle veya böyle bir ezberin kulu,kölesi olabilirsiniz. Bence asıl önemli olan okuduklarımızı,körü körüne inandıklarımızı sorgulayabilmektir. Selamlar

Mustafa Atilla 
 04.02.2017 8:34
 

Çok teşekkür ederim değerli yorumunuz için, dediğiniz gibi umarım anlaşılır anlatmak istediğim..

Umut Karadaş 
 28.01.2017 16:33
 

Tebrikler, yorumunuz harika olmus büyük bir zevkle okudum ve tümüne cani gönülden katiliyorum. Elinize saglik, umarim bu güzel yorumunuzu okuyan ve anlayan cok olur. Saygilarimla

battal gazi 
 28.01.2017 7:38
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 24
Toplam yorum
: 27
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 3680
Kayıt tarihi
: 06.08.14
 
 

Üniversite öğrencisiyim, ileride Yazar ve Tarihçi olmak istiyorum.   ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster