Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

29 Ekim '17

 
Kategori
Öykü
Okunma Sayısı
23
 

Açma

Açma
 

Dünden akıp giden görüntüler


Ay ışığı aydınlatıyordu geceyi. Seçilir gibiydi karşı tepeler. Açık, sessiz görünüm çam ağaçlarının kokularını okula ulaştırıyordu. Hele rüzgarlı gecelerde lojman mis kokularla dolardı.

Kelköy aşağılarda karşı tepenin eteğinde kuruluydu. Karşı tepeden inen çam kokuları köyü tarıyordu. Kelköy’ün kuzeyinde duran beyaza boyalı okul cıvıl cıvıl çocuk sesleriyle dolup taşardı.

Karşı tepeler sessizliğini, gökyüzü beyazlığını yitirir gibi oldu.Tek tek görülen, kuzeyden güneye mis kokuları yayılan çamlar yanıyordu.Korkulu gözlerle  yangını gösterdi Kooperatifçi Mustafa. Ertuğrul Büyüklü, Töme köyünden Fahrettin Öğretmen aldırışsızdı.Şaşkın şaşkın ne diyeceğini bilmeden, “Kim yakıyor?!” diye arkadaşlarına sordu.  

Sorma değil, bir karşı çıkıştı genç öğretmenin sorusu. “Alışırsın, alışırsın bu gördüklerine.” diyen Ertuğrul Büyüklü’ye  kaygıyla baktı. Fahrettin  Öğretmen, “Olur, olur bal gibi olur.” sözlerinde gördüğü içten içe üzdü mesleğinin baharındaki öğretmeni. “Hani yanlışlardan yana olmayacaktık, karşı duracaktık.”  tümcesi yanıt beklemeden söylenmişti.

Kooperatifçi Mustafa Niğde’nin Yeşilova’sını anımsadı. Evlerinin yanışını, içerde kalışını. Ormanın yangını yeniden kokuttu  kendisini. Boşta bulunup bağırdı: “ Olmaz be arkadaş, olmaz!”  Fahrettin Öğretmen, “Olur, oluyor işte bak; hadi önleyelim!” diye çaresizliğini duyurdu.

Orman yangınını  göze alıp  açma için ağaçlara kıyanlar kim bilir kimlere dayanıyor, bilemezsin ki! İşte bu kadar iş karışıktı.Kooperatifçi Mustafa çocukluğundaydı. İki katlı konaktan evlerinin yanışını, anasının dizlerine vura vura ağlayışını, babasının bağrışını yakınına getirdi orman yangını. Kooperatifçi Mustafa’nın korkusu işte böyle eskilere dayanıyordu.

Öğretmen lojmanından aşağıda duran Kelköy’e doğru yürüdüler.Köy meydanı kalabalıktı.Ay ışığı aydınlığında uzaktan izlenen orman yangını köylünün açmazıydı.Topraksız olamayacağı için mi bu yangın? Yanan çamların yerini ne alacaktı. Fındık ağacı ürün versin diye  kaç yıl beklenecekti,  dallarından asılıp toplanacak fındıklar yakanları kurtarabilecek miydi?

Köyün aşağısında Sakarya kıvrıla  kıvrıla akarken bulanıklığı koparıp götürdüğü topraktandı. Köylü  orman yangınını toprak için ateşlenirken, Sakarya açılan açmaların kaç katını taşıyordu denize. Kıyısında oluşturduğu kıyı ovası Yeni Mahalle’nin bir parçası oluyordu.

Lojman kapısında duyulan gürültü bu kez orman yangını için miydi? Karşı tepelerde görünen  yangın yoktu. “Ee ne ola acaba?” diye baktılar birbirine.Ertuğrul Büyüklü lojman kapısını açınca  Kelköy’ü ayakta karşısında buldu. Köylülerden Kara Celal, Alaca Memet’e: “Öğretmenler uyanamadı, duymadılar mı?” sözüne lojman kapısında göründü ikisi birden. “Hayrola Kara Celal?”   “Köy sallandı siz uykudasınız, baksanıza bütün köy burada.” Çıkışına karşılık vermediler. Dün yangın, bugün deprem yoklamıştı  Kelköy’ü, Kaarasu’yu, Adapazarı’nı.

O gün radyolar büyük depremi gün boyu duyurup  durdular.

 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 988
Toplam yorum
: 307
Toplam mesaj
: 19
Ort. okunma sayısı
: 671
Kayıt tarihi
: 24.03.12
 
 

Türkay KORKMAZ, umuda yolculuğu ertelemez. Mermeri delenin damlanın sürekliliği olduğunu bilir. Y..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster