Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

09 Temmuz '08

 
Kategori
Kitap
Okunma Sayısı
1306
 

Acı Çay

Acı Çay
 

Türkçesi: Ülkü Öztürk (Zelin Artuğ)



Haziran 2008. Son çevirim Acı Çay, Kalkedon Yayınlarından çıktı. Kitabın Faslı yazarı Moha SOUAG, 1991'de RFI (Uluslararası Fransız Radyosu) tarafından verilen “Fransız dilinde yazılan en iyi öykü ödülünün ve 1998'de verilen Atlas Öykü ödülünün sahibi.

Kitap gerçekten de özene bezene hazırlanmış. Kalkedon emekçilerinin ellerine sağlık.

Sırada İblis adlı kitabı var Moha Souag’ın. Şimdilik görücüye çıkmaya hazırlanıyor. Belki sonbahara… Mevsimler de değişti dünyanın diğer örtüleri gibi. İlkbahar, yaz, sonbahar, kış, hepsi birbirine karıştı. Belki yaz güneşinin son ışıkları altında okuyacağız İblis‘i, belki de güz yağmurlarının camlarını dövdüğü bir otobüsün koltuğunda. İşin o kısmı benim alanıma girmiyor. Asıl söyleyeceğim şu: Ben, kitabı türkçeleştirirken okudum (!) Çok güzeldi.

Moha Souag, yapıtlarında söz kalabalığına kaçmadan, doğru sözcüğü seçerek, dünü ve bugünü yoklayıp elden geçiriyor. Geçmişte yapılan yanlışlarla ve insanî olmayan tutumlarla hesaplaşmaya bırakıyor okuru. Acı Çay‘da ele aldığı konu, yaşamın çeşitli evrelerinde hepimizin karşılaşabileceği türden, son derecede sıradan sahneleri barındırıyor içinde. Romanın kişileriyse sanki sokakta, markette, belediye otobüslerinde, hastanede, parklarda, aklımıza gelen her yerde karşılaşabileceğimiz türden insanlar. Neredeyse içlerinden bazılarını tanıdığımızı bile söyleyebiliriz. Ama Souag’ın kaleminde, herbiri, okur olarak yeniden kavramaya, tanımaya kalkıştığımız, sayelerinde, dünyaya değişik açılardan bakma gereği duyduğumuz varlıklara dönüşüyor.

Bireyler arası çatışmaları “kültür farkı”, “kuşak farkı” gibi söylemlerle ifade etmek ve işin içinden böylece çıkmak doğru mu acaba, diye kendimizi sorgulamaya başlıyoruz. Aynalar mı kırık da böyle binbir surat gibi görünüyor insanlar, yoksa suratlar mı çarpık? Ya da hiçbiri değilse, çarpık olan ne? Bu sorular yanıt bekliyor. Okudukça sis bulutları kalkıyor, ortalık aydınlanıyor.

Kitabı çevirme aşamasında, yeğenim Gökhan sürekli yanı başımdaydı. Çalışma odalarımız ortak. Birbirimize sırtımız dönük otururuz bilgisayarlarımızın başında. Ama birbirimize laf atmayı da hiç ihmal etmeyiz. Bilgisayarla ilgili bir sorun çıktığında elemanım yanıbaşımda ! Ben onu projelerine gömülmüş sanıyordum hep. Meğerse o, ben Acı Çay'ı çevirirken de yanıbaşımdaymış. Bu konu üzerine bir yorum yazdı kişisel bloğuma. Bu yorumu aktarmak istiyorum:

"Acı Çay, Fransızca’dan Türkçe’ye çevrilmek üzere senin masanın üstüne geldiği zaman, kitabı okuyup bize kısaca anlattıkların kitapta ilginç ve güzel bir konunun işlendiği izlenimini uyandırdı bende. Kitabın dilimize çevrileceği anı sabırsızlıkla bekledim. Kitabı henüz basılmadan okuyan ve yorumlayan ilk üç kişiden biri olmak da ayrı bir mutluluk verdi bana. Çünkü kitabın anlattığı insanlarla, bizim insanlarımızın ne denli benzer özellikler gösterdiğini bildiğim için okurdan gelecek olumlu tepkiler heyecanlandırıyordu beni.

Şimdi kitap çıktı ve ben yine aynı şekilde heyecanlıyım. Çünkü önceden de söylediğim gibi, bu kitap Türkiyeli okura çok hitap ediyor. Kitabın kahramanı Farid, sokaklarda karşılaşmamız çok muhtemel bir insan tipi. Ama kitabın Fas kültürüne ilişkin bir takım farklılıkları da göz önüne sermesi önemli. Adeta uzak diyarlardan esen samyelleri yüzümüze çarpıyor bu kitabı okurken.

Hak edenler, hak ettikleri yerleri mutlaka bulurlar. Bu kitabın da hak ettiği yeri bulacağından hiç kuşkum yok. Herkese müjde ! Okuma dünyamızın ferah bahçelerinde yepyeni bir çiçek açtı."

Acı Çay, herkesin yalnızca kendi çıkarını gözettiği bir toplumdaki yanılsamaların ve ikiyüzlülüğün romanı. Geri kalmışlıkla gericilik arasına sıkışıp kalmış, debelenip duran toplumlarda adaletin çarkına çomak sokan birileri hep oluyor demek ki… Moha Souag, üçüncü dünya ülkelerinde bu hep aynı türküyü çalan sazın bam teline vurmuş Acı Çay romanında.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

Bu blog Editör'den Öneriler alanında yayınlanmıştır

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Bloglara hoşgeldiniz. Biraz geç bir söylem oldu ancak benden kaynaklı. Yaz süresince internetle fazla ilgim olamadı. Bu çevirinizi okuyacağım. Hep düşünürüm çevirinin önemi ve çevirmenlerin dertleri üzerine. Çevirmen yazan kişiden daha ağır bir yükü omuzlayandır. Kimi okur fark etmez bunu kimi de okurken her satırda çevirmenin göz emeğini akıl emeğini düşünür. Kolaylıklar diliyorum. Saygı ve sevgilerimle.

Ezgi Umut 
 08.09.2008 10:51
Cevap :
Merhaba, Ben yazılarınızı iki aydır, fırsat buldukça okuyorum. Zaten blog habercimde siz de kayıtlısınız. Baştan beri, sizde bir farklılık sezinliyordum ama bir türlü adını da koyamıyordum. Beni bir kez daha şaşırttınız. Acı Çay ve İblis, aynı yazarın aynı çevirmen tarafından türkçeleştirilmiş ve aynı yayınevinde, iki ay arayla yayınlanmış iki kitabı. Her ikisi için de tanıtıcı birer blog yazdım. Acı Çay hiç yorum almazken, İblis, 14 yorum aldı.(En çok yorum alan blog köşesini korumakta) Bu çelişkiyi çözemediğim bir sırada Acı Çay için sizden bir yorum geldi:)) Yanılmamışım. Ezgi Umut, farklı ve dikkatli biri. Çevirmenlerin durumunu bu kadar iyi tahlil ettiğinize göre, bir farklılığınızı daha ortaya koydunuz. Teşekkür ederim. Sevgiler, saygılar..  08.09.2008 13:14
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 133
Toplam yorum
: 798
Toplam mesaj
: 2
Ort. okunma sayısı
: 1023
Kayıt tarihi
: 04.07.08
 
 

Yaşam, sorulardan ve yanıtlardan oluşmuş. Her soru, aynı zamanda kendinin yanıtı... Çift yumurta ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster