Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

20 Ekim '19

 
Kategori
Çevre Bilinci
Okunma Sayısı
25
 

Acık

    Acık nedir bilir misiniz. Bazıları acıkelması da der. Elmanın yabanisi, doğada kendiliğinden yetişeni, elmadan küçük ve tadı da acımsıdır. Tatlı ve keperik olanları da vardır. Olgunlaşınca altın sarısı rengini alır.

Köyümüzde bir vatantaş(arkadaşım Hikmet Söyler) evinde biriken çöpü arabası ile uzaktaki bir yere dökmek üzere yola çıkmıştı. Köy meydanında beni görünce "haydi birlikte gezelim demez mi". Balıklama arabasına atladım. Çermik köprüsünün beri başına yani batı ucuna çöpünü dökeceği zaman bir de baktı ki buraya dökülen çöpler bir kepçe vasıtasıyla köyümüz Ballıca Muhtarlığınca temizlenmiş o yüzden çöpünü buraya dökmekten vazgeçti.

Tesadüfe bakın ki o gün öğleden sonra köy minaresinden dellal bağırdı, "şimdiye kadar Çermik köprüsüne dökülen çöpler temizlenmiştir, bir daha buraya çöp dökülmemesi" diye. Aslında köyümüze haftada bir gün o da salı günleri Taşova Özel İdare Müdürlüğü'nce gönderilen çöp arabası çöpleri alıyor. Fakat sadece poşetlere konulan mutfak çöplerini alıyor, bahçelerden toplanan çöpleri kabul etmiyor. Eylül 2019 a kadar köy evlerinin kapı önlerine bırakılan çöpleri alırlardı,  bu tarihten itibaren yine minareden dellal bağırarak sadece belirli yerlerde bulunan çöp konteynerlerine konulan çöpler alınacaktır diye ilan edildi.

Neyse ki çöpü bir başka yere fırlatıp attı.Ben de kendisine "beğendin mi yaptığını, kirlettin doğayı" dedim ama arkadaşım hiç umursamayıp, "bir şey olmaz" dedi .O esnada Doğa için çok üzüldüm, sahipsizdi, bu hoyratlığa karşı cevap veremiyordu.Arkadaşıma "sen Almanya'da yaşadın, bunu Almanya'da yapsaydın sana ne yaparlardı" dediğimde biraz da abartarak "beni idam ederlerdi" demez mi? Demek oluyor ki yaptığı işin çirkinliğinin kendi de farkındaydı.Şu anda çöp attığı yer 10 sene öncesine kadar, yani köyümüzde Devlet'in çöp toplama işi başlamadan önce çöp atılan bir yerdi.N e zaman ki köyümüz yakındaki bir başka köy olan Dereli ile birleşme kararı alıp, her iki köy Belde Belediyesi oldu, adı Ballıdere.Ballıca'nın Ballı, Dereli köyünün Dere eki birleştirilerek 1998 yılında Ballıdere Belediyesi adıyla yeni bir belediyelik kuruldu.Bizler bu duruma çok sevindik.Gerçi cahil-cuhela takımından homurdananlar oldu. Neymiş, su para ile olmuş, emlak vergisi konmuş,çöp vergisi konmuş. v.b.

Biz buradan itibaren yani Kozludere'den itibaren gezimize başladık. Önce niyetimiz Kızgüldüren eski adı Kızöldüren köyü sulama göleti kenarındaki kameriyeye oturup keyf yapmaktı.Fakat yolumuz üzerinde eski Buladan şimdiki Kumluca köyü Sulama Göleti levhasını görünce oraya çevirdik direksiyonu.Bu sulama göleti görülmeye değer, çünkü doğanın bağrında yemyeşil Boğalı ormanı eteğinde cılız bir dereden akan suları tam ortasında toplamaya çalışan şirin bir gölet.Bir de ne görelim gölet kenarında meyveleri altın sarısı rengiyle bir acık ağacı bizi beklemiyor mu.Fakat bu ağaca çıkıp bu meyvelerden tatmak biz yaştakilerin harcı değil.Dibine düşenlerden de yemek içimizden gelmedi. Yolumuza devam edip eski Rum köylerine doğru dağı tırmanmaya başladık. İlk önümüze gelen köy Gelemüç.Yolu asvalt, zaten bize cazip gelen de bu asvalt yolu oldu.Köy içinde üç kadını sohbet ederken yakaladık.Hikmet, "ne ile geçiniyorsunuz" diye sordu.Kadınlardan biri fasülyemiz çok meşhurdur dedi.Zaten ben de duymuştum bunu.Nereden geliyorsunuz diye sordu, Darma'dan diye cevap verdim.Şimdiki köyümüzün adı Ballıca ama 1961 den önce Darma idi.Aslında Romalılar nereye bir hamam yaptılarsa o yerin adını Terma koymuşlar, köyümüzde de Kirenlik mevkiindeki tarlamız eski bir Roma hamam yeri.Var mı Darma da tanıdıklarınız diye sordum, Darma'da yok ama Darma Deresi'nde çok dediler.Darma Deresi köyünün 1961 den sonraki adı ise Tatlıpınar olarak değiştirildi.Bu köy 93 Harbi'nde göç edip gelen Gürcüler tarafından iskan edilmiş.

Gelemüç köyünden karşıya baktığımızda yine bir eski Rum köyü olan Dazlı köyü görülmekte,bir başka tabelada da Fadara diye bildiğimiz ancak tabelasında Fadıra yazan bir başka köy mevcut.1958 yılında ağabeyim Davut Önder'i eski Yornus şimdiki Çakırsu köyünden evlendirdiğimizde bu Rum köylerinden Granürküt köyüne annemle ziyarete gitmiştik.O köyden Mehmet diye bir şahıs Davut ağabeyimin bacanağı olurdu.Onların evine gittiğimizde uzaklardan misafirleri gelmişti.Dikkatimi çeken bir şeyi hiç unutmuyorum.Gelen kadınlardan birisi sedir üzerinde Hristiyan ibadeti yapmıştı.Misafir gelenler belki de Yunanistan'dan gelmişti.Şimdilerde bu köylerden çok becerikli inşaat ustaları çıkmakta.Hatta bu günlerde köyümüzde Hasan Basri Söyler'in 3 katlı ev inşaatını 120 bin tl.ye anahtar teslimi almışlar, inşaat devam ediyor.Geçen hafta direk kurbanını da kestik diye, adak yemeğinin fotoğrafını eklemiş eşi Hatun Söyler.

Gelelim bizim acık meyvemize, İstanbul-Beylikdüzü'ndeki evime gelen misafirlerime bu acık meyvesinden ikram ediyoruz, çok da beğeniyorlar, belki de hayatında böyle bir meyvenin tadını tatmamış olanlar olduğu gibi yıllarca ağzına almayanlar ne kadar da özlemiş bu meyveyi diyenler de mevcut.

ETEM SEVİK bu blog'u önerdi.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 9
Toplam yorum
: 5
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 1118
Kayıt tarihi
: 15.10.12
 
 

Ben Ali Önder. 3 mart 1948 günü Amasya ili Taşova ilçesi Darma köyünde bugünkü adıyla Ballıca köy..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster