Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

13 Ocak '09

 
Kategori
Gündelik Yaşam
Okunma Sayısı
324
 

Acıyı hala hissetmek

1980 yılınının 1 Mayıs Cuma günü Paşabahçe Ltd.Şti. de daktilo memuru olarak işe başlamıştım. İlk gün tanıştırılmalar, işimle ilgili bilgiler ve maaş alabilmek için bankaya gitmekle geçti. İşe başladığım şirkette ayın birinde maaş alınıyordu bende almıştım. İlk maaş diye annemin çok sevdiği şambaba tatlısını alacaktım eve giderken. Muhasebe departmanında cumartesi günleri fazla mesai yapıldığından ertesi sabah gelmem söylendi.
Çok sevinçliydim, istediğim şirkette işe başlamıştım, maaşımı ve annemin sevdiği tatlıyı alıp eve gitmiştim. Cumartesi sabahı erkenden kalkıp hazırlanmış annemle vedalaşıp yola koyulmuştum. Ben harıl harıl çalışırken belirli aralıklarla evden telefon geliyordu, çeşitli bahanelerle eve çağrılıyordum. Tabii ki gidemezdim şirkette ikinci günümdü bana laf gelmemeliydi. Derken öğle yemeği zamanı gelmişti, arkadaşımla karnımızı doyurmak için dışarı çıktığımızda evden tekrar telefon etmişler annemin öldüğünü söyleyip beni çağımışlar.
Şirkete döndüğümde benim yapacağım iş kalmadığından gitmem söylendi. Telefon şefime gelmiş olanları duyunca ben söylemen deyip ortalıktan yok olmuştu (bunları sonradan öğrenmişim).
Yolda bir ağırlık bir ağırlık derler ya ölüm ağırlığı o cinsten. Apartmanın önüne geldiğimde bütün tanıdık arabaların toplanmış olduğunu görmüş, şaşırmış ama ne olduğunu çözememiştim.
Merdivenleri çıkmaya başlamıştım ki üst kattaki komşumuz ısrarla oraya girmemi söylüyordu. Ama ben anneme ne oldu diyerek geri geri eve indim. Kapıyı ağabeyim ve teyzannem açmış birşey yok diyerek beni içeri almışlardı. Evde bir tuhaflık vardı. Beni odama aldıklarında hala ağlayarak annemi soruyordum ağabeyim karşıma geçip onu kaybettiğimizi söylüyordu. Annemin hastanede olduğunu düşündüğüğm sırada teyzannem, annemi görebileceğimi söyledi ve beni ona götürdü. Yerde battaniye üzerine beyaz çarşafa sarılı halde yatırılmıştı. Üzerine kapanmıştım onu hala sıcacık sanmıştım halbuki soğumuş buz gibiydi. Ve ben o soğukluğu daha da dudaklarımda hissederim.
Yirmi sekiz yıldır onun eksikliğini hala hissediyorum. Onu çok özlüyorum. Aslında annemin ölümü ani olmuştu. En küçük teyzem barsak kanseriydi onun ölümünü beklerken teyzeme bakan sapasağlam annem gitmişti.
İyi olsun kötü olsun her yaşadığımda yanımdadır canım annem benim öbür dünyaya göç etmiş olsada. Ona hiç doyamadım zaten yaşasada doyamazdım ki. Annelere babalara doyulmaz ki.
Seni çok özlüyorum, herkesin zor günlerinde yanında olmuştun şimdilerde senin varlığına ihtiyaç duyuyorum.
Kız anne seni çok arıyorum. Ben de sigara, çay tiryakisi oldum ve seni yaşıyorum. Biliyorum buralarda bir yerlerden beni izliyorsun. Çünkü bazen çok yakınımda hissediyorum seni.
Cennet mekanın olsun canım annem ....
Bütün annelere toz pembe günlerdileğiyle......

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

yazınızı okuyunca içimin acıdığını hissettim,,mekanı cennet olsun inşallah..Sizede geçmiş olsun efendim..sevgiler

gül sen 
 14.01.2009 18:35
Cevap :
sizede merhaba yorumunuz ve iyi dilekleriniz için çok tesekkür ederim. bol toz pembeli günler dileğiyle. 3NF  15.01.2009 15:00
 

Bir önceki yazında da vardı... ikisi de aynı anlamdaydı. Oysa beyazlıklar "barış"ın rengi olmalı, oysa beyazlıklar kırlardaki papatyalar gibi "yaşamanın" rengi olmalı... Sevgiler derin mavilere uğurladığımız annelerimize, babalarımıza gitsin; toz pembeden yansıyarak.

derinmavi.. 
 14.01.2009 12:24
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
 
Toplam blog
: 40
Toplam yorum
: 19
Toplam mesaj
: 6
Ort. okunma sayısı
: 751
Kayıt tarihi
: 05.01.09
 
 

1960 doğumlu, ilkokulu Zühtüpaşa İlkokulu'nda bitirmiş, orta öğremimini Çamlıca Kız Lisesi'nde alt..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster