Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

26 Temmuz '07

 
Kategori
Güncel
Okunma Sayısı
325
 

Abdullah Gül cumhurbaşkanı

Abdullah Gül cumhurbaşkanı
 

Peki, Sayın Abdullah GÜL Cumhurbaşkanlığı görevine hazır mı?

“Kişi” ve “Kişilik” olarak Abdullah GÜL’e kimsenin bir şey demesi mümkün değil. Cumhurbaşkanlığı görevini “Yapamaz” diye de bir gerekçe veya eksikliği gösterilemez. Yani pekâlâ da yapar…

Yalnız…

İşte orada bir yalnız var ki, onu ben “Siyasetsen” değil biraz aklımla ve biraz da “Duygusal” olarak kabul edemiyorum.

Birincisi, Recep Tayyip ERDOĞAN’ın “Esas benim hakkım ama ben sana ikram ediyorum” tarzında yaklaşması ve adeta Abdullah GÜL’ü tasfiye etme çabasını seziyorum.

Sayın GÜL, 1950 doğumlu ve bu gün 57 yaşında. Seçilip yedi yıl görev yaptıktan sonra, belki anayasa değişikliği nedeniyle bir kez daha halk tarafından seçilmesi hariç, muhtemelen 64 yaşında siyaseti noktalamış olmayacak mı?

Bu ülkede 64 yaş, deneyimlerin neredeyse en üst düzeye ulaştığı ve insanların faydalı olacağı, hele siyasette daha verimli olacağı yaş değil mi?

Peki, o zaman Abdullah GÜL “Ben Cumhurbaşkanlığı da yaptım, unumu eledim, eleğimi de astım” mı diyecek? Eğer diyecekse, hiçbir mesele yok. Yok, eğer cumhurbaşkanlığı görevinden sonra da siyasete devam ederse, edecekse o zaman oturup düşünmesi gerekir…

Hele hele “İkram edilmiş makam” gibi sunulmasına asla bir Kayseri’li olarak kabullenemiyorum. Abdullah GÜL, eğer bilirse siyaseti Recep Tayyip ERDOĞAN’a “İkram” etmiştir.

Sayın Abdullah GÜL hakkında geçmişte şöyle söyledi, böyle söyledi diye kıvırtmanın da bir anlamı kalmadı. Halk, söyledikleri ile Abdullah GÜL’e cumhurbaşkanlığını verdi bile.

Sonra…

Tanıdığım Abdullah GÜL’ün ülkesi hakkında “Kötü” şeyler düşüneceğini aklımın köşesinden bile geçirmem.

Siyaseten “Hata” yapıyorsa, yaptıysa, peki o zaman “Muhalefet” denilen mekanizma niye çalışmıyor?

Kendi kendimizi, ülkemizde uzaydan gelmiş yaratıklar gibi görmenin bir anlamı ne yazık ki yok… Seçim sonuçları da bunu gösteriyor. Biz yanlış bulsak da, ülkenin gerçekleri de bunlar…

Düşünebiliyor musunuz?...

Kendini “Sosyal demokrat” diye yıllardır bize yutturan Zülfü LİVANELİ vekilimiz, bir eve girerken ayakkabının çıkarılmasını kendine göre “Avam” görüyorsa, bunların “Halkın” içinde olmadıkları belli. Halkın içinde olmayan bir “Sosyal demokrat”ın da iktidara gelemeyeceği de ortada.

Halktan kopuk insanların da “Çankaya köşkü, Atatürk’ün düşüncelerine yakışır birinin oraya oturması gerekir” söylemleri de ne yazık ki “Kabul görmeyen” yaklaşımlar olmaya devam edecektir.

22 Temmuz 2007 Pazar günü “Cumhuriyet” oylandıysa, şimdi cumhuriyet “Ret” mi edildi?

Çevremize “Gözlerimizi açarak” bakmaya çalışmamız gerekiyor anlaşılan. At gözlüğü bu güne kadar bir işe yaramadı, bu günden sonra da bir işe yaramayacağı ortada.

Halka ne kadar inersen, halk da seni o kadar kucaklıyor…

Sosyal demokratlara duyurulur.

Ve de Abdullah GÜL’ün başlangıçta yazdığım görüşlerim dışında da Cumhurbaşkanlığını pekâlâ yapacağından kuşkum yok.

Şimdiden hayırlı olsun…

26 TEMMUZ 2007

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Ağbi herşey hayırlı olmasını dilemekten başka bir şey gelmez elden..esas olan vatan gerisi teferuat gibi geliyor bana...kendine iyi bak saygılarımla ...

Mehmet EREN 
 28.07.2007 14:10
Cevap :
Sayın Eren... Böylelikle birbirimizi anca "Teselli" edebiliriz diyorsun yani... Sevgilerle... İBRAHİM PEKBAY  28.07.2007 15:07
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 1104
Toplam yorum
: 2655
Toplam mesaj
: 212
Ort. okunma sayısı
: 890
Kayıt tarihi
: 28.01.07
 
 

Emekliyim ama “Tekaüt” değilim. 1961 yılından beri değişik “Anadolu” gazetelerinde yazdım. 1984-8..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster