Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

26 Kasım '10

 
Kategori
Gündelik Yaşam
Okunma Sayısı
838
 

Acele işe kim karışır?

Acele işe kim karışır?
 

internetten tırtıkladım.


“Acele işe kim karışır?”

Kime sorarsanız sorun, alacağınız cevap aynıdır.

“Acele işe şeytan karışır.”

Hiç kimse acele etmekten kaynaklanan hatayı kabullenmez. Suçu atıverir şeytanın üstüne.

Şeytan ne yaparsa yapsın.

Birisi eline iğne batsa, acıyla bağırır.

“Hay aksi şeytan!”

Aslında, hatalardan yanlışlardan kurtulmanın bir bahanesidir bu.

Bir çeşit çocukluktur.

Eğer bu şeytan işini, bir iftiraya dönüştürmezseniz, sorun yok.

Çocuklarda yaptıkları hatalara bahaneler uydururlar. Şeytanı tanımadıklarından, şeytanlıklarının farkında değillerdir.

Yaramazlıklarının içine, hiç alâkası olmayan arkadaşlarını da katıverirler.

Buda bir çeşit şeytanlıktır.

Ağır ya da hafif suçları şeytana yüklemekte bizim üstümüze yoktur.

*

Kızdığımız bir insana hiddetle;

“Şeytan görsün yüzünü” diye bağırız.

Her gün de bağırdığımız kişinin yüzüne bakarız.

*

Kimisi de şöyle söylenebilir birilerine;

“Yine ne şeytanlıklar düşünüyorsun bakalım?”

Cevap alabilir mi?

Asla.

*

Bazı insanlar vardır ki şeytandan daha beterdir.

Onlar için derler ki;

“Haaaa O mu? Vallahi sakın bulaşma. O şeytana pabucunu ters giydirir.”

“Şeytanın arka bacağı, ” diyenlerde olabilir.

Bu ters giydirme işini önemsemek lazım.

*

Kimisi de öyle bir plan yapar ki, en zeki insan bile şaşkınlıkla söylenir.

“Vay be! Bu şeytanın aklına bile gelmez”

Şeytanın aklına gelmezde, insanların aklına gelir.

o zaman, esas şeytanın kim olduğu da meydana çıkar.

Kısacası; ”Şeytana şapkayı ters giydireni siz bulun.”

*

Bizim çocukluğumuzda şeytanların “küllüklerde” yattığı söylenirdi.

Şimdi şeytan, her yerde yatıyor.

Küllükler boş kaldı.

*

Köyün birinde öğretmenim.(Yirmi yıl köylerde çalıştım.)

Bir soğuk gecede eve geldim. Çocuklar üşümesin diye, sobayı yakmam lazım.

Odun buldum, çıra yok. Hızlı hareket ediyorum. Yani acele ediyorum.

Evin giriş kapısının yan tarafında, bir çıra kütüğü dayalı bekliyor. Baltayı aldım. Havaya kaldırdım. Öyle kuvvetli vurmalıyım ki, bir vuruşta iyi bir parça koparmalıyım. Aceleden düşündüğüm gibi yaptım. Baltayı kütüğe salladım. Balta hiç yere doğru inmedi. Hiç anlayamadım. Baltanın gübüsü (sırtı) sapı ile karışık anlıma öyle bir çarptı ki sormayın. Dişlerim yerinden oynadı. Gözümün önünde “pıt pıt, çıt çıt” yıldızlar yandı söndü. Sendeledim. Beynim çılık yumurta gibi oynadı.

Elimi anlıma götürdüm. Anlım parçalanmış, kan akmakta.

Bu balta nasıl vurdu benim başıma?

Gece göremedim. Meğerse çamaşır ipi geriliymiş. Balta ipten geri tepmiş. Gitti benim şılak kel kafam. Attım baltayı, gittim anlıma dikiş attırdım. Sabah baltanın üstünde alnımın derisini gördüm.

Acele iş yapmaya kalktık. İşi berbat ettik.

Suç kimin?

Şeytanın mı?

*

Kadının birisi inek sağıyormuş tarlada. Buzağı da bir kazığa bağlıymış, durmadan anasına doğru hücum ediyormuş.

Şeytan buzağıya acımış, azıcık buzağının boynundaki ipi gevşetmiş. Buzağı debelenirken ipten kurtulmuş. Hızlı bir şekilde anasının memelerine saldırmış. O sırada, kadının elindeki süt bakracı devrilmiş, süt dökülmüş. Kadın kızmış bu duruma. Buzağının kafasına, bakracı bir patlatmış. Buzağı ölmüş. İnek durur mu? Yavrumu öldürdü diye, kadına iki boynuz atmış. Kadın mevta olmuş. O sırada kadının kayınpederi ineğin yaptıklarını görmüş. İneğe bir kurşun çekmiş. İnek yıkılmış. O sırada kadının kocası gelmiş. Bakmış karısı kanlar içinde yerde yatmakta, babasının elinde de bir tüfek. “Babam karımı öldürmüş” diye düşünerek, çekmiş tabancayı, öldürmüş babasını. Gitmiş karısının yanına. Yanlışlığı anlamış. Son kurşunu da kendisine sıkmış. Tarlada bir tek canlı kalmamış.

Şeytan, bakmış bakmış.

“Ulen buzağının ipini bir gevşettik. Bütün suç yine bizim oldu” demiş.

Biz insanlar acele etmekten hatalar yapıyoruz.

Düşünmeden hareketler geliştirip, uyguluyoruz.

Sonrada;

“Şeytana uyduk” deyip kendimizi teselli etmeye çalışıyoruz.

Pişman oluyoruz.

*

“Sakın ola ki, benim için şeytanın avukatlığını yapıyor” diyerek şeytanlık yapmayın.

Orada burada şeytanda aramayın.

“Şeytan insanın içinde.”

Sakın uymayın.

Sakın şeytanı uyandırmayın.

“Güzellikleri iyilikleri” yaşayın.

Güler yüzlü olun.

Şeytan çeker gider sizden.

*

Kısacası;

“Acele işe şeytan filan karışmıyor”

Biz insanlar karışıyoruz.

Yine bir atasözü ile bağlayalım bu işi.

“Sabreden derviş, muradına ermiş”

Acele etmeyin.

Sakin olun.

Sakin…

Hepsi bu kadar.

Ahmet YILMAZ bu blog'u önerdi.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Yıllar geçmiş olsa da, o kaza için "geçmiş olsun" diyorum. Acelecilik, beraberinde beklenmedik yanlışlıklara sebep oluyor, Sakin olup, sükûnet içinde hareket etmenin faydalarını görmeye başladım. Bu dünyada şeytan, insanın ta kendisidir, çünkü iyilik de, kötülük de insanın düşünce yapısının ürünüdür. Selamlarımla...

Yurdagül Alkan 
 27.11.2010 10:34
Cevap :
Bu bilince eriştiğimizde şeytan diye bir şey kalayacak. Selamlarımla iyi günler dilerim.  27.11.2010 16:24
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
 
Toplam blog
: 420
Toplam yorum
: 596
Toplam mesaj
: 69
Ort. okunma sayısı
: 1617
Kayıt tarihi
: 19.12.08
 
 

1957 Çanakkale/Yenice doğumluyum. Öykü ,deneme, şiir yazarım. Yazdığım bir çok şiirin bestesini d..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster