Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

29 Haziran '12

 
Kategori
Deneme
Okunma Sayısı
254
 

Ada

Ada
 

Bu seferlik bu resmin altını siz doldursanız olur mu? Çünkü benim dolduracak halim kalmadı...


Bir adada yaşamak isterdim ben...Sabahları yanlız ya da sevgilimle uzun yürüyüşler yapabileceğim... Ya denizin, kumsalın yumuşamış, hafif çamurlaşmış hali değmeli ayaklarıma; ya da tenime değen hafif dalgaların yumuşaklığını hissetmeli; negatif ne varsa üzerimde; hemen bırakabilmeliyim bastığım yere...

Öyle bir ada olmalı ki orası... Ne çok kalabalık; ne de çok ıssız... İstediğimde kendime kaçmalı; dilediğimde insan kalabalıklarında kaybolmalıyım...

Sabahın köründe kalkıp, önce sıcacık çorbamı içmeliyim; öylesine, salaş bir yerde... Sonra da doyasıya boğuşabilmeliyim kedilerle ve köpeklerle...

Yürümekten, koşturmaktan yorgun düştüğümde; mesela saat 10'da, sabah atıştırmamı yaparken hem günlük gazetelerimi okumalı, hem de o sevdiğim kitaptan 3 - 5 sayfa çevirebilmeli; içime hapsedebilmeli; harf harf, santim santim hazmedebilmeliyim; zevk içinde okumalıyım o eşsiz cümleleri yine...

Sonra da işime yollanmalı, denize karşı 3 katlı ahşap evimin çatı katındaki ofisime atmalıyım kapağı...

Sabah kahvemi yudumlarken, yanında meyveli sodam ya da çikolatamla... Ya dilediğim kadar büyütebildiğm reklam ajansımın yaratıcı işlerine dalıp gitmeliyim; ya da bambaşka taktik ve stratejiler geliştirmeliyim; uygulamaya koyacağım yepyeni projelerimle ilgili...

Ben bunlarla uğraşırken denize karşı, aydınlıklar içinde; oğlum Benek durmadan bana laf atmalı; ve en sevdiğim, adını o zaman koyacağım köpeğim de, ayaklarımın arasında dolanıp durmalı, durmadan; ama sıkılmadan...

Aaaa! Saat 5 mi olmuş? Nerde benim 5 çayım? Ben çay içmeyi falan hiç sevmem haaa! 5 çayı, çocukluğumdan kalan alışkanlığım...

Şöyle bir de, gün ortası haberlerine bakmalı, bir iki dostumu aramalı; dosyalarıma, çalışmalarıma şöyle son bir göz atıp; tekrar insanların arasına karışmalıyım; bol bol görüp, bulup, dokunmak ve düşünmek için...

Çünkü akşam 7 ile 10 arasında yeni deneme kitabım için çalışmalı; hiç yazmadıklarımı yazmalı, hiçkimsenin söylemediklerini, söyleyemeyeceklerini söylemeliyim yeniden... Her yeni günde, her yazımda yeniden söylediğim gibi...

Akşam 10'dan sonraysa atış serbest!... Ya en sevdiğim dostumla çıktığım ada turunda bulursunuz beni... Ya kayıkların, balıkçı barakalarının arasında... Belki de deniz yıldızlarını atıyorumdur tekrar denize; ait oldukları yere...

Ya gördüğüm bir evsizle ya da yürüyemeyecek kadar yaşlanmış bir delikanlı teyzeyle buluverirsiniz beni belki de... Koluma girmiş, santim santim gideceği yere bırakırken; o ışığı hiç eksik olmayan pırıl pırıl gözlerinden ilham aldığım o güzel  teyzemle...

Akşam yemeğini ee, daha demin yedim yaaa!... Şimdi, ada ada gezen genç, hevesli idealist, enerji dolu, gezgin ada müzisyenlerini dinleme zamanı...

Gece 12'den sonra mı ne yaparım? Ya tekrar kitaplarıma dalar, ya sevgilimi almış kollarıma, yarı uyur, yarı uyanık sallarım onu kollarımda; sanki minik bir bebeği beşiğinde sallarmış gibi...

Sonra belki sevişiriz bebeğimle ya da sabahlara kadar tepiniriz yüksek volümlü ada diskoteğinde... Ya da içimize çekilmek istersek ayrı ayrı; herkes kendi köşesinde çıkar kendi hayal ya da inziva yolculuğuna... Bilemiyorum şimdi...

Nee? Ne dediniz? " Hani, nerede uyku? " mu dediniz? Ben uyumayı hiç sevmem ki! Hem deminden beri uyuyoruz ya! Neeee? Yoksa bu gördüklerim, rüya değil, şu anlattıklarımın hepsi gerçek mi?

Anneeee! Anneeee! Gördün mü beni? Duydun mu sesimi? Hani sen hep derdin ya bana " Oğlum! Oğlum!... Sen bu hayatta istediğin her şeye ulaşacaksın da; ama ben seni göremem heralde!..."

Bak işte Anne! Tam da istediğim yerde, en sevdiğim adanın ortasında, hayatta istediklerine ulaşmış bir adamım... Ama sen yoksun ya işte yanımda... Tıpkı yıllarca söylediğin gibi... Hadi bir el salla da bana; bir deniz yıldızı da sana fırlatayım; sana değen yıldız, tüm sahili aydınlatır; hem de gecelerce...

İstemem, hiçbir hayalim gerçek olmasaydı; sen, bir tek sen olsaydın yanıbaşımda, bir nefes uzağımda...

Anneeee! Anneeee! Hadi gel gidelim evimize... İstemem hiçbir hayalimi de, düşümü de... Bana bir tek şeyi verin lütfen! Hani, canım annem nerede?

Not: Yazıda kullanılan görsel www.kitapokuyoruz.com adresinden alınmıştır.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Başarılı denemeniz için kutlarım.Ana gibi yar var mı?Selamlar NAHİDE

NAHİDE ÇELEBİ 
 30.06.2012 10:33
Cevap :
Teşekkür ederim sevgili Nahide hocam... Kaleminize sağlık! Cemce sevgilerimle...  30.06.2012 12:03
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 1235
Toplam yorum
: 3507
Toplam mesaj
: 73
Ort. okunma sayısı
: 1702
Kayıt tarihi
: 30.01.11
 
 

İstanbul Üniversitesi İletişim Fakültesi Halkla İlişkiler ve Tanıtım, A.Ö.F. Adalet Yüksek Meslek..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster