Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

13 Ağustos '08

 
Kategori
Çalışma Yaşamı
Okunma Sayısı
399
 

Açlık mı? Ölüm mü?

Açlık mı? Ölüm mü?
 

Geceler kısa, geceler serin, uyku güzel ama ne mümkün; kıpır kıpırken insanın içi, uyuyabilir mi, gözleri kapanır mı? Yeni bir sabah, yeni bir gün ve geleceğe umutla bakabilmenin heyecanı, kim takar uykuyu.

Sefalet içinde geçirilmiş onca sene, kimi zaman aç, kimi zaman açıkta yaşanmış günler. Bir bardak sıcak çaya, bir dilim bayat ekmeğe hasret geçen zamanlar.

Bu günleri geride bırakmanın verdiği mutluluk, artık akşamları eve gelirken eli dolu gelebilecek olmanın, çocuğa oyuncakçıda gördüğü o uzaktan kumandalı kırmızı arabayı alabilecek olmanın gururu.

İlkokul mezunu olmanın verdiği ezikliğe rağmen, yavrularını okutabileceğinin bilinci, mutluluk, huzur ve umut...

Hayal ettiğin işe sonunda kavuşuyorsun. Akmasa da damlayacak ve belki dişini sıkarsan birgün ufak bir gölün bile olacak. Az olacak ama senin olacak. Anlının teriyle, emeğinin gücüyle ekmek paranın peşinde koşacaksın.

Belki ağır bir iş bekliyor seni, yerden kat kat yüksek platformlarda çalışacaksın, ağırlığının 2-3 misli yükün altına gireceksin, an gelecek kolun-bacağın yaralanacak ama yılmayacak, çalışacaksın.

Sen şanslılsın aslında, tüm bu iş yüküne, can pahasına çalışmana rağmen şanslısın. Daha düne kadar senin de içinde olduğun işsizler ordusunu düşünsene. Ordan oraya savrulan, karın tokluğuna çalışmak zorunda bırakılan o orduyu düşünsene, o bitmez tükenmez işsizler ordusunu.

Sen şanslısın, işin var artık. Evine ekmek götürebileceğin bir iş. Canını dişine takarak çalışacağın ama sosyal güvencenin olmayacağı bir iş. Hiç hastalanmaman, yorulmaman gereken bir iş.

İşine sonuna kadar sahip çıkman lazım, zor kavuşmuşsun çünkü, bu öyle bir fırsat ki senin için, sokaktan kurtulmana, lokmaya kavuşmana vesile olmuş.

Seni yoldan çıkaracak, patronlarına karşı ayaklandıracak arkadaşların olacaktır ama sen onları dinleme (!)

Hak-hukuk, can sağlığı, iş güvenliği gibi laflara kulağını kapa, onlar seni işinden edecekler, tekrar sokaklara gönderecekler aman ha dinleme (!)

Sendika, sivil toplum örgütü, grev, toplu sözleşme...

Bunlar gomunistçe şeyler, gavur icadı sakın bulaşma (!)

Evden işe, işten eve... Bir lokma ekmek, biraz zeytin; senin emeğinin karşılığı bunlar, gerisini sakın ha isteme.

Çalıştığın koşullar çok ağır, ölüm tehliken var, hayatta kalmak senin elinde her türlü zor görevi yerine getir ama sakın ha ölme, yoksa patronun çok üzülür!

Bunlara uyarsan ölene kadar çalışabilirsin, yok uymazsan işte kapı, işte yokluk, işte sefalet...

Nesini söyleyim canım efendim
Gayri düzen tutmaz telimiz bizim
Arzuhal eylesem deftere sığmaz
Omuzdan kesilmiş kolumuz bizim

*Şiir: Serdari


Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Geçende eski sendika yöneticisi "Bana işçileri işverenler öldürttü dedirtemezsiniz" dedi insanın tüyleri ürperiyor, düzene entegre olmuş sendikalar ve onların yöneticileri işçi yanında değilde patron yanında olmaya devam ediyorlar, sendikasız ve örgütsüz işçilerin durumu daha vahim.İşçi hatası, mühendislik hatası gibi söylemlerle nerdeyse dalga geçiyorlar ölümlerle, biri ölse ne olur ki? Ooo sırada ne de olsa bekleyen çok işçi var... Sevgiler

Meyman 
 15.08.2008 9:22
Cevap :
Kapitalizmin avuçlarında savrulup giden, insanlığın ve emeğin sonu, acılar içinde yok olmaktır. Bir an önce üzerimize düşeni yapmazsak, bu sondan kurutulamayacağız. Yorumunuz için teşekkür ederim.  20.08.2008 15:24
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 117
Toplam yorum
: 197
Toplam mesaj
: 14
Ort. okunma sayısı
: 1030
Kayıt tarihi
: 26.09.07
 
 

1980 yılında Mersin'de doğdum, bütün eğitim öğrenimimi Mersin'de tamamladım. Yetmedi, işimi de Mersi..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster