Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

10 Aralık '13

 
Kategori
Deneme
Okunma Sayısı
186
 

Açlıktan yararlanmak

Açlıktan yararlanmak
 

Yıllar  önce yağmurla beraber  ağladığım zaman sanki  dertleşiyorduk,   o zamandan kaldı bana sağnak yağış altında dünyanın kalp atışını dinlemek...
Seller  içindeki gürültüleri topluyordu, en çok ne taraf  ses çıkarırsa sanki orası çamurlu küçük göletler ortaya çıkıyor  ve üstüne  daha fazla sel suları geliyordu.   Her yerden çağlayarak akıyordu.  Bir el vardı suyun içinde bana doğru bakan ve açılmış iki göz.   Yanımdan en son geçenin  saçları   ağaçlara takılarak ilerliyordu. Şaşkınlık  içerisinde yağmurun ve o iki  gözün  bana  anlattıkları unutulmaz anlam ile doldum.
Kader şaşmış yaşanan hayatın içindeki zamanda yokluklarla dolu, açlığın ne kadar dayanılmaz olduğu  ekmeğin bile zor bulunduğu, tatlı diye bildiklerinin şekerli su olduğu yer...
Açlığın  insanı öldürdüğü yer... Vucudlarına yapışan sinekler, derileri,  kemiklerin içine doğru inmiş  bir yere yığılmışlar...
Tek dünündükleri doymak, iyileşmek, giyinebilmek. İnsan olarak geldikleri bu dünyada insan gibi yaşamak, coçukları ölmesin diye deneme ilacı olmadan iyileşebilmeleri hayatlarında bir sabah kahvaltısı yapmak, coçuklarını okula gönderebilmek, bir genç kızın olmayacak hayali var bir düğün(düğünü değil rüyada olabilecek) eğlencesi görebilmek.
Bu sömürgen dünyada zor ve halen zor onları yeterli doyuramamak giydirememek   üzülmemek elde değil 20. asır  günümüzün uzay çağındayız,  kendisine yeterli olanlar uzaya tatile gitmeye başladı ve halen  dünyada açlık savaşı yağmacılıkla dolu, sömürgecilik   bitmiyor...   Bu insanlara yardım ediliyor ama al gülüm ver gülüm yada biraz iyileştiriyor göz boyandıktan sonra orayı kontrol etmeye başlanıyor...(hani yardım edenler daha akıllı oluyorlarya yol iz gösteriyorlar,)
Kendi başına kalmış coçuğa sormadan  o kadının yarasını sarmadan o adama iş sorumluğu vermeden toplama kampları gibi  önce bir yardım yarışı sonra ilkelerin direttiği dil din  değişikliği,  onların    kültürleri  yokmuş  gibi  insanları ayırt ederek kendilerinin özelliği ögretilerek  yine mahkum ederek yok etmeyi başarıyorlar... Bu dünyaya  geldiklerinden beri hep gözleri baygın  bekler gibi, o çocuk biliyor ölümü, anlayamadığı tek  şey  bunlar...   

Neden...

Birgül Ekim.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 101
Toplam yorum
: 53
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 3487
Kayıt tarihi
: 17.11.13
 
 

Ucunu göremediğim kadar  Özgürlük, Aldırmadan hiç birşeye,  bütün kuralları kırıyorum Ne olursa o..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster