Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

17 Şubat '07

 
Kategori
Ben Bildiriyorum
Okunma Sayısı
536
 

Acil servisteki acılı hayatlar-I

Acil servisteki acılı hayatlar-I
 

Dün gece aile bireylerimizinden birinin rahatsızlanması sonucu bir hastanenin acil servisindeydik. İlk müdahalenin ardından önemli bir şey olmadığı anlaşıldı ve dinlenmesi için hastamızı bir saat müşahede altında tuttular.. Tabii biz de başında nöbette..

Önemli sorunu olmadığı halde kendine hayatı dert edinenlere, sahip oldukları değerlerin farkında olmayanlara, olur olmadık şeyleri sıkıntı yapanlara ben derim ki gidin acil servislere bir yarım saat gözlemleyin olan biteni.. Orada yaşananlar insanın içini eritiyor ve çok şükür diyorsun sağlığına, sahip olduklarına, yaşantına...

Annem derdi ki; Bacalar tütüyor fakat, içinde dert mi kaynıyor, et mi kaynıyor belli değil... Evet herkesin bir evi bir yuvası bir tüten bacası var fakat her evin de kendine özgü bir derdi, sıkıntısı mevcut..

Dört dörtlük bir yaşam süren var mıdır acaba?..

Mutluluğa sahip olanın maddi sıkıntılar yakasını bırakmıyor, maddi sıkıntının olmadığı, paranın pulun çok olduğu evlerde mutluluk huzur bulunmuyor, en kötüsü de hem mutluluk hem de maddiyatın olmadığı evlerde yaşanıyordur sanırım..

Acil serviste kaldığım o bir saat içinde iki değişik portre tanıdım ve iki değişik hüzünlü hayat hikayesi dinledim..

Yaşı 60 veya 65 yaş arası olduğunu tahmin ettiğim bir amca kalp rahatsızlığından dolayı o da müşahede altındaydı.. Kendindeydi konuşabiliyordu... O bize biz ona geçmiş olsun dileklerimizden sonra amcanın hayat denilen bu keşmekeşten dertli olduğu anlaşıldı.. Yalnız başınaydı kimsesi yoktu yanında.... Kendisi ve hemşirelerin yardımıyla işlerini halledebiliyordu...

Sonra başladı anlatmaya;

Huzur evinden geliyorum kızım...

Emekliyim...

Devletin bir kurumundan müdür muavini olarak emekli oldum..( bunları anlatıyor fakat kesik kesik) ... Babam subaydı. Halimiz vaktimiz yerindeydi çok saltanatlı yaşadık fakat nasıl olduğunu anlayamadım şuan bir emekli maaşımla birlikte huzur evi köşesindeyim dediğinde benimde içim burkuldu...

Amcanın, hasta halinde ve o yaşında beyefendiliği ve görmüş geçirmişliği konuşmasından tavırlarından yani her halinden belli oluyordu.. Kaderin garip cilvesi onu bu durumlara getirmiş...

Ve devam etti....

15 yıl önce eşimden ayrılıp annem ben ve oğlum oturuyorduk.. Annemin vefatından sonra geçinemez hale gelince oğlumu annesinin yanına gönderip kendim de bir huzur evine yerleştim diyor.. Sıkıntıları burada da peşini bırakmamış ve hala devam etmekteymiş.. Şuan da sağlık sorunlarından dolayı hem maddi hem manevi sıkıntılı günler yaşadığını belirtiyor.. Kalp rahatsızlığının yanı sıra, astım rahatsızlığından dolayı alması gereken oksijen tüplerinin devlet tarafından ödenmemesi ve aldığı üç kuruş emekli maaşıyla hem huzur evi aidatını karşılamaya çalışması hemde sağlığı için gerekli olan oksijen tüplerine para yetiştirmesi zor oluyormuş..

Onca sıkıntısına rağmen gözlemlediğim, hayattan kopmuş bir hali yoktu.. Mücadele içinde ve hayata bağlıydı.. Nasıl bu hale geldim diyor fakat diğer yandan da yine de Tanrı' ya şükür ediyordu ve şu sözü söyledi.. '' Kazanırken kazandığınızın kıymetini bilin.. Bu günlerinizi düşünerek harcayın''..

Bunları böyle konuşurken bir diğer ilginç hayat hikayesi olan bir bayan geldi çocuğuyla birlikte... Bu gerçek hayat hikayesini de ikinci bölümde anlatacağım...

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Sevgili Sema Çürük, geçmiş olsun; sizin ailenizden biri bizim de ailemizin bir ferdi sayılır. Sevginin ve mutluluğun bizlere de örnek olacağı bir aile ortamınızın olduğu ve bu sevginin de dertlere daha kolay deva olduğu aile hayatınızın her geçen gün daha çok bir saadetle sürmesini diliyorum. Bu yazınızı ve devamındaki ikinci yazınızı tekrar tekrar okudum. Altmış beş yaşındaki yurttaşımız ile dokuz yaşında bir çocuğu olan annenin hayatlarından sunduğunuz kesitler; herbirimizin acilen kendimize gelmemizi hatırlatıyor. Acile de gider insan, bilinmezliğe de; ama önce acilen kendimize bir iyilik edip mutluluklarımızın mutsuzluklarımızdan fazla olduğunun farkında olmalıyız. Hangi hayat var ki öfke, kin, haset, nefret, hırs gibi zehirleri atıp; sevgi ve sabır suyu ile hayat bulmasın; huzura ermesin!.. Acilden çıkardığınız bu acil dersleri ders edindim. Sağlık ve esenlikler diliyorum, sevgilerimle...

Cemal Hüseyin Çağlar 
 18.02.2007 20:09
Cevap :
evet bana göre de ders alınacak veya insanı kendine getirebilecek örnekler bunlar...Ben dinlediğimde çok etkilendim...Güzel katkınız için teşekkürlerimi iletiyorum...Geçmiş olsun dilekleriniz içinde ayriyeten teşekkürler..  18.02.2007 22:27
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 529
Toplam yorum
: 2369
Toplam mesaj
: 481
Ort. okunma sayısı
: 3532
Kayıt tarihi
: 29.08.06
 
 

İstanbul'da doğmuşum... Dünyalar tatlısı bir kızım var... Herkesi kolay kolay sevemem... ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster