Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

22 Temmuz '10

 
Kategori
Özel Günler
Okunma Sayısı
1705
 

Acımak ve masumiyet üzerine...

Acımak ve masumiyet üzerine...
 

Öğrendiğim ilk ders ve fakat geçemediğim tek ders olarak kaldı “acımak”…

Ölümden geçtim, doğumu gördüm, yaşamı tırmaladım, yok oluşu soludum kaç kere… Kaç kere ateşten gömlek biçti hayat… Kaç kere buz dağlarında kaldı cesedim… Bir tek bu dersi geçemedim…

“Acımamalısın, acımak seni zayıflatır” diyordu öğreti. Öğretilerin en sertiydi.

Fakat haklıydı…

Yaşamı, paylaşım ve zenginlik olmaktan çıkarmış; feodaliteden geçip, egoizmde pişmiş, nihayet adı kapitalizm olmuş, mücadelenin karşısında güçlü olabilmek için, acımamak gerekiyordu.

Haklıydı…

İnsan dediğimiz canlı türünün karşısında eğilmeden durabilmek ve borçlu kalmamak için hiç birine ve ağır bedel ödememek için kimseye, acımamak gerekiyordu.

Haklıydı…

Duygularının ırzına geçilip, bir köşeye boş çuval gibi fırlatıldıktan sonra, için için uğunurken ve en koyak ağıtları bile beğenmezken, yeryüzünde “can” dediğin herhangi birine derdinin katresini bile söyleyemediğin anlarda kendine acımaya başlamışsan, acıyan her uzvunu kesip atmak ve acımamak gerekiyordu.

Haklıydı…

Aynı mahallede değil; kapı karşısındaki aç iken kendisi tok yatabilen, komşusundan bir avuç külü sakınanlarla birlikte yaşayabilmek için acımamak gerekiyordu.

Haklıydı…

Sen acıdan ve ağrıdan dönenirken, sözüm ona senin dostun olan biri seni üç gün dinlemeye üşeniyorsa ve acıkabiliyorsa sen tüm iştahını kaçırdığında; sen, sen olmaktan çıkıp; kendinden geçtiğinde, yerine sen olmayı başaramıyorsa, acımamak gerekiyordu.

Oysa…

Oysa ben bunu başaramadım…

Nerede bir ağlayan çocuk sesi duysam, ciğerim parçalandı, dört dönerek aradım onu. Bulduğumda ya balonu patlamıştı yahut da dondurması düşmüştü yere. O kadar olduğuna, bin şükürle yenisini aldım. Gözlerindeki sevinci içime çekmekse ödülümdü.

Ben çocuklara acıyorum… Hele de savaşın, terörün, doğal afetlerin, bilinçsizliklerin, çatışmaların ortada yapayalnız bıraktığı, umutsuz çaresiz çocuklara… Onlar masumlar…

 

Oysa ben aptal bir makosenin veya şıpıdık bir terliğin altında ezilen karıncaya da acıyorum. Komünel çalışabilen, insandan çok daha asil bir topluluğun üyesi iken, insan kulağının duymadığı çığlıklar arasında debelenerek ölürken ve de gözle görülmeden dostları tarafından cenazesi sessiz sedasız kaldırılırken içim kanıyor…

Ben hayvanlara acıyorum… Hele de katliam yapar gibi avlanırlarken, türleri öldürme hazzı içinde yok edilirken, doğadaki varlıkları hiçsenirken… Onlar masumlar…

 

Oysa ben, acımasız bir elin kendisine doğru gelişini sezdiği halde toprağa çakılı olduğu için kaçamayan zavallı bitkilere de acıyorum. İnsan denilen testereli canavarın aç gözlülüğü yüzünden yok edilen ormanların yanı sıra, hiç önemsenmediği için üstüne basılıp geçilen küçücük çiçekli otların nasıl da canlarının yandığını ta özümde duyuyor ve onlarla yaralanıyorum… Kolum kopuyor onlardan birinin dalı koptuğunda. Kopan parçamdan geri kalan sinirlerim salkım saçak ve seyirerek dökülüyorum... Bir ağaç umarsızca kesilirken, başım giyotin altında kalmışçasına gövdemden ayrılıyor. Öylece bakıyorum gövdeme, henüz ölmemiş beyin hücrelerimle. Tam anlamlandırmaya çalışırken yok oluveriyor bilincim, bir karanlık dehlize düşüyorum, kurtaramıyorum kendimi...

Hele de toprak açmak için ormanlar yakılırken, içimde ormanlar yanıyor, su bulamıyorum söndürmeye… Öteden bir siyaset adamı çıkıp; “ne olacak yahu, hepi topu maki topluluğu işte!” derken, öfkemi sığdıracak kap bulamıyor, kahroluyorum…

 

Çocuklara, hayvanlara, bitkilere, kısaca; masum olan tüm değerlere acıyorum…

 

Bugün 22 Temmuz Dünya Masumlar Günü.

Dünyayı yöneten kirli siyasete ve pis kapitalizme inat hala temiz kalabilmiş tüm masumların gününü kutluyorum ve sizleri bir dakikalığına masum olan değerleri düşünmeye davet ediyorum…

...

blue_prince, Ayrıntıda gezinmek bu blog'u önerdi.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Hepimiz zavallıyız da farkında değilmiş gibi bir karşı duruş içinde, burnumuz havada geziniyoruz. Hepimiz tek tip sistem ve düzen kurbanlarıyız da bir şekilde yinede sistem içinde debeleniyoruz. Hepimiz herşeyi biliyor çok güzel cümleler kuruyoruz da, yaşadığımız hayat acınası. Hepimiz yapayalnızız da hiç de öyle değilmiş gibi, hayatın içinde onunla bununla vakit geçiriyoruz mecburiyetten. Herkes sabretmeye mecbur. Veya hiç biriniz böyle değilsinizdir de, ben haddimi bilmiyorumdur. Veya hepiniz söyleyebilirsiniz bana "kişi kendinden bilir işi" Acınacak haldeyiz bilmiyorsunuz. Şimdi gülün bana. Acıyın beni şimdi. Küçümseyin. Bilmiyorsunuz hepimiz kandırıldık. İyiler cehemnemde yanacak, kötüler cennette yaşayacak. Neyi düzeltebildik, neremiz doğru, nedir bu ...

Ahmet KARAKAYAN 
 18.08.2010 13:43
Cevap :
Kimleri görüyorum efenim :) Ve yerden göğe haklısınız. Hepimiz hem acınacak hallerdeyiz hem de acıyabilecek ruhları taşımak zorundayız. Yorumunuza gönülden teşekkürlerimle. Çok teşekkür ederim. Yoruma yanıtı, komut dizisinde oluşan hata yüzünden yanıtlayamadım. Onaylarsam da arada kaynayacaktı, bu yüzden beklettim. Affedin. Saygılar, selamlar müziğin altın parmaklarına.  19.08.2010 13:10
 

İnsanı insan yapan değerlerden biride acımaktır.. Masumiyet.. sadece çocukların gözlerinde midir masumiyet.

fugen 
 13.08.2010 23:24
Cevap :
Masumiyet hepimizin içinde var olan çok özel bir duygu olsa gerektir. En canavarından en naifimize kadar. Çok teşekkür ederim. Yoruma yanıtı, komut dizisinde oluşan hata yüzünden yanıtlayamadım. Onaylarsam da arada kaynayacaktı, bu yüzden beklettim. Affola pembe gülüşlüm.  19.08.2010 13:11
 

diyerek okudum yazınızı. En çok savaş magduru masum bebeklere acıyorum ben de , Onların suçu ne??? Masum kalabilmenin çok zor olduğu günümüzde masum kalabilen, ama masumiyetini bir türlü ispatlayamayan insanlara da, elimde değil, acıyorum işte... Herşeye inat temiz kalabilmek suç olmuş artık günümüzde ((: Teşekkür ederim, yazınız çok anlamlıydı benim için.

ışık kaplan 
 12.08.2010 14:53
Cevap :
Masumiyetini bir türlü ispatlayamanlar var ya... Çok canım yanıyor onlara. Özellikle günümüzde bu ülkenin değeri olan, gazeteciler, komutanlar, düşünen aydın insanlar resmen ve tüm halkın gözünün içine baka baka tutuklanıyor ve ne idüğü belirsiz bir davadan yargılanıyorlar... Savaş çocukları, başlı başına bir hüzün ve ağıttır yüreklerimizde... Çok teşekkür ederim naif ve anlamlı yorumunuz için. Var ve daim olasınız.  13.08.2010 16:05
 

"Kendine acımasız ol, başka her şeye acımak serbest" fikrini yanlış bulmuyor musunuz? İnsanın kendini de çaresiz ve yardıma muhtaç hissettiği bir an olamaz mı? Böyle anlarda insan kendine acıyıp, toparlanmak için güç depolayamaz mı? "Kendine acımak" fiilini güçsüzlük yerine "Kendine de insaflı olmak" olarak algılasak nasıl olur? Hadi bakalım... Sorması bedava :)) Sevgilerimle

Nilgün Akad 
 31.07.2010 9:52
Cevap :
Sorunuzun içinde, cevabı kendiniz vermişsiniz zaten Sevgili Nilgün Hanım'cım :) "Kendine insaflı olmak" demişsiniz. Hoşgörmek, affedebilmek gibi kendi psikolojimiz için çok elzem kavramlar bunlar. "Ben güçsüzüm, ben zavallıyım, ben derbederim" demek başka; "ben de hata yapabilirim, ben de insanım" demek başka. Kendine acımakta, zavallılık, kendini hoşgörmenin içinde ise insaf varmış gibi hissediyorum. Çok teşekkür ederim cevaplı sorunuza :) Sevgiler, saygılar size.  31.07.2010 15:49
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 135
Toplam yorum
: 3783
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 2980
Kayıt tarihi
: 23.07.08
 
 

Eğitim sürecinin bazı bölümleri Almanya ve İngiltere'de olmak üzere en son PAÜ'den eğitim uzmanlı..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster