Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

13 Aralık '08

 
Kategori
Kişisel Gelişim
Okunma Sayısı
518
 

Acı var mı acı?

<ı>Yaşadığımız hayatı ne kadar iyi yaşayabiliyoruz?.. Siz de zaman zaman kendinize sormuşsunuzdur mutlaka…

Sabah kalkar kalkmaz yaptığınız ilk şey nedir mesela?... Sinirli mi uyanırsınız, yoksa gözlerinizi açmak bir tonluk bir kayayı kaldırmak kadar zor mu gelir?... Ya da kafanızı yastığın altına gömerek uyumaya devam etmek mi istersiniz?... Kimi de kolunu bilinçsiz bir şekilde sağa sola sallayarak çalar saati susturmaya çalışır değil mi?... Hele ki gece geç vakitlere kadar uyanık kalındıysa, dünyanın en zor şeyidir sabah erken kalkmak…

Çok sevdiğiniz bir dizi uzamış, geç vakitte bitmiş olabilir, güzel bir filmi geç saatlerde yayınlamış olabilirler, veya bilgisayarın başında oyun oynayarak zamanı geçirmişsinizdir de saatin farkına varmamışsınızdır…

Belki de akşama yediğiniz yemekten sonra dişiniz ağrımaya başlamış ve bütün gece sizi uyutmayacak derecede devam etmiştir… Dünyaya yeni merhaba diyen bebeğiniz gece boyu mızmızlamış da olabilir... Ya da gecenin olmadık yerinde eşinizle tartışmış, tartışmanın da etkisiyle gerilen sinirler uykunuzu paramparça etmiştir…

Kim bilir belki üst kat komşunuz gürültünün dozunu kaçırmıştır, ya da alt komşunun köpeği gece boyu susmak bilmemiştir... Tam yatacakken fark ettiğiniz bozuk bir musluğu tamir etmeye çalışarak uykunuzu satmışsınızdır… Mahallenizdeki sokak ortası düğünü gecenin geç vakitlerine dek devam etmiş, mahalledeki diğer yaşayanlardan habersiz ve duyarsız düğüncüler zılgıtlar eşliğinde halay çekerek gecenize biber olmuşlardır...

Yaklaşan ödeme günü nedeniyle kredi borcunu nasıl ödeyeceğinize kafanız takılmış ve yatakta ödeme senaryoları yazmakla da meşgul olmuş olabilirsiniz… Türlü türlü sebepler olabilir…

İşte bu ahval ve şerait içinde sabahleyin de erken kalkmak zorundasınız... Çünkü işe gideceksiniz… Nasıl kalkacaksınız, nasıl kalktınız, nasıl kalkarsınız…

Homurdana homurdana terliğinizin tekini ararken kafanıza gelen ilk şey ne olur acaba?... Sizi uykusuz bırakan sebeplerden bir tanesi mi, o sebeplere kızgınlığınız mı, gün içerisinde yapmanız gerekenler mi?... Yavaşça banyonun yolunu tutarken uyku ile uyanıklık arası süreçte beyninizi zonklatan bir şey olur mu?... Elbette uykusuzluğun getirdiği zonklamayı saymıyoruz….

Yüzünüzü buz gibi suyla yıkarken ayılma hissinin verdiği bir ferahlık var mı, yoksa dondurucu bir yüz yıkama eylemi mi yaptığınız?... Kerhen yapmak zorunda olduğunuz bir şey midir dişlerinizi fırçalamak, yoksa dişlerinizin aynasında içinizdeki coşkuyu fark ettiğiniz bir tören mi?...

Kendinize az da olsa geldiniz… Belki evden çıkmadan bir kahve ya da çay içeceksiniz... Yanında da kiminiz bir iki bisküvi atıştıracak, kiminiz duman tüttürecek, kimisi de hazır kahvaltı sofrasına kurulacak… Sıcak çaydan yudumlarken size hissettirdiği nedir?... Ya kahvenin tüten dumanına bakarken içinizden geçenler?...

Çatalınızı batırdığınız peynir parçası size sadece beyaz mı görünür?... Bisküvinin kıvrımlarını mı sayarsınız bitirene dek?... Yoksa gözünüz pencereden sokaklara mı takılır birden?… Telaş içinde yürüyen, bir yerlere yetişmeye çalışan insanlar mıdır gördüğünüz?... Korna sesleriyle irkilir misiniz?... Sokak başında okul servis aracı, bir az ötesinde ona doğru hızlı adımlarla yürüyen okullu çocuklar…

Tam da sırasıydı şimdi, oldu mu yahu?... Belki de bunu dedirtecek bir şey oluverdi o anda... O anda demediyseniz, ben şimdi demenizi sağlayacağım...

İşte soruyorum; “Aşk Var mı Aşk?”

Şimdiye dek tam da sırasıydı yani demediyseniz şimdi gönül rahatlığıyla diyebilirsiniz… Yazıya “Yaşadığımız hayatı ne kadar iyi yaşayabiliyoruz?” diye başlayıp yazıyı bu aşamaya getirmek mantıksız da gelebilir... Deminden beri ne anlatıyorum, şimdi de ne soruyorum değil mi?... Esasında sormak gerekiyor da, bir sabah uyanarak evden çıkışınız ile ilgili ne olabilir diye de merak etmişsinizdir... Aslında direk olarak bir bağlantı yok tabi ki… Sormak istediğim hayatınız da aşkın var olup olmadığıdır…

Aşk var mı aşk?...

Hayatınız da aşk var mı?...

Nelere ve kimlere dair aşk var?... İlk aşık olduğunuz anı hatırlar mısınız?...

Şimdi gelin bir kurgulamaca oynayalım… İlk aşık olduğunuz günü düşleyin… Ve bu dün olsun… Dün aşık oldunuz, aşık olduğunuz anladınız, aşkınıza karşılık buldunuz vs herneyse… Yukarıda saydığım sebeplerden bir tanesi nedeniyle uykusuz kaldınız… Sabahleyin de uyanmakta güçlük çektiniz... Sabah uyandığınızda ne hissedersiniz?... Nasıl kalkarsınız yataktan?... Yüzünüzü yıkarken, ilk kahvenizi yudumlarken nasıl bir ruh hali içerisinde olursunuz?...

Her şey çok farklı olur değil mi?... İşte bu yüzden “Yaşadığımız hayatı ne kadar iyi yaşayabiliyoruz?” diye soruyorum, bu nedenle “Aşk Var mı Aşk?” sorusunu yöneltiyorum... Aşk varsa her şey daha başka geliyor insana, öyle değil mi?... Hele ki yeni aşk ise... Eskileri de eskitmemek lazım o zaman... Her daim yenilemeli, yeniden ilk coşkuyu hissetmeye çalışmalı... Eskimesine izin vermemeli… Yoksa sorumu “Acı var mı acı” diye değiştirmeniz gerekecek... Aşk ve sevgi dolu günler dilerim… Sevgiyle kalın…

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

ve sonu beni şaşırttı yani hayatınızda aşk var mı diye sormanız...Okurken de içimden tüm bu yazdıklarını acaba yaşadı mı diye geçirdim ben yazmak istiyorum ama bir hayal ürünü olmamalı sadece önce yaşamalıyım sonra yazmaya başlamalıyım öyle mi?Eğer evetse cevabınız ben yaşamın içinde değil miyim ? Hayırsa siz de bilmiyorsunuz demektir ve acıyı da aşkı da yaşamamışsınız demektir

weldon 
 14.01.2009 21:02
Cevap :
yazdıklarımın bir çoğu hayal mahsülü değil, kendi yaşadıklarımdan çıkarttığım derslerdir. Elbette ki çevremde görüp değerlendirdiğim hususlardan edindiğim tecrübeleri de işin içine katmışımdır. Hayatımızdaki AŞK kavramının derinliği nedir? Esas olarak sormak istediğim budur. Gelip geçici hevesler ihtiva eden, saman alevi duygulardan bahsetmiyorum. Gerçek aşkın hissettirdiklerini bunlarla hissetmek olanaksızdır. Bu yazı anı zamanda bir ironi barındırmaktadır. O da okuyanın yorumuna kalmış bir şey. Sevgilerimle.  14.01.2009 23:31
 

Acı kardeş olur bazen doktorum, pişirir. Hayatın dialektiği de burada saklı zaten. "Aşk" diyorsan adına o büyük mutluluğun, kavurmalı biraz. Sağlamasıdır bu "aşk denklemi"nin. O acı sayesinde kalansız bölünür birbirine duygular. Bize de hayatı daha anlamlı yaşamak kalır. Saygılarımla.

Uguristanbul 
 10.01.2009 12:39
Cevap :
Katkınız ve yorumunuz için teşekkür ederim. Gerçekten de çok bilinmeyenli bir denklem olan hayat içerisinde o denklemin parçalarından en büyüğü olan AŞK ile ACI'nın belki de koşulsuz akrabalığı söz konusu. Kimi zaman aynı düzlemde kimi zaman zıt kutuplarda. Sevgiler ve saygılar...  10.01.2009 13:21
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 660
Toplam yorum
: 3284
Toplam mesaj
: 140
Ort. okunma sayısı
: 1623
Kayıt tarihi
: 08.12.08
 
 

Allah kimisine “Yürü ya kulum” demiş. Ben onu “Yürü, yaz kulum” anladım. Yürü anca gidersin manas..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster