Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

24 Ocak '10

 
Kategori
Siyaset
Okunma Sayısı
763
 

Abdullatif Şener'in anlattıkları...

Abdullatif Şener'in anlattıkları...
 

Eski Başbakan yrd ve Türkiye partisi Genel Başkanı


Bugün Ruhat Mengi'nin "Her açıdan"programında Türkiye Partisi Genel Başkanı Abdullatif Şener, ile Hürriyet gazetesinden Cüneyt Ülsever, Milliyet Gazetesinden Mehmet Tezkan, Vatan Gazetesinden de Can Ataklı vardı.

Eski Başbakan yardımcısı "2007 seçimlerinden bugüne kadar mevcut iktidarın ve Başbakan'ın şunu yaptık ve iyi yaptık diyeceği hiç bir şey yok" diye söze başladı. Türkiye'nin en büyük sorununun güvenlik sorunu olduğunu, Adalet bakanının şu an cezaevlerinde 75 bin yatağa karşılık 125 bin mahkum olduğunu ve 750 bin kişinin de arananlar listesinde olduğununa dair sözlerini hatırlattı.

Abdüllatif Şener'e neden oy verelim? Türkiye partisinin misyonu nedir? sorularına verdiği cevaplar işe şöyle:

Eski siyasi partiler, kavramlar üzerinden toplumu ayrıştırarak soğuk savaş dönemi siyaseti uygulamaktadırlar. Ak parti ülkeyi başka bir tarafa, diğer partiler ise başka bir tarafa çekiyor. Küresel kavramların ortaya çıktığı bir ortamda, ülkede birliğin sağlanarak bu rekabete ortak olmak gerekir. Biz Demokratik merkez partisiyiz. Eski siyaset tarzında sorunları çözmeye önem verilmez. Rant ve kaynak dağıtmak esas alınır. Özünde eleştiri olan, halkı ayrıştırmayan yeni siyaset tarzını inşa edeceğiz. Rant kavgası küresel rekabette ülkeyi çökertir. İhaleler kimlere veriliyor? Bunlar şeffaf mı? Bürokratik makamların yetenekli ve layık olanlara dağıtıldığını kimse söyleyemez. Başarıya ve liyakata prim verilmedikçe hedeflere ulaşılamaz. Milletvekili dokunulmazlığının kalkması gerekir. Sonsuz yetkileri olan fakat sorumlulukları olmayan bir sistem var. Sorumsuz yetkililer dönemi bitecektir.

Mehmet Tezkan balyoz harekatıyla ilgili olarak şöyle bir soru yöneltti:

2003 de siz Başbakan Yardımcısıyken size darbe ihbarları geliyor muydu?

2002 Kasım'ıyla 2003 Martı arasında hazırlanmış bir balyoz harekatını ben de yeni duydum. Başbakan Gül'dü. Erdoğan yasaklı ve meclis dışındaydı. Bu arada ABD 'nin Irak harekatına hazırlandığı ve tezkerenin oylandığı dönemde birilerinin kafasında Ak Parti iktidarını yok etme çabası olamazdı. Erdoğan'ın geçmesini istediği tezkere eğer meclisten geçseydi şu anda Ak Parti yoktu. Çünkü Irak'tan gelen cenazelere kamuoyu tepki duyacak ve Ak Parti bir sonraki dönemde iktidara gelemeyecekti. Bir savaş durumunda ise en güçlü kurum ordu olacağından o zaman da bir darbe söz konusu olamayacaktı. Ayrıca bir darbe planı olsaydı Erdoğan'ın meclise girmesine engel olunurdu. Ben Başbakan yardımcısı olarak böyle bir durum hissetmedim. Öyle bir durumdan Arınç'ın haberi olsaydı beni zaten haberdar ederdi.

Siz önce Refah sonra Fazilet ve en sonunda da Ak Parti'de siyaset yaptınız. Bu partilerin bir tabanı ve bir menfaat grubu vardı. Türkiye partisinin tabanı veya menfaat grubu nedir? Seçimler ne zaman yapılabilir? Seçimlerde yeterli oy alacak kadar güçlü müsünüz?

Seçimlerin 2011 de yapılma ihtimali daha fazla. Ekonomik koşullar iyi değil. İnsanların iktidara bakış tarzı uygun bir pozisyon yansıtmıyor. Seçimleri ertelediği takdirde de avantajlı duruma düşecek gibi geliyor. Zayıf bir ihtimal de 2010 sonbaharında olabilir. Biz gereken örgütlenmeyi yaptık. Yeni siyaset anlayışıyla yola çıktık. Şu sıralarda kendimizi anlatmaya çalışıyoruz. Yapılacak ilk seçimlerde iddialı olacağız.

Başbakan, eski yardımcısı Şener'i dinletti mi? Bu konuda siz başbakan tarafından dinletildiğinizi söylemiştiniz.Bu konuda neler diyeceksiniz?

Türkiye İletişim Kurumu doğrudan Başbakan'a bağlı olarak bir kurum olarak kurulmuştur. Atamayı Başbakan yaptığı gibi denetimi de kendisi yönetiyor. Bu kurum yasal dinleme yetkisine sahip olan, Emniyet, Mit, Jandarma üzerinde bir kurum. Herhangi bir ülkede bir siyasi iktidar meclis çoğunluğuna güvenerek böyle bir kurum oluşturursa insanlar sokağa dökülür.

Peki neden Başbakan Yardımcısı iken buna itiraz etmediniz?

Böyle bir yasanın geçtiğini ben 2007 de farkettim. Bu kanun, polis selahiyetleri kanununun değiştirilmesi sırasında araya sokulmuştur. İşe kimlerin alındığını da biz bilmiyorduk. Benim, diğer bakan arkadaşlarım ve milletvekillerinin işe alınması için o kuruma gönderdiğimiz kişiler işe alınmıyordu. Bize bu kurumun üç ayrı kurum arasında koordinasyon görevi yaptığı söylenmişti.

Zaten bir yasa çıkarılırken, o yasanın içeriğini ancak komisyondaki milletvekilleri bilir. Diğer milletvekilleri seçmen işleriyle uğraştıkları için bu kanunların içeriğiyle uğraşmazlar.Grup başkanları da oy eğilimlerini belirlerler.

Türkiye İletişim Kurumunun başkanını başbakan seçer. Başkan da Başbakanın onaylayacağı şekilde mutemet ve muteber insanlardan bir kadro kurar. Böyle bir yapıda herkesi dinleyebilirsiniz. Dinlemelerin yargı kararına göre yapıldığına inanan var mı bu ülkede? Sincan Ağır ceza mahkemesinin de burada yasa dışı dinlemeler olduğuna dair kararı var. Anayasa mahkemesi atamaların ve denetimin Başbakan tarafından yapılmasını iptal etmesine rağmen aynı başkan şu an görevdedir.

Hükümet yolsuzluklarla mücadeleyi ilk günkü gibi sürdürebiliyor mu? sorusuna 2006 da sürdürülüyor derken şimdi de aynı görüşte misiniz?

Hükümet ilk kurulduğunda yolsuzluklarla mücadele planı diye bir eylemi vardı. O çerçeve içersinde konuşmuştum. Şu anda kamu kaynaklarının iyi bir şekilde kullanıldığına emin değilim. Türkiye'nin her tarafında yolsuzluklar olduğu konuşulmaktadır. Bu yolsuzluklar Meclis'te milletvekilleri arasında konuşulduğu gibi, kahvehanelerde de vatandaşlar arasında konuşulmaktadır.

Anayasa'nın değiştirilmesi hakkındaki görüşleriniz nelerdir?

Hükümetin gündeminde bir anayasa değişikliği var ve hükümet bunu referandumsuz gerçekleştiremez. İktidar partisinin oyu 367 yi bulamadığı için 330 oyla bunu referandumla değiştirmeyi düşünüyor. Bunun için 120 günlük bekleme süresini 45 güne çekmek istediler ama YSK u bu süreyi 60 güne indirdi. Şu aşamada açılımla ilgili bir anayasa değişikliği olacağını düşünmüyorum. Yargıyla ilgili bir anayasa değişikliği gündemde olabilir. Sivil bir Anayasaya ihtiyaç olduğunu düşünüyorum. Ama bu bütün partilerin uzlaşmasıyla olmalıdır. Bu değişikliklerin sivil toplum örgütlerinde de tartışılması gerekir. Yasa yapar gibi Anayasa değişikliği olmaz.

Ekonomik konular hakkında ne düşünüyor sunuz?

Başbakan'ın çiftçiyi ve işçiyi azarlaması sonucu bütün kamu görevlileri de Başbakan'ın yolundan gidiyor. Örneğin Tekel 1,7 milyar dolara yabancılaştırılmış ve yerli tütün olayı bitmiştir. Yanlış özelleştirmenin sonucu bu işçiler işsiz kalmıştır. Şu anda ülkemizde Virginia tütünü kullanılmaktadır. Maaşları üçte bir oranında düşürülen işçiler bu yüzden eylem yapmaktadırlar. Türkiye pamuğu Yunanistan'dan almaktadır. İç piyasada para kazanan hizmet sektörleri gün geçtikçe yabancılaşıyor. Borsa yabancılara % 100 e yakın kazanç sagladı. Bu ülkedeki işsizlerin umudu tükeniyor. Türkiye'ye giren yabancı sermaye kazanıyor. Dış ekonomileri kazandıran bir politika uygulanıyor. Aktiflerinin yüzde yarımı Türkiye'de olan bir banka karının % 42 sini Türkiye'den kazanıyor. Her gün ortaya çıkan suikast, darbe, gibi haberler bunların görülmesini engelliyor. Hükümet ekonomiyle değil, spekülasyonlarla uğraşıyor. Türkiye'de sivil toplum ve basın baskı altında ve zor durumda. Demokratik bir ülkede normalleşmenin yolu seçimdir.

Abdüllatif Şener'in gündemdeki siyasi görüşleri bu şekilde. Ancak satır aralarında anlattıkları bazı noktalar dikkatimi çekti.

Bakanlar ve milletvekilleri iş bulma kurumu gibi çalışıyorlar.Yakınlarını istedikleri işe yerleştirebiliyorlar.

İkincisi Mecliste çıkarılan yasaların içeriğinden Milletvekillerinin çoğunun haberi yok. Ancak komisyonda görevli milletvekilleri konuya vakıflar. Diğer milletvekilleri seçmenleriyle yakın temasta çalışarak bir sonraki seçimlerde gerek kendilerinin gerekse partilerinin yerini sağlamlaştırmaya çalışıyorlar. Meclis oturumlarında ise sadece parmak kaldırıp, indirerek yasaların çıkmasında katkıları bulunuyor.

Zaten bunları biliyorduk. Değil mi?

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Sayın Şener onurlu ve dürüst bir insan; iyi bir devlet adamı olabilir. Ne yazık ki tavırları ve konuşmaları bir bürokratı veya bir akademisyeni andırdığı için iyi bir lider olamaz bence! O yumuşak ses tonu ve efendi duruşu ile, onu takip edecek acaba kaç kişi bulabilir bu ülkede?! Danimarka veya İsveç'e uygun biri gibi görünüyor televizyonlarda... *** Bu fikirlerle AKP içinde kalıp bir Truva Atı görevi üstlenmesi belki daha hayırlı olurdu kendisi için; ama o da dürüst birinin başvuracağı yöntem değil elbet! *** Bilemiyorum ki, bence Numan Kurtuluş'la birleştirmeli gücünü... Esin verdiniz. Selamla, saygıyla... MS

Mehmet Sağlam 
 27.01.2010 23:43
Cevap :
Dediğiniz gibi kendisi akademisyeni andırıyor. Zaten siyasete ara verdiği dönemde de üniversitede öğretim üyesi olarak görev yapıyordu. Aslında çok dürüst kişilerin siyasette başarılı olmaları zordur.
Hatırlarsınız 1977 genel seçimleri sonrasında % 41,38 oy alıp 213 milletvekili çıkaran Ecevit iktidar olmak için 13 tane dürüst milletvekili arıyorum demişti. Ancak 1978 yılında AP den transfer edip bakan yaptığı milletvekillerinden 2 tanesi daha sonra yüce divanda mahkum olmuştu. Ne yazık ki ülkemizde siyaset böyle yürüyor. Saygı ve selamlarımla.  28.01.2010 0:13
 

Halkımız da bilinçlenmiştir. Boşa gideceğini bile bile, henüz tabanı teşekkül etmemiş yeni bir partiye oyunu vermez. Koalisyonlardan memnun kalmayan halk, yine tek parti iktidarı isteyecektir diye düşünüyorum. Selamlarımla...Gül Alkan.

Yurdagül Alkan 
 26.01.2010 15:52
Cevap :
Haklısınız Gül hanım, Bu nedenle ben de gerek Abdullatif Şener'in gerek Mustafa Sarıgül'ün yeterli oy alabileceğini tahmin etmiyorum. Türkiye'yi bir Şişli ilçesi gibi görmek ise çok yanlış bir düşünce. Saygı ve selamlarımla...  27.01.2010 12:34
 

Türkiye Partisinin kurulması iyidir bence :) Akp'nin içindeki sessiz muhaliflerden o partiye çekilmesi iyi olur. :) Ne dersiniz?

Emine Supçin 
 25.01.2010 22:30
Cevap :
Şu anda gördüğüm kadarıyla Abdullatif Şener'in partisini tanıtma yönünde dikkati çeken bir çalışması yok. Seçime doğru kamuoyu yoklamalarına bakmak gerek. AKP de tekrar milletvekili olma şansı bulamayacak kişilerin bu partiye katılması olasılık içersindedir. Diğerleri ise koltukla idealleri arasında bir tercih yapmak durumunda kalacaklardır. Önümüzdeki 1,5 yılda rüzgar ne yöne esecek. Hep beraber göreceğiz. Saygı ve selamlarımla.  25.01.2010 23:59
 

Merkez de olan sağlam duruşlu bir partiye ve solda kitlesel bir partiye ihtiyaç hep var... Benim de izlediğim Abdüllatif Şener, deneyimli ve temiz bir siyaset insanı olarak, bu ülkede iyi şeyler yapabilecek değerlerden...Numan Kurtulmuş da, kadrosu bir yana, değer olarak öyle!... Yolları açık olsun...

zeki etferat 
 24.01.2010 22:36
Cevap :
Ne yazık ki tek başına temiz bir siyaset insanı olmak, meclise girmek için yeterli olmuyor. Yeni kurulan bir parti olarak işleri çok daha zor. Bunun için yıllara yayılan bir taban örgütlenmesi gerekiyor. Partinin kadro yapısı da önemli. Bu yüzden başka bir partinin devamı olmayan yeni kurulan partilerin ilk genel seçimlerde başarılı olacağını sanmıyorum. Saygılar....  25.01.2010 11:39
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 975
Toplam yorum
: 7880
Toplam mesaj
: 126
Ort. okunma sayısı
: 3288
Kayıt tarihi
: 16.01.07
 
 

2017 Basın özgürlük endeksine göre 180 ülkeden 155. sırada olan ülkemizde yemek tarifleri  ve tel..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster