Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

27 Ağustos '09

 
Kategori
Siyaset
Okunma Sayısı
722
 

Açılımın çaldığı yanlış adresler: IRA bir model olabilir mi?

Açılımın çaldığı yanlış adresler: IRA bir model olabilir mi?
 

DTP'nin IRA temasın ardından bir takım benzerlikler, denklikler ve yol haritaları çıkmaya başladı. AKŞAM Gazetesi konunun İngiltere ve İrlanda tarafından iki kişi ile röportaj yaptı.

Kuzey İrlanda sorunu ile Kürt Sorunu aynı şeyler değildir. Şimdi her silahlı mücadele şeklini aynı kefeye koyarsanız o zaman ortada konuşlacak şey kalmaz. Ülkemiz III. Selim'den beri hep şekille uğraşıyor. Özünü kaçırmak bizim sanki genlerimize işlemiş gibi.

Bir kere, dünyada ne kadar ayrılıkçılık, milliyetçilik, ırkçılık ve benzeri musibet varsa kaynağı olan ülkelerin çözüm modelleri bana bir o kadar yapay ve dramatik geliyor.

İngiltere'nin bir IRA sorunu var.

İspanya ETA ile uğraşıyor.

Fransa'nın da bizim gündemimize çıkmayan bir Korsika sorunu vardır.

Bu üç ülkenin iki üç yüz yıl önce dünyanın çeşitli yerlerine attıkları tohumlar da bugün oralarda insanların birbirlerini boğazlaması ile devam etmekte.

Kuzey İrlanda'nın ayrılık sorununun temelinde din çatışması vardır. Katolik - Protestan kan davasının tarihi neredeyse altı yüz yıla yaklaştı. İngiltere'nin Kuzey İrlanda işgalinin arkasında da bu farklı dinlere mensup İrlandalıların bir arada yaşayamama sorunu var. Kuzey İrlanda'nın çoğunluğuna sahip Protestan nüfus İngiltere ile birlikten yana tavır koyarken, katolik IRA bu toprakların İrlanda'ya bağlanması için çabalıyor.

Bu kan davası beş yüz yıldır devam ediyor. Şimdi bize barış dersi veren Lord John Alderdice "IRA ile temas kurmamak 15 - 20 sene kaybettirdi" diye ukalalıklar yapıyor.

"Hangi 15 - 20 sene?" diye soramıyor röportajı yapan kızımız, "Siz beş yüz yıldır birbirinizi boğazlıyorsunuz" cümlesini kuramıyor.

Beş yüz yıl sonra aklı başına gelmiş bir IRA mensubu Michael Culbert de "öldürmek kazandırmadı" diyor. Ancak çok ilginçtir hemen şu açık yürekliliği de sergiliyor. "Sadece taktik değiştirdim. Hedefim halen İngiltere'nin bir gün buradan gitmesi. Ama bunun insanlar ölmeden gerçekleşmesi gerek"

Burada bir özgürlük savaşı veriliyormuş hissine kapılmak da mümkün. Ancak çok geri planda yatan farklı din ve millet temasını hissetmeden de edemiyorsunuz.

Tanzimatçı kafa çözümü hâlâ sorunun kaynağında aramayı sürdürüyor. Aslında o kaynakta üretilen şey hiç değişmiyor.

Çok uzak değil; 2004 yılında Kıbrıs'a barış getirecek Annan Planı'na Türk tarafı neredeyse koşulsuz destek verdi. Yanılmıyorsam %70 "Evet" dedi. Rum tarafı da aynı oranda "Hayır" cevabını verdi. Oylamadan bir hafta sonra Rum tarafı Avrupa Birliği'ne dahil edildi.

Evimize 1974 yılında televizyon girmişti. Ecevit'in "biz Kıbrıs'a Rumlar'a da barış götürmek için gidiyoruz" dediği açıklamayı çocuk yaşıma karşın çok net olarak hatırlıyorum. O tarihte Kıbrıs'ta askeri darbe yapılmış, EOKA'cılar bir taraftan Türkleri katlederken, diğer taraftan da kendisine karşı Cumhuriyetçi Rumları öldürüyordu. Yunanistan'da Albaylar Cuntası vardı. Türkiye burnunun dibindeki bu duruma müdahale etti ve hen adaya hem Yunanistan'a demokrasi götürdü diye ambargolarla karşılaştı. Çünkü şekil olarak adayı işgal etmişti. Kimse sonuçla ilgilenmiyordu. Ecevit gerçekten Rumlara da barış götürdü. O Rumlar bugün Avrupa Birliği üyesi oldu.

Geçen sene O bayrağın Şemdinli'de dalgalanmasının ardında yatan gerçek. başlıklı bir blog yazmıştım. Bugün o yazı hala güncelliğini koruyor. O bayrak birilerini rahatsız ediyor bugün. Edebilir bu çok da normal. Ancak o bayrağın olmadığı durumda neler olacağını kimse pek düşünmüyor.

Doğunun feodal ve gelişmemiş yapısının içinde demokrat bir öz mü keşfettiniz?

ABD'nin kontrolü ve güvencesindeki Kuzey Irak'ta, Barzani ve Talabani arasındaki geçici barış pozisyonunun sonsuza kadar kalacağını mı sanıyorsunuz? Talabani cumhurbaşkanlığı makamından indikten sonra Kuzey Irak'taki özerk yönetimde başlayacak iktidar paylaşımının ne sonuçlar doğuracağını şimdiden kestirmek mümkün. Tarih çok hızlı akıyor biz o günleri de göreceğiz. Talabani o günler geldiğinde Ankara'dan ayrılmayacak, göreceksiniz.

Obama'nın Afganistan'daki sorunu çözmesi için atadığı Richard Holbrooke bizden Afganistan için askeri yardım istiyor. NATO Genel Sekreteri de aynı taleple yakında Ankara'yı ziyaret edecek. Çünkü çözemiyorlar.

Uzay Gökerman

IRA'yı süreç dışı bırakmak bize 15-20 yıl kaybettirdi
Öldürmek kazandırmadı

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

www.stargazete.com/gazete/yazar/mehmet-altan/baz-morfin-kacakcisi-vatansever-gibi-haber-209202.htm Rumların nasıl zahmetsizce nasıl AB üyesi olduklarını açıklayan bir yazı. Yazınızdan "Demokrasi açılımı boşuna" anlamı çıkardım. Saygılarımla.

DurmuşGüler 
 27.08.2009 20:39
Cevap :
Sn. DG. Sorunlu ve bölünmüş bir adanın AB üyesi yapılmasının ölçüsü referandumun yapıldığı tarihe göre değişebiliyor ve biz bunu Ergenekonculara atfediyoruz öyle mi? Güney Kıbrıs 1 Mayıs 2004 yılında birlik üyesi oldu. Üye oluşunun kriterleri de 2002 yılında netleştirildi. Şu an arşiv taraması yapmadım; ancak 2002 yılı itibarıyla sadece Güney Kıbrıs değil bir kaç ülke daha birliğe alındı, eski Doğu Blokundan. Referandumun tarihinin ne olduğu değil, sorunlu bir toprak parçasının birliğe alınma kararı verilmesinin kriterlerini tartışmamız gerekiyor sanırım. Rauf Denktaş'ın duruşunu biliyoruz. O zaman onun içine girdiği eylemlere şaşırmaya şaşırıyorum ben de. Açılım konusunda görüşünü ilk belirtenlerden biriyim. Çok net cümleler kurdum. Yazıyı hangi gözle okuduğunuz değerlendirmelerinizi etkiler kuşkusuz. Altını çizdiğim şey açılımın kendisi değil, açılım süreci boyunca yapılan bence çok ciddi yanlışlardır. Oradan "boşuna"ya ulaşılır mı? Bilmiyorum. Teşekkür ederim. Saygılarımla.  28.08.2009 8:54
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 1907
Toplam yorum
: 2001
Toplam mesaj
: 77
Ort. okunma sayısı
: 1335
Kayıt tarihi
: 09.06.06
 
 

"Keyif verici bir yalnızlık" olarak gördüğüm yazma serüvenimin en önemli merkezlerinden bir tanes..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster