Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

18 Mayıs '15

 
Kategori
İstanbul
Okunma Sayısı
1356
 

Adalar' da günübirlikçi sorunu

Adalar' da günübirlikçi sorunu
 

İstanbul'un İncisi


İstanbul yaşanması çok güç bir yer haline geldi. Kalabalık yığınlarının oluşturduğu stres, günün her saatinde kendini şiddetli bir şekilde hissettiriyor artık. Daha sabahın ilk ışıkları ile işine gitmek için evlerinden çıkan insanlar trafikte, köprülerde, metrolarda, metrobüslerde, tramvaylarda, kısaca şehrin ulaşım aracı gerektiren her bölgesinde bu kalabalıkla ve onun getirdiği stres ile boğuşuyorlar. Tüm bunların yanında okullarına giden öğrenciler, emekliler, işsizler, gezmeye çıkanlar vb. bir çok unsur da bu kalabalık ve stres ortamına katkı sağlıyor. Örneğin bir hafta sonu Kadıköy iskele meydanında on metre düz yürümeniz imkansız.
 
Bu kalabalığın getirdiği stres İstanbul halkının üzerinde son senelerde artarak belirginleşen bir tahammülsüzlük ve sinirlilik hali yaratıyor. Bindiğimiz otobüslerde, dolmuşlarda, tramvaylarda, diğer ulaşım araçlarında, şöförler dahil hiç kimsenin birbirine tahammülü kalmamış durumda. Biri ile tartışmadan bir tek gün bile geçirmemiz adeta imkansız oldu.
 
İşte bu kalabalık yığınlarının yarattığı stresten kaçmanın yollarından biri de İstanbul'a vapur ile ortalama 45 dakikalık mesafede olan Adalar' a gitmek oluyor. Adalar, bol oksijeni, yeşil doğası, temiz denizi ve sessiz ortamı ile özellikle günübirlik tatilcilerin en gözde sayfiye yerlerinden. İstanbul stresinden bir günlüğüne uzaklaşmak isteyen insanlar dilerler ise Kınalıada'nın hemen iskele yanındaki denize giriyorlar, dilerler ise Burgazada'da İstanbul'a karşı kaliteli bir yemek yiyorlar, dilerler ise Heybeliada Değirmenburnu'nda ailecek piknik yapıp eğleniyorlar ya da Büyükada'da bisiklet kiralayıp keyifli bir keşfe çıkıyorlar. Tüm bu saydıkklarım elbette her adada yapılıyor ama ben örnek vermek açısından ayrı ayrı belirttim.
 
Ancak bu stresten kaçışın getirdiği gerçekten büyük bir sorun var, ''doğa tahribatı''. Ben adalı olan ve ada da yaşayan biri olarak bu doğa tahribatını özellikle bahar ve yaz aylarında çok net görebiliyorum. Sizlere bir kaç gözlemimi sunmak istiyorum.
 
Günübirlik ziyaretlerde tahribat daha vapur yolculuğunda başlıyor. Son senelerde iyiye doğru bir düzelme gördüğüm Marmara Denizi'ne vapur yolculuğu boyunca yenen çekirdek kabukları, kullanılan mendil, içilen içecek kutuları ve bunun gibi daha bir çok şey atılarak denizin yeniden kirletilmesine katkı sağlanıyor. Vapur yolcularını boşalttıktan sonra ise tam bir çöplük yuvası görünümünde kalıyor. Bir başka örnek adaların ormanlık alanları. Özellikle gruplar halinde gelen gençler yedikleri içtikleri ne var ise ormanlık alanda bırakıp adalardan ayrılıyorlar. Bira kutuları, gazete kağıtları, meyve kabukları bunlara bir kaç örnek. Bu tutum tüm ekolojik hayata zarar veriyor tabiki. Ya da denize girenler yine yedikleri ve içtikleri şeylerin çöplerini deniz kıyısında bırakarak hem deniz hem de kıyı kirliliği yaratıyorlar. Bir başka örnek, eriklerin olgunlaştığı bu dönemde erik ağaçlarının çoğunun dallarının kırılıyor olması. Maalesef erik yemek isteyen insanlar eriği daldan koparmak yerine, dalı ağaçtan koparmayı tercih ediyorlar. Akşam dönüşlerde yine aynı manzaralar ile karşılaşmak mümkün.
 
Elbette bu yazdıklarım için bir genelleme yapmak imkansız. Doğa dostu ve oturduğu yeri temiz bırakan insanlar da azımsanmayacak kadar çoklar. Ancak Her geçen sene nüfusu artan şehrimiz için bu azımsanmayacak insan sayısı maalesef yeterli olmuyor. 
 
Adalar bizlere tarihin en önemli miraslarından biridir. Bir kaçış, bir dinlenme, bir huzur yeridir. Ancak son senelerdeki bu tahribat yüzünden adalar da yaşanması zor olan yerler arasına girmek üzere. Bizler nefes alabilmek, dinlenebilmek, huzur bulabilmek istiyorsak İstanbul'un İncisi'ne gereken saygıyı göstermeliyiz. Yoksa bizden sonraki nesillere nefes alabilecek bir alan bırakmayacağız.
 
Lütfen tüm doğal ortamlarımıza daha dikkatli daha temiz ve daha saygılı davranalım...

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Eski İstanbul'un gerçek beyefendileri ile hanımefendileri günümüzde yerini maalesef kuru kalabalığa bırakmış durumda... Oysa nicel nüfusun aşırı olmasından ziyade başta yaşadığımız mekan olan doğaya ve diğer insanlara saygıyı hayat felsefesi olarak benimsemiş nitelikli insanlar esastır; yani kısaca nüfusun aşırı çok olmasından ziyade nitelikli insanlardan oluşması esastır.

Şenol Elbay 
 19.05.2015 17:43
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 20
Toplam yorum
: 2
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 291
Kayıt tarihi
: 10.05.14
 
 

İstanbul Burgazada doğumluyum. Sakarya Üniversitesi Turizm Otelcilik ve Anadolu Üniversitesi İşle..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster