Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 
 

Rıza Üsküdar (Anadolu'm ayağa kalkarken)

http://blog.milliyet.com.tr/ruskudar

13 Ağustos '11

 
Kategori
Dünya
Okunma Sayısı
322
 

Adalet dağıtmayan mülk er ya da geç zail olur…

Adalet, beşeri hayatın bir vazgeçilmezi olduğu gibi, aynı zamanda tarihte köklü uygarlıkların önem verdiği en temel konulardan biri olmuştur. Bu nedenle tarihin en çok bilinen şahsiyetleri, daha çok hukuk yapıcısı ve aynı zamanda hukukun ne denli önemli olduğunu eylemleri ve söylemleriyle hayata geçirenler olmuştur.

Hz. Ömer, ‘adalet mülkün temelidir’ derken, bu hakikati anlayanlardan biri olan Mustafa Kemal’in mahkeme salonlarına bu ifadeyi yazdırmış olması, ‘adalet’ dağıtmanın ne denli önemli olduğu göstermektedir.

Bununla birlikte ‘mülk’ün anlamlarından birinin ‘ülke’ olduğunu düşündüğümüzde, geçmişte yıkılan uygarlıkların ‘neden yıkıldıkları?’ sorusunun cevabı da, somut bir şekilde ortaya çıkmaktadır.

Adalet sadece Doğu toplumları için önem taşımaz, Batı toplumları da toplumsal adalet dağıtma sorunlarıyla karşılaştıklarında, bu sorunu çözmek için hukuka sarılmışlardır. Antik Yunan dünyasından Roma’ya, oradan da daha sonraki süreçlere…

Ne var ki 19. yüzyılda yaşayan ünlü Fransız yazarı Balzac’ın, yaşadığı yüzyılda şekillenen ve bugün de insanlığın en büyük sorun kaynağı olan Kapitalizm’in, ‘adalet’ dağıtmadığını dile getirdiği şu özdeyişi oldukça anlamlıdır:

Bugünkü kanunlar, büyük sineklerin delip geçtiği, küçüklerin de takılıp kaldığı bir örümcek ağı gibidir.

Bugün ülkemizde ve dünyada hukuk ve onun yargı sistemi, Balzac’ın bu özdeyişini doğrularcasına, yargılayan değil ‘yargılayamayan’ pozisyonuyla dikkat çekmektedir.

Tabiî ki, bu Balzac’ın ifade ettiği büyük sinekler için geçerlidir, ama küçük sinekleri hukuk ve onun yargı sistemi çatır çatır yargılamakta ve haberleri de eğer gazetelere yansıyorsa, üçüncü sayfalarda yer almaktadır. Çoğunun ne avukatı, ne de gazete köşelerinde yazı yazan destekçileri vardır.

Belki Balzac’ın büyük sinekler diye tanımladıkları, bugünlerde yargılanıyor gibi gözüküyorsa da, gerçekte bu bir yargılama değil, hukuk üzerinden bir cebelleşmedir. Önümüzdeki günler, yargılandıklarını ya da hukuk üzerinden cebelleştiklerini açık bir biçimde ortaya koyacaktır.

Özellikle toplumsal tabanda karşımıza çıkan hırsızlık, cinayet gibi sapkınlıklar, Kapitalist sistemi yönlendiren büyük hırsızların ve aynı zamanda büyük canilerin bir yansımasıdır. Onların bu konudaki tahmin edilemeyen kara kutuları, toplumsal tabana aleni hırsızlık ve cinayet olarak yansıyor.

Sonuç olarak, en az iki asırdır insanlığa ‘adalet’ dağıtmayan Kapitalizm ve onu ideolojiler üzerinden yaratılan terör örgütleriyle küreselleştirmeyi başaran, bunun uğrunda sayısız insanın kanına giren dünyadaki tüm Kapitalist rejimler, açık söylüyorum içinden geçmekte olduğumuz ‘sancılı’ sürecin sonunda ‘mülk’lerini kaybedeceklerdir.

Kapitalizm’in ‘adalet’ dağıtmadığı halde bugüne kadar ayakta kalabilmiş olması, uzun yıllar sömürge ülkelerinden transfer ettikleri kaynaklarla mümkün olabilmiştir. Bugün ülkelerini sömürdükleri insanlar, artık onların içindedir ve de üreten değil tüketen durumundadırlar. İngiltere ve Fransa’da meydana gelen olaylar, bunun açık göstergesidir.

Bu iki asırlık muhasebe, Hz. Ömer’i, Mustafa Kemal’i ve Balzac’ı haklı çıkaracak ve önümüzdeki günlere damgasını vuracaktır.

Rıza Üsküdar

13 Ağustos 2011/Eskişehir

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 3366
Toplam yorum
: 2105
Toplam mesaj
: 196
Ort. okunma sayısı
: 498
Kayıt tarihi
: 15.08.06
 
 

Ankara Üniversitesi Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi Tarih bölümü mezunuy..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster