Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

06 Nisan '20

 
Kategori
Hukuk
Okunma Sayısı
101
 

ADALETİN SAVUNUCULARI

Merhabalar adaletin savunucuların her yıl 5 Nisan, Avukatlar Günü olarak kutlanıyor. 3 Ocak 1934 tarihinde İzmir'de Türk Avukatlar Birliği toplantısı yapılmıştır. Bu toplantıda tüm baroların aynı çatı altında toplanması fikri ortaya çıkmıştır. İlerleyen süreçte benzer toplantılar gerçekleştirilmiştir.5 Nisan da Avukatlar Günü ilan edilmiştir. Hayallerime  emin adımlarla ilerken adaletin savunucusu ve yolumu iyi hukukçu olarak çizmekten gurur duyuyorum. Hak ve adaletin yolunda olan bütün avukatların Avukatlar Günü Kutlu olsun.
 Bugün sizlere  İlk Türk Kadın Avukat Süreyya Ağaoğlu ile Atatürk'ün Arasında Geçen Sıra Dışı Hikâyeden bahsetmek istiyorum.Türkiye'nin İlk Kadın Avukatı Süreyya Ağaoğlu'nun Atatürk'le Anısı Kadın Hakları Açısından Bir Ders Niteliğinde!Türkiye'de avukatlık mesleğini icra eden ilk kadın Süreyya Ağaoğlu'nun Ankara'da staj yıllarında başından geçen ve Mustafa Kemal Atatürk'le de kesişen anısı kadın hakları açısından bugün bile ders alınacak niteliktedir.
 
Türkiye'nin İlk Kadın Avukatı Süreyya Ağaoğlu’dur .İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi'nin ve Türkiye tarihinde hukuk fakültelerinin ilk kız öğrencisi olan, 1924-25 döneminde mezun olarak Türkiye’nin ilk kadın avukatı olan Süreyya Ağaoğlu'nun hikayesi Ankara'da başlar.
 
 Bir arkadaşıyla birlikte Adalet Bakanlığı'nda staja başlar.. İlk günlerin heyecanı geçince, bir sorunla karşılaşırlar: Öğle yemeği işini nasıl çözeceklerdir? Evlerine gidemezler, evleri bakanlığa çok uzaktır. Lokantaya da gidemezler.. Aslında o zamanlar Ankara'da yemek yenebilecek bir lokanta, İstanbul Lokantası vardır. Fakat bir sorun vardır: Sadece milletvekillerinin yemek yediği bu lokantada, kadınların yemek yediği görülmüş şey değildir..
 
'Homurdanmalar ve şikayetler yükselir..''
 
Türkiye'nin, bu ilk kadın stajyer avukatları, öğle yemeklerini, bir süre için peynir ekmek yiyerek geçiştirirler. Ama sonunda dayanamazlar.. Dönemin Basın-Yayın Genel Müdürü olan babası Ahmet Ağaoğlu'na giden Süreyya, öğle yemeklerini İstanbul Lokantası'nda yiyebilmek için izin ister. Ahmet Ağaoğlu, bunda bir sakınca görmez, onayı verir...
 
İki arkadaş, ertesi gün öğleyin lokantaya gider, küçük bir bölümüne geçip güzel güzel karınlarını doyurur. Ahmet Ağaoğlu'nu ve kızını tanıdıkları için kimse yüzlerine bir şey söyleyemez, ama arkalarından konuşmalar başlar. Homurdanmalar ve şikayetler yükselir.
 
‘’Durum Başbakan'a kadar gider.’’
 
Süreyya Ağaoğlu dün akşam yemekte bulamadığı desteği bir anda gördüğünde şaşırır ve Latife Hanım'a bu olayın aslını sorar.
 
Şikayetler aynı gün, zamanın Başbakanı 'Rauf Bey'e de iletilir. Rauf Bey de Ahmet Ağaoğlu'nu arayıp durumu anlatır. 
 
Süreyya, o akşam eve döndüğünde, babasının kendisini beklediğini görür. Ahmet Bey hemen konuya girerek, "Başbakan Rauf Bey, senin ve arkadaşının lokantada yemek yediğinizi ve herkesin bunu konuştuğunu anlattı.. Bundan sonra öğle yemeklerine bana gelin," der.. 
 
Süreyya çok üzülür, ama yapacağı bir şey yoktur..
 
‘’Süreyya Hanım'a Atatürk de destek olmaz..’’
 
Birkaç gün sonra, Atatürk ve eşi Latife Hanım, Ahmet Ağaoğlu'na misafirliğe gelir. Sohbet edilirken, söz bu konudan açılınca, Süreyya Hanım, olayı bütün açıklığıyla Atatürk'e anlatır. Onun, kendisini anlayacağını ve destekleyeceğini düşünmektedir. Oysa onu dinleyen Atatürk, "Babanın da, Rauf Bey'in de hakkı var," der. 
 
Büyük bir hayal kırıklığına uğrayan Süreyya Hanım, ertesi gün bakanlıktaki odasında çalışırken, bir yetkili telaşla içeri girer : "Süreyya hazırlan, Paşa seni yemeğe götürecekmiş !.."
 
"Latife bugün seni öğle yemeğine bekliyor..''
 
Süreyya Ağaoğlu ertesi gün arkadaşıyla İstanbul Lokantası'na gittiğinde gördüğü manzara karşısında yeni bir şaşkınlık yaşar.
Süreyya şaşırır, apar topar kapının önüne çıkar. Yanında bir milletvekili ve yaveriyle arabada oturan Atatürk, onu görünce, "Latife bugün seni öğle yemeğine bekliyor," der. Süreyya Hanım hem şaşkın hem sevinçlidir. O bindikten sonra hareket eden otomobil İstanbul Lokantası'nın önünden geçerken, Atatürk, birden şoföre durmasını söyler. Bozüyük milletvekili Salih Bey telaşla yanlarına gelince, Atatürk, herkesin duyabileceği bir sesle, ona, "Bugün Süreyya'yı bize götürüyorum, ama yarın buraya gelecek, yemeğini lokantada yiyecek.." der.
 
''Kimse onları bakışlarıyla bile rahatsız etmeye yeltenemez.''
 
Süreyya Hanım’ın şaşkınlığı daha da artar. Ne olup bittiğini, Latife Hanım, yemekte, onun kulağına eğilip, "Paşa, dün akşam bu lokanta olayına çok kızdı, ama babanı senin yanında ezmek istemediği için kızgınlığını belli etmedi. Eve gelir gelmez, birkaç milletvekilini arayarak, yarın mutlaka eşleriyle birlikte lokantaya öğle yemeğine gitmelerini söyledi," deyince durumu anlar..
 
Süreyya Ağaoğlu, ertesi gün, arkadaşıyla İstanbul Lokantası'na gittiğinde, birkaç milletvekili eşinin de ilk kez orada olduğunu görür. Kimse onları bakışlarıyla bile rahatsız etmeye yeltenemez.. Bu bir ilk olur... Atatürk ve Türkiye'nin ilk kadın avukatı Süreyya Ağaoğlu, kadınların, tıpkı erkekler gibi, bir lokantada yemek yiyebilmesine de öncülük etmiştir...
 
Herhalde dünyada bir hak vardır. Ve hak kuvvetin üstün dedir. 
 
1919 (Nutuk III, s. 1184)

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
 
Toplam blog
: 40
Toplam yorum
: 5
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 129
Kayıt tarihi
: 31.10.19
 
 

Merhabalar kendini anlat deyince ilk aklıma; Mevlana Celaleddin Rumi   şu şiir aklıma gelir. Güneş ..