Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

09 Temmuz '13

 
Kategori
Gündelik Yaşam
 

Adaletin terazisi bozuk!

Adaletin terazisi bozuk!
 

Kaynak:İnternet


Kilo hesabı üzerinden birim fiyat belirleyen yerlerin terazileri ayar denetlemesine tabi tutulur; malına göre terazi olur, kantar olur, mühim olan tartının ayarının bozuk olmaması.

Amaç ise çok açıktır: Herhangi bir mağduriyeti önleme ve hırsızlığa karşı önlem.

İşin ihracat boyutunu bildiğimden diyorum, yurtiçi satış yapanlarda işler ne durumdadır bilemem ancak tek bildiğim böyle bir kontrol mekanizmasının olduğudur.

Adaletin temsil edildiği terazinin en çok vurgulanan veri ayarıdır; öyle eşit durur ki bir milim kaydırılmaz en basit görüntülerde bile…

Bu, görünen hassas yüzüdür elbette; bir de yaşanan ve algılanan tarafı vardır ki artık o terazinin ayarı kaymıştır!

Hiç gerilere gitmeye gerek yok, çok güncel bir örnek: Ellerinde pala olanlar serbest, oyuncak su tabancası olanlar içeride…

Ne amaçla çıkarsa çıksın, arkadaş, sokağa; elinde pala olanın etrafına zarar verme oranı ile su tabancasının zarar verme oranı nedir?

Adalet, eğer, “Ama öldürmedi ki” diye işliyorsa, ama o gözaltına alıp da hatta içeri tıktıklarınız Gezi Parkı direnişçileri ise hiçbir şey yapmadı!

Ki; eline pala alan ister bilerek ister bilmeyerek kolaylıkla zarar verebilir etrafına, bu bile bir suç unsuruyken, tehdit oluşturan bir durumken salınıyor ya, pes!

Hoş, tecavüz davalarında da benzerlerini yaşıyoruz, koruma talep edip de öldürülen kadınların sayısı da ayrı bir örnek; anladık ki artık bunlar sizi ilgilendirmiyor!

Elleri çivili sopalılar, palalılar da ilgilendirmiyor; baz alınan “Aman hükümete zeval gelmesin”; zira seçim konuşması sırasında başbakana olumsuz laf söylediği için yargılanan, hüküm giyen gençleri unutmadım!

Hatta, adı üstünde seçim konuşması, orada konuşan “Başbakan” değil, başbakanlığın tüm hizmetlerini kullanan bir parti başkanı diye de isyan ettim!

Hala da bir vatandaş olarak bu durumu kendime yediremiyorum: Parti başkanı olarak konuşuyor, başbakan olmanın tüm avantajlarını kullanıyor, en ufak bir eleştiri ise “Başbakana hakaret” olarak adliye kayıtlarına geçiyor!

Yok böyle bir şey!

Bir başbakan seçim için kürsüye çıkmaz, ya da çıkarsa orada “Başbakan” değildir artık, ister yuhalarlar ister alkışlarlar!

******

Adaletin terazisi uzun süredir bozuk, kimseye zarar vermemiş insanlar yıllarca içeride tutulurken “Domuz Bağı” yöntemini sayelerinde öğrendiğimiz Hizbullahçılar dışarıda…

Kendi bayrakları ile yürüyen, artık Kürdistanlılar mı demek lazım, bilemedim, Lice’de gösteri yürüyüşü yapıyorlar.

İzin mi almışlar yoksa yürüyüş için izne gerek mi yok?

Bu bir sorudur ve cevaplanmasını istemekteyim, yetkili kişiler tarafından.

******

Derdim şu an Kürt-Türk olayı değil, adalet mekanizmasını sorguluyorum yalnızca; zira Gezi Parkı’na konuşlanan Toma’lar, çevik kuvvetler ve biber gazlarından oralarda eser yoktu ya, o yüzden…

Bir dik duruş bekliyor insan; bu böyle yapılırsa böyledir gibisinden, ama, fakat, lakin gibi laflar halkın kullandıklarıdır, adalet ise “Bundan dolayı bu böyledir!” der, yani demesi lazım gelen…

******

“Adaletin kestiği parmak acımaz” diye öğrendik biz, bir zamanlar, iyi olmak, insanca davranmak revaçtaydı o vakitler ve olmayanların adalet tarafından cezalandırılması gerektiğini düşünür, ona inanırdık.

Kendimize öyle güvenirdik ki zaten yanlış bir şey yapmazdık; yanlış yapmayana da adalet dokunmazdı zaten!

Yanlış yapanı da adalete teslim etmek gibi bir inancımız vardı; cezası neyse verilirdi, elbette…

******

Koca bir grubun sözcüsü olabilirim lakin kendi adıma şunu söylemek istiyorum: Adaletin terazisine güvenim ve inancım kalmadı!

En çok da canımı yakan şu: Eskiden bir suç unsuru aranırdı, suç unsuru olmadan kimse suçlu olmazdı; son yıllarda “At içeri, suçsuzsa suçsuzluğunu kanıtlasın!” tarzında bir eylem var; suçsuzluğunu kanıtlamak isteyenlere de, nasıl bir kategorize edildiyse artık, ne deseler “Boş” deniliyor!

******

Hakim Bey, tecavüze yeltenen kişiyi “Ama tecavüz gerçekleşmemiş” diye salıyorsunuz ya, “Darbe girişiminde bulundu” diye yargıladıklarınızı da “Ama darbe gerçekleşmedi ki” diye salsanız, kimse adaletin terazisini sorgulamaz, açık-seçik ben diyeyim…

******

İnsan hakları ihlalleri konusunda duyarlı olsanız, vallaha, İnsan Hakları Mahkemesi’ne bu kadar başvuru olmazdı; bu kadar başvuru olmasaydı Türkiye da bu konuda üst sıralarda olmazdı; lakin yeter ki üst sıralarda olalım, yeter ki Türkiye adı duyulsun diyorsanız, o başka mevzu, tabii ki…

******

Tecavüz mağdurlarını aylar ve yıllar boyu oradan buraya sürükleyen adalet elleri palalıları bir çırpıda aklıyorsa; insan öldürmeyenleri “Ya öldürselerdi” mantığı ile içeri tıkıyorsa ve insan öldürenlerin Kürdistan Bayrağı eşliği ile yürüyüşlerine saygı gösterip de Gezi Parkı sakinlerine saldırıp da ölümlerine neden oluyorsa…

Adaletin terazisinin ayarı bozulmuş demektir!

Terazilerin ayar kontrolünü yapan devlet ve yetkili merciler olduğuna göre, ayarı bozulan terazinin sahibi  kadar ayar kontrolü yapmayanlar da sorumludur!

******

Gerçi, yetkili kimsenin üzerine hiçbir yük almayıp da mikrofon önünde cengaver kesilmesine ne kadar aşinaysak, hiçbir yetkilinin ciddiye almayacağı bir yazıdır bu da; eğer hakaret unsuru bulurlarsa dava açarlar, o başka!

 

http//twitter.com/Gulgunkaraoglu

gulgun_2006@hotmail.com

Erdal Ceyhan, Garip Avcı bu blog'u önerdi.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 1269
Toplam yorum
: 4372
Toplam mesaj
: 226
Ort. okunma sayısı
: 1307
Kayıt tarihi
: 18.09.07
 
 

İzmir, 1963 doğumluyum. Dokuz Eylül Üniversitesi İngilizce bölümü mezunuyum ve özel bir şirkette ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster