Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

23 Mayıs '07

 
Kategori
Aile
Okunma Sayısı
670
 

Ablalarım ve anılarımız

Ablalarım ve anılarımız
 

İnternet istediğimiz her an merak ettiğimiz en olmadık bilgiyi bulabildiğimiz, görsel ve düşünsel olarak oldukça zengin bir ortam. Bazı bakış açılarına göre anti sosyal kişiliğe neden oluyor diye düşünülse de benim için her zaman vazgeçilmez bir yer. Yıllar önce ablalarımdan birine oyalanırsın, iyi bir arkadaşın olur diye tanıttığım internet ortamına, şimdi iki ablamda çok alıştılar. Benden önce ikisi de blog sahibi oldular, önce başka bir blog ortamında buluştuk üçümüz, şimdi de burada yine birlikteyiz.

Her ikisinin yazdıklarını toplasam ailemizi anlatan bir kitap yazılacak neredeyse:) En çok da onların çocukluk dönemlerimize ait anlattıklarını okumak hoşuma gidiyor. Her ikisi de yakın yaşlarda olup ben onlardan daha küçük olduğum için benim bilmediğim anıları anlatabiliyorlar.

En son çocukluğumuz da gittiğimiz Niğde’nin tepe bağlarını anlatmış ablam, bizim için özel tatil günlerini. Ağaçların hışırtıları altında yediğimiz yemekleri, kanallarda akan sularda koşuşturmalarımızı ve annemizin teyzesinin yaptığı sütlü kahveleri anlatmış.

Niğde de sadece annemizin teyzesi yoktu, dayım da görev gereği ailesi ile birlikte oradaydı. Tatile gittiğimizde hem teyzemizi hem de dayımızı ziyaret ederdik. Bir gün yine rahmetli annemle teyzemize gitmiştik, onlardan ayrılıp dayımlara gitmek durumundaydık. Eskiden şimdiki gibi taksi veya dolmuş gibi ulaşım araçları kullanılmıyordu ki . Annemle uzun bir yol olduğu için yürüyerek gitmek yerine komşunun at arabası ile gitmeyi tercih etmiştik. Kaç yaşındaydım o zaman hatırlamıyorum, ama 7-8 yaşlarında olmalıyım. Dayımlar lojmanlarda oturuyordu, onların evlerine yaklaştığımızda annemi uyarmıştım, bir gören olur bizi ayıplarlar inelim diye. Kadıncağız beni kıramayıp inmişti. Çocukluk hali işte, şimdi olsa hiç utanmam, hatta bağdaş kurar otururum, fotoğraf bile çektiririm.

Küçük kadınlar kitabını okuyanlar hatırlayacaktır, özel bir kutlama için sepetine doldurduğu yiyecekleri, zengin erkek arkadaşının arabasına binince, yoksulluğundan utanıp arabada bırakır. Bu kızın hikayesi ve kendi anımı düşününce gülümserim hep, keşke yine gitsem o bağlara yine binsem at arabasına ve dolaşsam mutlu mutlu..

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Nostalji güzeldir, bağlara at arabasıyla gidip kirlenmek de... Ben de bağdaki puslu sıcak üzümün ağızda tatlı şerbet tadı bırakan tütsülü aromasını unutamam! Selamla... MS

Mehmet Sağlam 
 26.06.2007 21:09
 

itiraf etmek gerekirse yaşam sanki oralarda. doğallık, içtenlik , tabiatın kokusu hatta çimin kokusu, unuttuk şimdi yavaş yavaş diimi ..sevgilerle

erol aslan 
 24.05.2007 0:36
 

:)))) ikimizde aynı anda yazılarımızı yazıyormuşuz.:)) başlığını görünce nedense bir sıcaklık duydumdu.. yanılmamışım:) sevgilerrr

Halide 
 23.05.2007 23:58
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 196
Toplam yorum
: 1020
Toplam mesaj
: 110
Ort. okunma sayısı
: 6276
Kayıt tarihi
: 30.03.07
 
 

Uzman doktorum, kendimi bildim bileli çalışıyorum. Kendi adıma  yaşamdan beklentim, huzurlu ve ko..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster