Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

07 Şubat '08

 
Kategori
Eğitim
Okunma Sayısı
3807
 

Abdurrahman Paşa lisesi anıları

Abdurrahman Paşa lisesi anıları
 

Abdurrahman Paşa Lisemiz, 80. yıllarına bizlerin öğrenciliği zamanında girmiştir. Okulumuzla ilgili pek çok anılarımız vardır. Ben bu anılarımdan bazılarını anlatacağım.

Hepimizin sevdiği, o zaman çok yaşlı olan değerli öğretmenimiz rahmetli Apostofol vardı. Sabri Bey öğretmenimize o adı niçin tattıklarını o zaman biliyordum ama şu an anımsayamıyorum. Kendisi Coğrafya öğretmeni idi. Coğrafya bilgisi gerçekten fazla idi. Kitabi bilgilerden yanında, gezip gördüğü yerleri sırası geldiğinde anlatır, bizleri daha çok bilgilendirirdi. Bu derste öğretmenimizin sayesinde benim çok ilgimi çekmişti. Öğretmenimizin çok ilginç bir özelliği vardı. Derse katılan, dersi ilgi ile dinleyen öğrencilere daha toleranslı davranır ve ona göre not verirdi. Ders anlatırken örneğin, ” Orman” diyecek, dudaklarını o şeklinde yuvarlatır hemen söylemezdi. Bir süre uzağa doğru bakardı. Eğer öğrenci önceden konuya çalışmış ise o yuvarlağın “Orman” olduğunu anlardı. Eğer parmak kaldırıp da “orman” dersen, Hemen o sözcüğü söyler ve söyleyen kişiye “Aferin oğlum (yada kızım) diyerek onurlandırır ve bazen de 10 notunu esirgemezdi. Ben öğretmenimizden birkaç kere on aldım. Bir keresinde de bir yazılım noksandı. Diğer arkadaşlarla beraber yazılıya almadı ve on vermişti.

Bir gün konumuz Marmara Bölgesi. Yüzey şekilleri, ekonomik durumu hakkında bilgi veriyor. Ben de can kulağı ile öğretmenimizi dinliyorum. Bu arada da konuşmaları sırasında ben tasdik ediyorum onun söylediklerini. Uludağ’ı, özelliklerini, Bursa’nın, bu dağın eteklerine yerleştiğini, güzelliğini, kestane ve şeftalisini anlatıyor. Bence uygun olduğu zamanlarda konuşmasını tasdik ediyordum. Gözü de hep bende idi. Tam bu sırada hiç beklemediğim bir soru ile karşılaştım. –“ Oğlum” dedi, biraz durakladı. Devamla “ Bursa’ya gittin mi ?” Hiç beklemediğim bu soru karşısında hemen “Gittim Hocam” dedim. Halbuki o yaşıma kadar gittiğim yerler Tosya, Kastamonu ve de ortaokulda okurken Erol Dikeç Hocamızın o zaman müdürlüğünü yaptığı Ilgaz ortaokuluna, okulca ziyarete gitmiştik. Sabri öğretmenimiz yine anlatıma devam ediyor, bana soru sormadan hep anlatıyordu. Bu sırada benim Bursa’ya gitmediğimi bilen arkadaşlarımın gözlerinin üzerimde olduğunu hissettim. Bozuntuya vermedim ama düştüğüm sıkıntı beni epey zor durumda bıraktı.

Adını yazmayım, çok yaşlı bir öğretmenimiz vardı, rahmetli oldu. Çok güzel tarih anlatırdı. Kendisini anlatıma kaptırırdı. Yazılılarda bazı öğrencilerin notları hep aynı gelirdi. İyi yazsın, kötü yazsın fark etmezdi. Bizden büyük ağabeylerimizin söylediklerine göre, ödevleri hiç okumaz, o şekilde not verirmiş.

Nereden içime düştü bilmem bize bir ödev verdi. Ben ödevi yazmaya başlarken bir paragraf konu ile ilgili giriş yaptım. Gelişme bölümüne başladım BJK- FB maçını anlatmaya. Epey bir şeyler yazdıktan sonra BJK’yi 2-0 galip ayırdım. Golleri de O zaman popüler olan Sanlı ve rahmetli Yusuf atmıştı. Sonuç bölümünü de yine konu ile devam edip kapatmıştım.

Ertesi gününü ödevleri topladılar. Ben o şekilde verdim. Aradan biraz zaman geçti. Beni bir korku aldı. Öğretmenimiz ya ödevleri okursa! diye. Disipline verilirim, okuldan uzaklaştırılırım. Babam beni döver, köye almaz, daha neler neler aklımdan geçiyor. Böyle düşüncelerle zaman geçerken belki bir ay sonra Tarih ödevleri dağıtılıyor diye ses duydum. Koşarak oraya gittim. Heyecanım dorukta, kalp takır tukur. Sıra benim kağıdıma geldi. Kağıdı aldım. Üzerinde kırmızı kalem ile 8 (sekiz) yazılı idi. O zaman dünyalar benim oldu. Tüm korkularım sona erdi.

Öğretmenliğim zamanında tüm arkadaşlarıma bu olayı anlattım. “Okumayacağınız ödevi öğrencilere vermeyin, verirseniz mutlaka okuyun” diye. Bilmem tuttular, bilmem tutmadılar.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Mustafa Abi, çocukken Hababam Sınıfı kitabını okumadan önce, senden ve Hayri Amcam'da dinlemiştim birçok Hababam öyküsünü. Bu da onlara benzer bir gerçek öykü. Zevkle okudum. teşekkürler.

Aydın Tiryaki 
 08.02.2008 0:42
Cevap :
Aydın'cığım, sırası geldiğince bazılarını da yazmaya çalışacağım. Bu olayların birleşmesi Hababam Sınıfı'nı oluşturmuştur. Her öğrencide Hababam Sınıfı'na girecek olaylar vardır. Su yüzüne çıkması dileğiyle.  08.02.2008 10:05
 

Hababam sınıfı ve bu sınıfın bir ferdi olmak gibi .İnebolu Kız Meselek Lisesinde okudum ama kızların hababam sınıfıydık .Bende Edebiyat yazılısında sevgi üzerine kompozisyon yazılması son sorumuzdu ve ben başımdan geçen gerçek bir tozpembe sevgiyi yazdım ve en beğenilen o olmuştu hiç dermiyim o yazıda anlatılan kız benim erkekte sevgilim diye :):) Hey gidi okul yıllarım :(

binnaz delen atılkan 
 07.02.2008 22:32
Cevap :
Feraye Hanım, yaşayıpda anılarımıza sakladığımız çok tatlı olaylar var. Yazabilsek ödüller alır. O duygularla yaşamak güzel şey. Sevgiler.  08.02.2008 10:01
 

yazını okuduyunca bir an gözlerimin önüne televizyonda haberlerde seyrettiğimiz yada yuotubede öğrencilerin yaptıklarını görüntüledikleri kareler geldi... Eskiden herşey daha güzelmiş mustafa abi..

seval çetinkaya 
 07.02.2008 17:38
Cevap :
Hepimizin başından ilginç olaylar geçmiştir. Onları anımsamak gerçekten güzel. Sevgilerimle  07.02.2008 20:45
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 21
Toplam yorum
: 26
Toplam mesaj
: 1
Ort. okunma sayısı
: 1143
Kayıt tarihi
: 06.12.06
 
 

31 Ocak 1948 doğumluyum. Babamın adı Osman, annem Şerife'dir. İlkokulu Kayaönü (Aspıras), ortaokulu ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster