Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

22 Kasım '08

 
Kategori
Ben Bildiriyorum
Okunma Sayısı
295
 

Adalet aramaya çıktım

Adalet aramaya çıktım
 

Farenin canına tak demiş


Adalet aramaya başladım…

Adalet “ölmüş” diyenler oldu…

Boş ver….değmez diyenler oldu…

Adalet eşeğin altında diyenler oldu…

Kim kaybetmişte sen bulacaksın diyen oldu…

Burası Türkiye diyen oldu..(her şey olabilir anlamında)

Üç yalancı şahitle ipe götürülen bir ülkede… diyenler oldu…

Diğer adaletsizliklerin yanında senin ki ne ki? Diyenler oldu…

Ömür boyu sürer ve kahrından nalları dikersin diyenler oldu…

Gir bir gün odasına, ağzını burnunu kır ama kimse görmesin diyenler oldu…

Daha birçok şeyler diyenler oldu fakat hiç birini vicdanım kabul etmedi…

Gençliğimde haksızlıklara karşı şiddet kullanmaya yatkınlığım vardı.

Son seferimde, askerlik yaptığım dönemde, çok sık Türklere hakaret etmesinden dolayı bir subayın ağzını burnunu kırmıştım. Neticesinde 25 yıl hapis cezasından zor kurtuldum. İşte o günden beri tövbeliyim. Velhasıl,

Başıma sarılan bu haksızlık, ömür boyu içimden çıkması veya unutmam mümkün olmadığını düşünerek, hayatımın kalan kısmını mücadele ederek tüketmeye karar verdim. Bu kararımı vermeye, yazımın başında bahsettiğim, bana söylenen sözler olmuştur.

Önümde iki seçenek vardı:

Birincisi: Kurumsal yönden Soruşturmaya itirazda bulunmak. Sonuç alamadığım takdirde Bakanlığa müracaatta bulunmak.

İkincisi: Dava açmak.

İlk öce:

17.02 2006 tarihinde ve daha sonra, suçlamalarla ilgili belgeleri, ne ilçe ne de okul tarafından verilmeyecekleri anlaşıldıktan sonra,

27.03.2006 tarihinde Bilgi Edinme Hakkı Kanunu mucibince Kaymakamlığa başvurdum.

Talepte bulunduğum belgeler: (Yasaya göre 15 gün süre içinde verilmeleri gerekirken)

1.Sicil Raporlarımın tamamı, (10.04.2006 tarihinde alabildim)

2.Soruşturma Raporunun tamamı. (08.05.2006 tarihinde ancak alabildim)

29.03.2006 tarihinde, ne sicil notlarım hakkında, nede Soruşturma Raporu hakkında bilgim olmadığı halde, Soruşturma usulüne uygun yürütülmediğine dair İtiraz dilekçemi İl MEM’ne teslim ettim. Görev yerimin değiştirilmesi, sadece ve tek, hakkımda yürütülmüş olan soruşturma olabileceğinden, Raporun yeniden ve mutlaka benim katılımımla incelenmesi talebinde bulundum.

13.04.2006 tarihinde aldığım cevabi yazıda: İl Milli Eğitim Müdürlüğünün 29 Mart 2006 tarihli dilekçenize cevap:"İlgi dilekçeniz gereği kayıtlarımız üzerinde yapılan tetkiklerde, hakkınızda yürütülen soruşturmanın usulüne uygun olarak yürütüldüğü ve tamamlandığı anlaşılmıştır." Hiç de beklemediğim bir cevap. Bu yolun kör yol ve işin içinde iş, oyun, dolap olduğunu düşünerek Adliye Sarayının yolunu tuttum.

18.04.2006 tarihinde soruşturmacının teklifleri doğrultusunda verilen iki ceza hakkında iki dava açtım. Yasal süre sorunu olduğu için, rapordan bilgi edinmek için daha fazla bekleyemezdim. Konusu aynı olan bu iki davadan biri lehime sonuçlandı, işin garip tarafı diğer dava hala devam etmektedir. Bu nedenle davalar hakkında fazla bir şey yazmak istemiyorum şu anda. İleride tabii ki…

Ne tesadüf ki, (tesadüf olduğuna inanmıyorum?!) bir gün sonra,

20.04.2006 tarihli yazı yazılıyor ve deniyor ki: 27.03.2006 tarihli dilekçenize cevap; Soruşturma Raporunun fotokopilerini ücretinizi ödedikten sonra gelip alabilirsiniz?! (15 gün yerine 38 gün sonra elime geçen yazı…)

05.05.2006 tarihinde (Cuma günü) postadan aldığım mektubu gördükten sonra hem sevindim hem üzüldüm. Sevinmemin sebebi, artık ne ile suçlandığımı nihayet görebilecektim. Üzülmemin sebebi ise, bu belge elimde olmadan Dava açmak zorunda bırakıldım. Bunun ne demek olduğunu başına gelenler bilirler sadece.

Kurnazlara bi bakın. 15 günlük yasal süre içersinde verilseydi, dava dilekçemde rapordaki bilgileri kullanabilirdim. 38 gün sonra, alabilirsiniz deniyor. Bayram geçtikten sonra ne yapayım ben yağı? Art niyetlerini başından beri sürdürdüler ve sürdürmeye de devam ediyorlar.

08.05.2006 tarihinde (Pazartesi) raporun fotokopilerini nihayet alabildim.

Raporu defalarca okuduktan sonra gördüm ki, her şey Arap saçına döndürülmüş. Bu olayı olsa olsa Bakanlık çözer ve hata yapanları cezalandırma yetkisi de olduğunu düşünerek,

09.02.2007 tarihinde Bakanlığa başvurdum.

Ne rezalet!!! Ne rezalet!!! Keşke o kadar güvenmeseydim!!! Keşke başvurmasaydım!!! Keşke zamanımı boşa harcamasaydım!!!

…devamı var…

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 32
Toplam yorum
: 41
Toplam mesaj
: 25
Ort. okunma sayısı
: 770
Kayıt tarihi
: 17.10.08
 
 

Otuz altı yıl Eğitim sektöründe: Meslek Öğretmenliği ve Yöneticilik yaptıktan sonra 1.5 yıl önce ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster