Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

15 Aralık '08

 
Kategori
Kişisel Gelişim
Okunma Sayısı
594
 

Acılara tutunmak

Bir şarkı sözü vardı, sanırım oradan aklıma geldi. Genel anlam itibariyle protest bir yaklaşım tarzı olarak algılanabilir yazı başlığı. Ancak içeriği kesinlikle protest bakış açısı içermiyor. Daha ziyade Pollyanna Bakış açısı olarak adlandırabileceğimiz bir yaklaşımı ifade etmek istedim.

Genel anlamda düşünülecek olursa hayatın dinamikleri arasında tatlı anlar olduğu kadar acı anlar ve hatıralar olması kaçınılmazdır. Her ne kadar gülmeyi sevsek ve her zaman gülmek istesek de, hayata adım atar atmaz ağlamaya başladığımızı lütfen aklınızdan çıkarmayın.

Bebek doğduğu an ağlarken, belki de hayatın bu acı gerçeğinin farkına varıyordur.

Hayata adım attığımızda ya da hayatın her hangi bir evresinde ağlamış olmamızın, gözlerimizden akan gözyaşları ve yüreğimize verdiği ağırlığın haricinde bize bir yük getirmediğini varsaymalıyız belki de.

Önemli olan yaşarken ağlamak değil de, ölürken gülebilmektir, kim bilir?

Veyahut bu dünyadan göçüp giderken arkamızda gülümseyebilen yüzler bırakabilmektir belki de hayatın erdemi.

Hiçbir yolun düz ve engebesiz olduğunu hayal etmeyiz. Yürürken mutlaka ayağımızın takılabileceğini öngörebiliyorsak, hayat denen bu yolda da zaman zaman ayağımızın takılabileceğini ve hatta düşebileceğimizi unutmamalıyız galiba. Kimi zaman avuçlarımıza işleyen asfalt sürüntüsüdür bıraktığı izler, kimi zaman da çatlayan bir kemik.

Toprağın çamura döndüğü bir bağ yolunda yürüyormuşçasına dikkatli atmak gerek adımları. Paçalarımızın çamura bulaştığına üzüleceğimize, varmak istediğimiz yere varabildiğimize şükretmeliyiz belki de. Ulaştığımız yerde içebildiğimiz bir tas sıcak çorbanın hazzını doyasıya yaşayabilmeliyiz.

Ve yürürken yalnızca kendimizi düşünmeyip, arkamızdan gelecek kimselere de yol hakkında bilgiler bırakabilmeliyiz. Ayağımızın bıraktığı izleri takip edenler daha az çamurlu paçalarla kurtulabilmeli bu çileli yoldan.

Ve eğer biz bundan mutluluk duyabiliyorsak hayatın erdemine ulaşabilmeyi hak etmişiz demektir.

Çekilen sıkıntıların bir amacı varsa, sıkıntı çekmeye değer diyebilmektir erdem.

Yaşamayı sadece yemek ve içmekten ibaret sayıyorsak zaten nafile bir çabadır anlatmaya çalıştıklarımız.

Tatlıdan zevk aldığımız kadar acıdan da zevk alabiliyorsak damak tadımız gelişmiş demektir tıpkı hayattaki acılardan zevk almak gibi.

Kimi zaman gülerken ağlar insan, kimi zaman da ağlarken gülebilir. Ağlarken gülebilmektir bilgeliğe giden yol. Çünkü ağlarken gülmeyi becerebilmektir sanat. Tıpkı ölürken yaşayabilmek gibi…

Acılara da tutunmalıyız, sevinçlere tutunduğumuz kadar.

Acılardan da zevk almalıyız (mazoşist olmadan). Siyah olmadan beyazın güzelliğini bilemeyiz. Ölüm olmadan yaşamanın kıymetini bilemeyeceğimiz gibi…

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Ağlarken gülebilmektir bilgeliğe giden yol.Yüreğinize sağlık.

Şengül SELVİ 
 23.01.2009 0:40
 

bu dönemde böyle şeyler duymaya ihtiyacım vardı...

s.eker 
 15.12.2008 12:37
Cevap :
İlginize teşekkür ederim  15.12.2008 20:15
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 660
Toplam yorum
: 3284
Toplam mesaj
: 140
Ort. okunma sayısı
: 1623
Kayıt tarihi
: 08.12.08
 
 

Allah kimisine “Yürü ya kulum” demiş. Ben onu “Yürü, yaz kulum” anladım. Yürü anca gidersin manas..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster