Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

06 Ocak '11

 
Kategori
Güncel
Okunma Sayısı
446
 

Adalet oyunu ve korku kültürü

Adalet oyunu ve korku kültürü
 

Adalet, Siyaset ve Korku Kültürü 

1 Ocak'ta yürürlüğe giren ve mecliste tek bir cümle olarak bir ara kabul ediliveren bir kanundan yaralanan binlerce tutuklu serbest kaldı. serbest bırakılan tutukluların yargılanabilseler uzun yıllar ya da ömür boyu hapis cezası çekecekler olması da işin traji-komik tarafı. Fakat ceza dairelerinden biri ne yapmış. bakmış ki kanun sırıta sırıta, elini kolunu sallaya sallaya geliyor önlem almış. Bu kanundan yararlanma imkanı doğacak suçluların dosyasını seçmiş, 3 ay önceden çalışmaya başlamış ve kanun yürürlüğe girmeden dosyaları sonuçlamış ve tutukluların kararlarını onaylayıvermiş. Dolayısıyla hükümet ve yargıtay birlikte hareket etselermiş ne olurmuş bu durumda olanların dosyaları öne alınıp kararları ve dava sonuçları kanun yürürlüğe girmeden sonuçlandırılabilirmiş. Dolayısıyla; 

1. Kanun yürürlüğe girsin ki Yargının çalışmadığı hükümet tarafından bir kez daha beyan edilebilsin ve yargı tamamen siyasallaştırılabilsin. 2011 seçiminde de yargının yeniden baştan yazılacağı propagandası yapılabilsin. 

2. Tutuklular serbest bırakılsın ki adı af konmadan gizli af yapılsın ve seçimde fısıltı gazetesi ile af yaptık, oy verin propagandası yapılabilsin.50.000 tutuklunun serbest bırakılması demek, serbest bırakılanların genelde mafya, örgüt üyesi vb. gibi geniş kitlelere hitap eden insanlar olması demek bu da en azından 500.000 oy cepte demek. belli olmaz domuz bağı bağlayanlara belki gelecekte ihtiyaç olabilir (!) 

3. Gelelim işin korku kültürü kısmına. Halkta korku kültürü yaratmanın ve zaten susmaya alışkın halkı susturmanın en iyi yolu önüne geleni, sesini yükselteni, herhangi bir şeyi protesto edeni bir gerekçeyle tutuklat. At içeri 10 yıl yatsın akıllanır çıkar o zaman. Tıpkı dün gazetelerde yer alan berber davası gibi. berbere giden savcının hükümete laf atan adamı polis çaırıp tutuklatması ve dava ederek 1 yıldan fazla hapse attırması gibi. savcının görevi mahkemede iş yapmak sokakta ya da berber dükkanında konuşması hoşuna gitmeyen adamı dava etmek değil. 

4. Başta öğrenci protestoları olmak üzere protestolar yükseldikçe polis devletinin müdahalesi daha sert oluyor. daha fazla su, daha fazla biber gazı. eskiden biber gazları parfüm şişesi gibi küçüktü şimdi yangın tüpü gibi büyük. ne yapalım her yıl 30.000 polis alalım. Niye protestocuyu, sözde tacizciyi yakalamak ve tutuklamak için. ne de olsa yargılamaya gerek yok. yatsın içeride 10 yıl aklı başına gelir. 

Ülkede yaratılan son durum; SAKIN SESİMİZİ ÇIKARMAYALIM YOKSA 10 YIL TUTUKLU KALIRIZ. 

SONUÇ: YARGI YOK ADALET YOK, SESSİZ OLALIM VE İYİ BİR DİZİ SEYİRCİSİ OLALIM. 

Adaletin kefesi adaletsizlikten yana ağır bastıkça biz çok daha ileri demokrasiler görürüz. 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Olanları benimde düşündüğüm, akılıma gelenler noktasında oldukça güzel özetlemişsiniz. Değinmediğiniz bir noktadan da ben olaya bakıyor, sorguluyorum. Acaba diyorum PKK-Hizbullah ve Erk üçgeninde yeni bazı planlar mı yapılıyor? Ne dersiniz?

Ayrıntıda gezinmek 
 07.01.2011 2:15
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 540
Toplam yorum
: 197
Toplam mesaj
: 7
Ort. okunma sayısı
: 1804
Kayıt tarihi
: 10.06.10
 
 

Gündemi ve olayları yakından takip etmeye çalışıyorum. Sinema, kitaplar, spor, doğa, siyaset, miz..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster