Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

02 Ağustos '07

 
Kategori
Dünya
Okunma Sayısı
556
 

Acının fotoğrafını çekebilir misiniz?

Acının fotoğrafını çekebilir misiniz?
 

“Eğer bir adam, marşla uyum içinde yürüyebiliyorsa, o değersiz bir yaratıktır. Kendisine yalnızca bir omurilik yeterli olabileceği halde, her nasılsa, yanlışlıkla bir beyni olmuştur onun. Uygarlığın bu kara lekesi en kısa sürede yok edilmelidir. Emirle gelen kahramanlıktan, bilinçsiz şiddetten, aptalca yurtseverlikten, tüm bunlardan nasıl da nefret ediyorum. Ben savaşı öylesine tiksinti verici ve aşağılayıcı buluyorum ki, böyle iğrenç bir eyleme katılmaktansa kendimi parçalayıp yok ederim daha iyi... Benim anlayışıma göre, sıradan bir cinayet, savaşta adam öldürmekten daha kötü değildir.”
Albert EINSTEIN

Acının fotoğrafları ödüllendirilmiş. Hep mutluluklara ödül verilmez değil mi? Acı da ödüllendirilmeli hem de en iyi ödül verilmeli acıya ki olduğu yerde kalmasın. Herkes paylaşsın, hissetsin, duyumsasın sızısını en derinlerde. Mutluluğun resmini çizebilir misiniz? Peki ya acının fotoğrafını çekebilir misiniz?

Çekmediğim acı benim değil mi diyorsunuz yada bana ne Vietnam’a atılan kimyasal bombayla hayatları kararan çocuklardan, İsrail’de, Beyrut’ta insanlıktan çıkıp insanları ölüme mahkum eden mahluklardan. Savaş insanlarının acısını hissetmek için 20 günlük bebeğinizin alçakça bir saldırıda ölmesi mi gerekiyor. Acının fotoğrafı çekilmeden anlasak keşke acının aslında ne kadar acı olduğunu.

Acı diyerek çektiklerim aklıma geliyor, AP’nin ödüllü fotoğraflarına bakarken. Yüreğimin acısı çok sanıyormuşum yanılmışım. İçim birden cız ediyor. Tarifi imkansız bir acı içindeyim. Gözlerimden istemsiz yaşlar süzülüyor, boğazımda düğümleniyor söylenecek sözler. İnsanlığımdan utanıyorum bir kere daha. Ama maalesef bundan başka bir şey gelmiyor elimden.

Hayır diyoruz ısrarla, savaşa hayır. Analar göz yaşı dökmesin, kadınlar dul kalmasın, öksüz –yetim çocuklar olmasın istiyoruz ama yetmiyoruz işte. Daha fazla bağırmalıyız artık, olanlara kayıtsız kalmamalıyız, bugün onlara olanın yarın bizlere olabileceğini unutmamalıyız. Acıyı paylaşmadan azaltamayacağımızı anlamalıyız.

Yalvarıyorum çocuklar ölmesin. Onlar değiştirecek bu iğrenç dünyanın düzenini, gözlerindeki umut ışıklarına bak sananız. Nasıl da habersiz oynuyorlar hala oyunlarını bombaların altında. Füzelere yazı yazarak hayatı öğrenemez çocuklar, onlara Barış Ülkesi’nden masallar anlatmalıyız. Vietnam’a atılan kimyasal silahın sorumluları, otuz yıl sonra sakat doğan ve hiçbir şeyden habersizce hayatta kalmaya çalışan çocukların bedellerini ödemeliler. Ya canlarıyla ya da uğruna insanları yok edecek kadar gözlerini döndüren kanlı paralarıyla.

Yan yana dizilmiş tabutlarda gömülenler gibi üzerinize serilmiş ölü topraklarından sıyrılmak için geç kalacaksınız, acının fotoğraflarını değil de kendisini yaşamaya başlayınca daha iyi anlayacaksın Filistin’de, Irak’ta, Vietnam’da ya da dünyanın herhangi bir yerinde ölen savaş çocuklarının insanlık için neyi anlatmaya çalıştığını.

İçimde patlıyor bombalar, özürlü çocuklar doğuruyor analar ve askerler birer bire vuruluyor yanı başımda. Oysa az ilerde nasıl da masmavi bir gökyüzü, yemyeşil çimenler var...

Fotoğraf: hurarsiv.hurriyet.com.tr

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Hayat bize mutlu olma şansı vermedi, çünkü biz başkalarını acılarının gözyaşıydık ve daima anlamsız bir mutluluktansa, anlamlı acıları tercih ettik... Biz daima açların ortasında tok olmaktansa, tokların arasında aç olmayı tercih ettik... Ve unutmasın savaşları çıkaranlar çocukların dini, milleti, ideolojisi yoktur... Onlar ne olacaksa büyüdüklerinde bizim nefretlerimiz belirler onları... Boş bir levhadır çocuklar(Tabula Rasa) ve biz yazarız onların statülerini kimine sevgiyle kimine nefretle... Kimi doktor bilim adamı, kimi terorist.... ama biz yaparız ne olduysa... Gözyumduğumuz düzen yapar... Birbirini hayatları boyunca hiç görmemiş insanların nefretleri yapar... Söylenecek o kadar çook şey var ki bu konuda üç noktaların sayısı yetersiz... Daha öncede dediğim gibi İyiki varsın hislerimin tercümanı, iyiki varsınız her biriniz susmaya boyun eğmeyen sesler...

Ali Necati Dogan 
 10.08.2007 16:56
Cevap :
Anlamsız bir mutluluktansa, anlamlı bir acı. Bu ne kadar güzel bir cümle. İşte her şeyin altında yatan sebep bu. Bu bizim gibi olanların hayata bakış açısı. Sizde iyi ki varsınız. Yüreğinize sağlık. Sevgiler.  13.08.2007 10:20
 

Mazlumlar bu yüzyılda çıkış mecrası aramalı henüz başlangıçken. Fakat egemen emperyan organa sahip olamadığından toparlayıp organize olması, sosyal bir konu olduğundan oldukça zor.Bu konuları okuyunca eriyip buharlaşıyorum psikolojik dünyamda.sevgilerimle-selam.

Nariçi 
 06.08.2007 12:37
 

Savaş Dünyamızı çepecevre sarmış durumda,çıkar uğruna insanlar,çocuklar ölüyor, ama kimsenin umrunda değil, olan sivil halka oluyor..Halbuki dünya hepimize yeter..kendine iyi bak, en derin sevgi ve saygılarımla..

Mehmet EREN 
 02.08.2007 18:50
Cevap :
Birileri bir şey yapmalı bence. Elimizden gelen bir şey olmalı. Değerli yorumlarınız için teşekkür ederim. Sevgi ve saygılarımla  02.08.2007 21:37
 

Yazılması gereken bir konuyu çok güzel yazmışsınız.. Kutlarım..

Serdar Özdemir 
 02.08.2007 18:48
Cevap :
Teşekkür ederim yorumunuz için. Saygılarımla.  02.08.2007 21:38
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 58
Toplam yorum
: 243
Toplam mesaj
: 48
Ort. okunma sayısı
: 1306
Kayıt tarihi
: 13.07.07
 
 

Sadece yazmayı seviyorum hepsi bu. ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster