Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

06 Haziran '13

 
Kategori
Sosyoloji
Okunma Sayısı
912
 

Acımak - merhamet

Acımak - merhamet
 

Kavram olarak, çocuk yaşlarda aklımıza ve ruhumuza zerk edilen bir çok duygu ve düşünceyi, daha sonraki erginlik ve gelişmişlik çağlarımızda, yaşayarak, okuyarak ve psikolojik tahlillerini yaparak, manasını bütünüyle kendimize mal ederiz. Bu kavramlardan birisi de ACIMAK veya Osmanlıcadaki kullanımıyla MERHAMET tir.

1971 yılında Avusturya'lı yazar Stefan Zweig'ın "ACIMAK" adlı eserini okuduktan sonra, sevgi, hoşgörü ve dayanışmanın gerektiğinde tek yanlı vericilik olarak kullanılması halinde, insanları yücelttiklerini fark etmiştim.

Şimdi toplumumuzun bir kesiminde, üzülerek henüz anlam derinliğine kavuşmadığını gözlemlediğim, sevgi, hoşgörü ve merhamete, hepimizin muhtaç olduğunu, anımsa/t/makta yarar olduğunu düşünüyorum.

Sokaklardaki gösteriler sırasında, ellerinde taş, molotof kokteyli ve silah olmaksızın demokratik bir şekilde, duygu ve düşüncelerini dile getiren göstericilere, polisimizin, acımasızca ve orantısız bir şekilde güç kullanmasını anlamakta güçlük çekiyorum.

Bu şekilde güç kullanılamayacağı ve kullananlar hakkında soruşturma yapılacağı, Başbakan Vekili ve İçişleri Bakanı'nın açıklamalarından anlaşıldığına göre, bu suça yönelen binlerce polisimizin, psikolojik bir çıkmazda olduğunun tartışmaları gündeme gelmektedir. Polislik gerçekten zor meslektir. Ancak her mesleğin, alınmış olan eğitime ve verilmiş olan talimatlara rağmen, icra sırasında vicdani bir sorumluluk oluşturduğu, yanlış yapanları yola getirmenin, toplu olaylarda, toplumu sevk ve idarenin, mesleki ve insanı bir gayretle iyiye yönlendirilebileceği bilinen gerçeklerdendir.

Sevgili polisimizden, güç kullanırken, muhatabının, kendi çocuğu, çok sevdiği bir tanıdık ve ailenin çocuğu olabileceğini gözden ırak tutmamasını özellikle rica ediyorum.

Bölgesel farklılıklar dikkat çekici oluyor: Antalya'daki gösterilerde kadın polisimiz, gösterilere katılanların gönlünü yumuşatmak amacıyla, gül ve karanfil dağıtarak, sevgi gösterisinde bulunurken, İstanbul ve Ankara polisimizin orantısız güç kullanmasını nasıl açıklayabiliriz.

Televizyon haber programlarında PKK yandaşlarının, ülkemizin en önemli turizm kenti İstanbul'da molotof kokteylleri ile otobüsleri ve içindeki yolcuları ve gösteri alanındaki iş yerlerini yaktıkları sırada, polisimizin bu kadar acımasızlılığına ve orantısız güç kullandığına tanık olmamıştım.

Talimata dayanmadığı ifade edilen, bu güncel güç kullanma konusunda, bütün görevli ve sorumluları vicdani tüm erdemler ışığında, düşünmeye ve icraatlerini gözden geçirmeye davet etmeyi görev sayarım. 

Abdülkadir Güler bu blog'u önerdi.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Sayın Başder; yazınız o kadar güzel ki, keşke okusalar da ne yaptıklarını görseler. Antalya'da ki polisle, İSTANBUL'DA ki polisin arasında ne fark vardır. Bunların psikoloji eğitimi almaları şart. Çok gözleri kara kara dalıyorlar insanların arasına. Sonra sonuç meydanda. Ellerinize sağlık, temennim bu olayların kısa zamanda çözüme kavuşup, bir daha yaşanmamasında...Selam ve saygılar sunuyorum.

Sündüs Akkaya 
 07.06.2013 17:01
Cevap :
Sağolun Sündüs hanım. Aslında gözler aynı manzarayı temaşa ediyor ama, yürek ve izan gerçeklerle birleşmekte irade göstermiyor.Bu sebepledir ki, toplumsal çatışmalar ortaya çıkıyor. Allah hepimize, gerçekleri görecek bir ruh nasip etsin. Selam ve saygılarımla. Refik  08.06.2013 3:38
 

Olaylara baktığımızda polisteki hıncı, saldırıyı nasıl kişiselleştirdiğini görüyoruz. Bir kişiye askerlik yapamaz raporu veriliyorsa eğer; (tabii şehzâde hazretlerine verildiği gibi değil) psikolojik bakımdan rahatsızlığı var ise hiçbir meslekte görev yapmamalıdır. BU BİR MAZARET DEĞİLDİR AKSİNE DEVLETİN BURADA SUÇ İŞLEDİĞİ GERÇEĞİ ORTAYA ÇIKMAKTADIR.Psikolojik açıdan gerçekten rahatsız olan kimsenin hareket kontrolü yoktur. Pencereye tırmanıp Evin içine, insanlara isabet ettirerek biber gazını sıkan polisi gördük. POLİSİN YANINDA DEMİR ÇUBUKLARLA SALDIRANLARIN POLİS OLDUĞU AÇIKLANDI Kİ; kesinlikle yalandır, polis dediğin cop kullanır ki, o bile tehlike arzeder nerede kalmış demir çubuk kullanmak!!! Ben böyle polis olduğunu görmedim hayatımda. BUNUN BU ŞEKİLDE açıklanması bile SUÇTUR. SAVAŞA MI GİDİLİYOR anlamadık gitti. Çok şey var yazacak amma inanın yazarken gözümde canlanıyor,içim acıyor.Yaralanan,ölen çocukların vebâlini nasıl ödeyecekler? Selamlar ile Sağlıcakla

SAHAFÇA 
 07.06.2013 13:52
Cevap :
Saygıdeğer Hadiye hanım, çok haklısınız. Bunca kuşatılmışlık çerçevesinde, yüreğin dinemeyen sızısına rağmen, dilimiz tutulmuş, divane bir şekilde kendimizi tarif edebiliyoruz. İlahi güce havale ettik. Selam ve saygılarımla. Refik  08.06.2013 3:50
 

Refik Bey her konuda eğitim gerekliliğini hepimiz biliriz ancak özellikle sağlık ekibi ve polis teşkilatının bu konudaki eğitiminin ne kadar gerekli olduğu ortada.Önemli bir konunun altını çizdiniz Refik Bey.Selamlar efendim.

Şennur Köseli 
 07.06.2013 11:32
Cevap :
Çok teşekkürler Şennur hanım. Gerçekler ayrı renk ve görüntü vermez, yeter ki, gönül ve akıl gözünüz kapalı olmasın. Aklın ve adaletin galip geleceği bir sonuç beklemekteyiz. Selam ve saygılarımla. Refik   08.06.2013 3:54
 

Sevgi, hoşgörü, merhamet kulağa hoş geliyor. yağmur olup Milletimizin üstüne yağmalı, yıkamalı kini, nefreti, hoşgörüsüzlüğü.Güzel bir paylaşım canınıza sağlık kardeşim.Sevgiler, selamlar, mutluluklar.NAHİDE

NAHİDE ÇELEBİ 
 07.06.2013 9:31
Cevap :
Teşekkürler ablacığım. Allah, eğitim bereketli yağmurlar yağdırsın ki, akıllar ve gönüllerde, sevgi, hoşgörü ve merhamet kavramları yerini alsın. Sevgi ve selamlarımla. Refik   07.06.2013 10:21
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 44
Toplam yorum
: 307
Toplam mesaj
: 25
Ort. okunma sayısı
: 513
Kayıt tarihi
: 30.12.12
 
 

1947 yılında Erzurum'da doğdu. Başak burcundadır. Eğitimini  Ankara'da sürdürdü. DTCF Alman Filol..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster